

78 farklı mekân, 629 etkinlik: Başkent Kültür Yolu Festivali
Mariza konserinden bir kare T.C Kültür Bakanlığı bünyesinde gerçekleştirilen Kültür Yolu Festivalleri, 2021’in ekim ayında İstanbul Beyoğlu Kültür Yolu Festivali ile başladı, 2022 yılında Ankara’da Başkent Kültür Yolu Festivali’nin…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: The Crusade / La croustade
Yönetmen: Louis Garrel
Süre: 67 dakika
Yapım yılı: 2021
Jenerik: Louis Garrel, 2000’lerin başından beri yer aldığı filmlerde hem oyunculuk performansı hem de cazibesiyle büyüleyen bir oyuncu. Babası Philippe Garrel’in izinden giderek kameranın arkasına da geçen Louis Garrel’in yönettiği üçüncü uzun metrajlı film The Crusade, prömiyerini 2021 Cannes Film Festivali’nde yapmış, ülkemizdeki ilk gösterimi de geçtiğimiz aylardaki 41. İstanbul Film Festivali’nin komedi filmleri seçkisi "Antidepresan" kapsamında gerçekleşmişti. Film, ergen oğullarının gezegeni kurtarma planını finanse etmek için ailenin değerli eşyalarını sattığını fark eden bir çifti merkezine alıyor.
Neden izleyelim? İklim aciliyeti insanlığın birincil gündemi olması gerekirken ne yazık ki türlü sebeplerle önceliklendirilmeyen bir konu hâlinde. Gelecek bilinci ve kaygısı taşıyan zeki çocuklarsa bu konuda sesini çıkaran yetişkinlerin işbirliği yerine küçümseyici tavırlarıyla karşılaşabiliyor. Parisli çift Abel ve Marianne, evlatlarının iklim aciliyetine karşı çözüm üretmek üzere bir araya gelen ve tamamı çocuklardan oluşan bir grupla hareket ettiğini, uzun bir süredir varlığını unuttukları bazı değerli eşyalarının kaybolduğunu tesadüfen fark edince öğreniyorlar.
Garrel’in bizzat baba Abel’i canlandırdığı film, iklim aciliyetine karşı üretilebilecek fakat bütçe engeline takılan birçok çözümün finanse edilmesi için bazı ufak fedakarlıklarda bulunulması, bazı lükslerden vazgeçilmesi gerektiğini savunuyor. Çocuklar ve ebeveynleri arasındaki zekice ve eğlenceli diyaloglar, Fransa kentlerinde yaşayanların sohbetleri ve tartışmalarından oluşan o geveze komedi alt türünün aktivist bir versiyonunu inşa ediyor.
Ortaya çıkan sonuç, çocukların ciddiye alınmadığını kabul ederken çocukları kendisi de karikatürize eden bir film. Kısacık süresinin de etkisiyle kendi aksiyonlarını ve iklim aciliyetine dair düşüncelerini gözden geçirmeni sağlayacak, keyifli bir komedi bulacaksın karşında yine de.
Nerede izleyebilirsin? The Crusade, bugün Başka Sinema salonlarında gösterime girdi.
Benzer işler:
- Captain Fantastic (2016, Matt Ross)
- Woman at War / Kona fer í stríð (2018, Benedikt Erlingsson)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sinemasın 007'si Bond'un 60. yaşı kutlaması, Björk'ün yeni albümü Fossora, Louis Garrel'ın distopyası.
14 Eki 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




