Makyajlı bir meyve

Makyajlı bir meyve

Arnavutköy’ün çilekle tanışması 18. yüzyıl sonları-19. yüzyıl başlarına dayanır. Aslen Pontus bölgesinden olup daha sonra İstanbul’a yerleşen meşhur bir Fenerli Rum aile olan İpsilanti ailesinin ilk çilek fidanlarını getirmesiyle semtin çilekle olan macerası da başlamış olur. Ve böylece bölgedeki üzüm bağlarının yerini çilek tarlaları alır. 1912 yılına gelindiğinde Arnavutköy’de 5973 Rum, 493 Türk, 32 Yahudi ve 342 Ermeni yaşamaktaydı. Çilek tarlaları ise rakamlardan anlaşılabileceği üzere semtin kalabalık nüfusunu oluşturan Rumlara aitti. Hatta bu tarlalarda çalışması için Giresun ve Rize’den aileleriyle birlikte Müslümanlar buraya gelmişti.  

Arnavutköy sırtlarında çilek tarlası

Arnavutköy çileği denildiğinde akla iki çeşit gelirdi. Bunlardan biri Osmanlı çileğiydi. Bu çilek, -Mehmet Selahattin’in yazısında gönderme de yaptığı gibi- açık pembe renkli, kokulu ve küçüktü. Frenk çileği ise tam tersi koyu renkli, görece daha büyüktü. Refik Halit Karay’a göre ise çilek denilince insanların gözünün önünde “yaygın toz pembesi” renginde olan Osmanlı (İstanbul) çileği canlanırdı. Ancak 1940’lara gelindiğinde “ananas ve muz da dahil, bütün sıcak ve ılık iklim yemişlerinden güzel bulduğu kokuları alıp bağrında daha da güzelleştirerek bize sunan o gerçekten dünya güzeli” Arnavutköy çileklerine soluk renkli olduğu gerekçesiyle alıcı çıkmamaya başlamış, herkes kızıl renkli çilek ister olmuştu. Talep bu yönde olunca da esnaf Osmanlı çileklerini kırmızıya boyamaya başlamıştı. 

Mayıs aylarında ilk mahsulün alındığı Arnavutköy çileği mevsimi geldiğinde rakının en önemli eşlikçilerinden biriydi. 1930’ların başında Mecidiyeköy’de açılan likör fabrikasında üretilen çilek likörü ise uzun yıllar bu çilekten elde edilmişti. 

Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçen 6-7 Eylül 1955 olayları Arnavutköy çileğinin de kaderini değiştirdi. 6-7 Eylül’deki yağmalamalara ve saldırılara zamanında Giresun ve Rize’den gelerek bölgeye yerleşen Türkler de katılınca Arnavutköy’deki pek çok Rum göç etmek zorunda kaldı. Arnavutköy çileği de 1960’lara gelindiğinde tıpkı rengi gibi toz pembe bir hayale dönüştü.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Arnavutköy’de çilek borsası #36

çilek borsası, arnavutköy, mega revma, makyajlı meyve, ayazma

28 Haz 2022

Osmanlı çileği

YAZARLAR

Göktuğ İpek

https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR