
RIBA – Artificial Intelligence Report

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Yazı: Betül Özlem Yılmaz
Mimarlık, bir zamanlar kalemle kağıt arasındaki sessiz ilişkiden doğardı. Sonra bilgisayarlar geldi, çizgiler ekrana taşındı; kullanılan araçlar düşünme biçimini belirlemeye başladı. Şimdi ise hikayenin yeni perdesindeyiz: Yapay zeka.
Bu sorunun peşinde hem uluslararası literatürdeki güncel araştırmaları takip eden hem de Türkiye’de aktif olarak bu sürecin içinde yer alan üç isimle; mimar Melike Altınışık, iç mimar Derya Toros ve tasarımcı Tanju Özelgin'le konuştuk; yapay zeka temelli tasarım süreçlerine dair görüşlerini sorduk. Tasarım pratiklerinin yapay zeka ile nasıl evrildiğini, sürecin hangi aşamalarında bu araçlardan güç aldıklarını ve yaratıcı düşünceyi nasıl konumlandırdıklarını konuştuk.
Bir veriyi işleyip ondan öğrenen ve bu öğrenme doğrultusunda yeni çıktılar üretebilen sistemler bütünü olarak tanımlanan yapay zeka, bugün pek çok alanda karar verme süreçlerini hızlandıran bir teknoloji.
Tasarım sürecindeki belirsizlikleri azaltması, çeşitli form varyasyonlarını kısa sürede üretmesi ve tasarımcıya yeni düşünme alanları sunması, yapay zekayı mimarlık sektöründe etkin bir aktör hâline getiriyor.

RIBA – Artificial Intelligence Report
Yaratıcılığın sabır ve zaman istediği mimarlık pratiği, çoğu zaman hızlı karar alma gerekliliğiyle de karşı karşıya. Bu bağlamda yapay zeka, konsept geliştirme sürecinde mimarın düşünme ritmini destekleyen bir araç olarak önem taşıyor. Üretken yapay zeka modelleri (generative models) sayesinde tek bir eskizin yerini saniyeler içinde görsel varyasyonlar alırken tasarımcı, mimarinin formu, cephe denemelerini veya mekansal atmosferleri daha geniş bir zihinsel alanda değerlendirebiliyor.
Royal Institute of British Architects (RIBA), bu araçların mimari konsept geliştirme aşamasında “yeni ihtimallerin hızlı biçimde keşfedilmesini sağlayan güçlü bir araç” hâline geldiğini vurguluyor.

Zaha Hadid Architects
Bu kullanım alanının dünyada isim yapmış mimarlık ofislerinde, özellikle yarışma projelerinde giderek daha sık kendini gösterdiğini söyleyebiliriz. Örneğin İngiltere merkezli Zaha Hadid Architects, uzun süredir yapay zeka destekli araştırma ve geliştirme yöntemlerini projelerine entegre ettiğini açıkladı; mekansal performans analizlerinden form arayışlarına pek çok aşamada makine öğrenimi modellerinden yararlanıyorlar.
DALL·E ve Midjourney gibi metinden-görüntü üreten araçlarla yapılan denemeler, yarışma süreçlerinde konsept görsellerin kısa sürede oluşturulmasını mümkün kılıyor. Üretim hızının bu denli artması, uluslararası yarışmalardaki rekabeti belirgin biçimde yükseltirken aynı zamanda tasarım süreçlerinin niteliğinin korunup korunamayacağına dair yeni bir tartışmayı da gündeme taşıyor.
Bu tartışmanın en kritik noktalarından biri ise bir mekanın ruhu, hafızası ve bağlamsal kimliğini tanımlayan genius loci kavramının yapay zeka üretimlerinde ne ölçüde karşılık bulabildiği.
Nedir? Norberg-Schulz’un kapsamlı biçimde ele aldığı bu kavram; ışığın gün içindeki değişimini, topografyanın etkisini, tarihsel birikimi, kültürel belleği ve insanların mekanla kurduğu duygusal ilişkiyi içinde barındıran çok katmanlı bir olgu.
Yapay zeka ise bugün bu katmanları ancak veri üzerinden okuyup eşleştirebilecek kapasitede. Üretilen görüntüler kimi zaman etkileyici atmosferler yaratsa da tekrarlayan estetik eğilimler nedeniyle birbirine benzeme riski taşıyor; bu da özgün yer duygusunun görünürlüğünü zayıflatabiliyor. Bir yerin ruhunu sezmek, mekansal hafızayı tasarıma dönüştürmek ve tüm bu unsurları özgün biçimde harmanlamak ise hâlâ mimarın duyusal, kültürel ve deneyimsel sezgisine ait bir alan olarak varlığını sürdürüyor.
Türkiye’deki mimarların deneyimleri de bu noktada iki yönlü bir hareketi işaret ediyor: Yapay zeka yaratıcı çeşitliliği artırsa da bağlamı okuma sorumluluğunu mimarın bilgisine bırakıyor. Bu ikili yapı, yapay zekanın mimarlığa katkısını bir “ortak üretim alanı” olarak tanımlamamıza imkan veriyor.

Melike Altınısık Architects (MAA) – LAKE Pavilion
Melike Altınısık Architects'in (MAA) kurucusu mimar Melike Altınışık, projelerinde yapay zekayı nasıl kullandığını şu sözlerle açıklıyor;
“Yapay zekayı, tasarımın en ilham verici anlarından biri olan konsept aşamasında aktif bir aktör olarak kullanıyoruz. MAA’da projenin temel kütle ve planlama verilerini tanımlama sürecinin ardından yapay zeka ile işbirliğine başlıyoruz. Formda, cephede yeni malzeme alternatifleriyle birlikte tasarım olasılıkları yaratıyoruz.
Yapay zeka, sadece seçenekler sunmakla kalmıyor; hızla farklı kombinasyonları gözler önüne sererek neyi hedeflediğimizi sezgisel bir biçimde anlamamıza olanak tanıyor. Bu zengin yelpazede gezinirken diyagramlar çiziyor, görselleştirmeler ve animasyonlarla fikirlerimize birlikte hayat veriyoruz.
Teknoloji, bizim için mekanların ruhunu keşfettiğimiz büyülü bir araç; sınırları zorlayan, sürpriz karşılaşmalara olanak veren özgün yapılar yaratma sürecimizde önemli bir aktör. Böylece tasarım sürecimiz, hayalin hızla gerçeğe dönüştüğü; mimarlık, teknoloji ve doğa arasında diyalog kuran dinamik bir yolculuğa dönüşüyor.”

Melike Altınısık Architects (MAA) – LAKE House
Toros + Partners'ın kurucu ortağı iç mimar Derya Toros ise deneyimlerini şöyle aktarıyor:
“Yapay zekayı bir tasarımcı olarak görevlendirmiyoruz, onu bizimle birlikte düşünen hızlı bir yol arkadaşı olarak görüyoruz. Asıl yaratıcılık, projeye ruh katan o püf noktaları, özgün fikirler, derinlik ve hisli dokunuşlar her zaman insandan geliyor. Bir konseptin hikayesini, atmosferini ve tasarım dilini sezgilerimizle kuruyoruz. Yapay zekayı bu minvalde hız kazanmak için kullandığımızda, fikirlerimizi çeşitlendirip çoğaltıyoruz.”

Toros + Partners – Derya Toros
Toros, hangi aşamada hangi araçlardan yararlandıklarını da anlatıyor:
“Midjourney, ChatGpt, Runway ve Photoshop’un Ai özelliklerini moodboard üretimi, varyasyon arayışı ve görsel düzenlemelerde aktif olarak kullanıyoruz. Ancak özgünlüğü belirleyen yine insanın sezgisi, beyni, deneyimi ve yaratma becerisi olmalı. Bu nedenle yaratımın çekirdeğinde daima bizlerin fikirleri olmaya devam ediyor.”

Tanju Özelgin – “Tarihî Dokuya Ek”
Çalışmalarını kurucusu olduğu TO Studio bünyesinde devam ettiren tasarımcı Tanju Özelgin’in sorularımıza cevapları ise mimaride kullanılan araçların süreci ne denli etkilediğini gözler önüne seriyor:
“Geleneksel dönemde el çizimi, eskiz defterleri, boya, ardından 2D teknik çizim ve elle boyanan perspektiflerle düşünüyordum. Sonra aynı yaklaşımı bilgisayara taşıdım; CAD, 3D modelleme ve çok sayıda render ile küçücük hacimler için bile ışık-malzeme-oran ilişkisini onlarca kez sınadım. Görselleştirme, sunumdan çok tasarım sürecinin bir parçası oldu.
Yapay zeka döneminde ise aynı varyasyonlu düşünme biçimini metin ve görsel üreten araçlarla daha yüksek hız ve yoğunlukta sürdürüyorum. Yerime geçmiyor; tasarım sürecine yeni girdiler katıyor, reflekslerimi günbegün keskinleştiriyor, yeni alanlar açıyor.
Arkada hâlâ malzeme bilgisi, mekansal, teknik ve kültürel birikimim, gitmek istediğim yönü tarif eden deneyimim var. Karar anında ipler hâlâ benim elimde.”

