

Müziği, hayatı ve İstanbul’u Festival Park ’ta kutluyoruz
İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür AŞ tarafından kültür sanat hayatına kazandırılan yepyeni açık hava etkinlik mekânı Festival Park Kadıköy, İstanbullu sanatseverlerin uğrak noktası olmaya hazırlanıyor. Şehrin…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Okul Tıraşı
Yönetmen: Ferit Karahan
Süre: 85 dakika
Jenerik: Ferit Karahan imzalı Okul Tıraşı, dünya prömiyerini ta bir buçuk yıl önce, 71. Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünde yapmış ve festivalden bu bölümün FIPRESCI ödülüyle ayrılmıştı. Film Türkiye’de de Antalya Altın Portakal Film Festivali, Ankara Film Festivali ve Boğaziçi Film Festivali gibi festivallerde gösterildi ve Altın Portakal dâhil birçok ödül kazandı.
Okul Tıraşı, uzun bir bekleyişin ardından gösterime giriyor. Filmde şehirden uzak bir yatılı okulda esrarengiz bir şekilde hastalanan, her dakika durumu kötüye giden arkadaşını hasteneye ulaştırmaya çalışan fakat okuldaki bürokrasi ve çıkar çatışmalarının engelleri nedeniyle bunu bir türlü başaramayan küçük Yusuf'un hikâyesi anlatılıyor.
Neden izleyelim? Hiçliğin ortasındaki bir yatılı okulda geçen, üzeri karların beyazıyla örtülen bir karanlığı ortaya döken Okul Tıraşı, merkezinde karanlığa karşı umut olan, zorluklara karşı yürüyenlerin olduğu “seçilmiş kişi” filmlerinden biri ya da zorluklara göğüs gererek geçirdiği dönüşümle olgunlaşanların olduğu büyüme hikâyelerinden biri gibi görünüyor başta. Fakat Samet Yıldız’ın performansıyla parladığı film, karakter dönüşümünü kahramanının kendi içsel dönüşümü olarak konumlandırmaktan ziyade onun izleyici gözündeki yerini dönüştürmeyi seçerek izleyiciyi ters köşeye yatırıyor.
Ekin Koç, Mahir İpek, Münir Can Cindoruk ve Melih Selçuk gibi oyuncuların hayat verdiği yan karakterler, filmin anlatısında birer engel olduğu kadar birer ipucu görevi görüyor. Herkesin işini sadece kendi çıkarları doğrultusunda olduğunda iyi yaptığı, ezilenin yanında gözükenin dahi kendini kurtarmaya çalıştığı bu yatılı okul, "kokuşmuş" bir düzenin, "yozlaşmış" bir ülkenin metaforu gibi. Acaba hangisinin?
Nerede izleyebilirsin? Okul Tıraşı, bugün Türkiye’de 50’ye yakın salonda gösterime giriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta Sanat Deliorman, İstanbul konserleri öncesi Gardot ve Powell'in korkusuz bir uçuşa çağıran albümü Entre Eux Deux'yü anlamaya davet ediyor. Koray Soylu, alt-J'nin Zorlu PSM konserini ve Owens'ın yeni albümünü değerlendiriyor.
17 Haz 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