Tanju Özelgin - “Yeraltı Bahçesi ve Geçit”
Özelgin, kullandığı yapay zeka araçlarını ve bunlardan hangi aşamda faydalandığını ise şu şekilde sıralıyor:
“Kullandığım yapay zeka ve dijital araçlar: ChatGPT (metin, kavramsal çerçeve, teknik sorular), Midjourney (form ve atmosfer varyasyonları), Photoshop ve benzeri AI araçlar (görsel rötuş, geri besleme), 3D modelleme yazılımları (mekanın fiziksel kurgusu), Suno (proje için müzik ve ritim), Luma AI ve Runway (kısa animasyonlar, video sahneleri, kamera yürüyüşleri, filmik kesitler) ve DaVinci Resolve (kurgu ve montaj).”
Sonuçta ortaya şu çıkıyor: Yapay zekanın sunduğu bu çeşitlilik, mimari üretimlerde hız kazandırsa da tek başına yön belirleyici değil; sadece araç olarak kullanıldığı takdirde katkı sağlayabiliyor.
Bir proje ancak mimarın eleştirel süzgeci ve bağlamı okuma yetisiyle anlam kazanabilir çünkü malzemeyi, kültürü, ölçeği ve mekanın ruhunu yorumlayan hâlâ tasarımcının kendisi oluyor. Bu nedenle geleceğin mimarlığı, insan sezgisiyle yapay zeaânın hesaplama gücünün dengeli bir birlikteliğiyle gelişecek gibi görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

DAC İstanbul
DAC | Design Architecture Communication mimarlık ve tasarım dünyasında; nitelikli, yaratıcı içeriklerle markalar ve meslek insanlarını bir araya getiren bir iletişim ajansı ve multidisipliner, global içerikler sunan bir dijital platformdur. İstanbul ve Basel’de ofisleri bulunan DAC, Türkiye ve Avrupa’da tasarım alanında faaliyet gösteren markalara iletişim stratejisi geliştirir, yarışma koordinasyonu yapar, yazılı, görsel ve dijital içerik fikirleri üretir ve uygular. Her sene SPACE ve MİMARİ ELEŞTİRİ etkinliklerini düzenler. Bir seçki, sergi ve kitap projesi olan in SPACE Mekanlar Seçkisi’ni gerçekleştirir.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Silikon Vadisi’ni bir dönem sallayan Theranos skandalı, yakın zamanda yeniden teknoloji, medya ve iş dünyasının merkezine yerleşti. Girişimin kurucusu Elizabeth Holmes, 11 yıl hapis cezasına çarptırılmasının ardından bu kez dünyayı sallayan bir belgeselin ana konusu oldu. Üstelik kendi talebiyle…

Bugüne kadar en azından bir kez bir işi ChatGPT ile yapıp bir daha asla yapay zeka olmadan yapamaz hâle geldiyseniz yalnız değilsiniz. “Beceri atrofisi” olarak adlandırılan bu durum, yapay zekanın hayatımızı kolaylaştırırken bizi nasıl ona bağımlı hâle getirdiğini de açıklıyor. Uzmanlara göre asıl risk, yapay zekanın işimizi elimizden alma potansiyelinde değil, kendi becerilerimize ihtiyaç duymayacak kadar yapay zekaya bağımlı hâle gelmemizde yatıyor.

Yapay zeka modellerinin sayısının artması ve kullanım maliyetlerinin farklılaşması, şirketleri ihtiyaçlarına en uygun modeli bulabilecekleri platformlara yönlendiriyor. Farklı modelleri tek bir çatı altında buluşturan yapay zeka pazaryerleri, geliştiricilere esneklik ve maliyet avantajı sunarken sektörde rekabetin dinamiklerini de değiştiriyor.

Son üç yılda yapay zeka hep pırıltılı manşetlerin diliyle anlatıldı; şimdiyse herkes dönüp bilançoya bakmaya ve bu kadar paranın nereye gittiğini ve ne zaman döneceğini sormaya başladı. 1840’ların demiryolu çılgınlığını hatırlatan bu fiyatlama ve sabır krizi, insan uzmanlığını yok sayarak her problemin üzerine bilgi işlem gücü boca etmenin mucizevi kârlar getireceği inancını da sarsıyor.

Apple, 28 Ekim Çarşamba günü düzenlediği “Pro and Tell” lansmanında dokunmatik ekranlı yeni MacBook Pro modelini tanıttı. OLED ekranlı yeni iPad mini ile M6 çipli iMac ve MacBook Pro da lansmandan hemen önce duyurulan ürünler arasında yer aldı.
