Peki ya sonra?


KAÇUV ’un deprem sonrası çalışmaları 2000 yılından bu yana temel amacı; maddi sorunları nedeniyle tedavileri aksama riski taşıyan çocukların tedavilerinin sürekliliğini sağlamak olan Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) , depremden etkilenen ve kanser tedavisi gören çocuklara umut oluyor. KAÇUV ’un deprem sonrası hayata geçirdiği acil dayanışma planı ve ilk aşamada yapacağı çalışmalara aşağıdan ulaşabilirsiniz: Depremden etkilenen ve tedavisi devam eden çocuklar ve aileleri için konaklama desteği sağlayan Vakıf, öncelikle İstanbul’da yer alan KAÇUV Aile Evlerinde konaklama imkânı sunuyor. İstanbul Eczacı Odası iş birliğiyle kanser tedavisi gören çocuklara ilaç temini desteği sağlayarak deprem bölgesindeki çocukların tedavilerine devamları için çalışmalarını sürdürüyor. Tedavisi devam eden çocuk ve ailelere üç ay boyunca her hafta düzenli olarak dijital alışveriş kodu ile gıda desteği ve nakdi destek sunmayı, aynı zamanda deprem bölgesindeki ailelere medikal ve hijyen ürünlerinden oluşan Umutlu Kutuları ulaştırmayı amaçlıyor. Depremin yarattığı ve tedavinin getirmiş olduğu zorlukları KAÇUV psikologları ve gönüllüleriyle sürdürdükleri Sanatla Hayata Renk Kat Projesini çocuklar ve aileleri için yaygınlaştırmayı hedefliyor. Siz de çocukluk çağı kanserlerine dair farkındalığı artırmak ve tedavi gören, depremden etkilenen çocuklar ve ailelerine destek olmak için Kanserli Çocuklara Umut Vakfı ’nı takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Her şeyden önce şunu belirtmek gerek ki riskin finansmanını öngörmek ne kadar zorsa, yıkımın yol açacağı ekonomik tahribatı ve bunun ne kadarının hangi kanalca karşılanacağını kesin rakamlarla konuşmak da bir o kadar belirsiz. Özellikle yaklaşan seçim dönemiyle ülke ekonomisi para ve maliye politikaları tarafında da birçok değişikliğe maruz kalabilir, yayımlanmış yurt içi ve uluslararası raporlar da bu doğrultuda farklılık göstermekte.
Türkonfed Raporu hesaplamalarına göre, konut, millî gelir ve iş gücü kaybı olarak bakıldığında depremlerin mali hasarının 84,1 milyar dolar olması bekleniyor.
Reuters 0,6 ile 2 puan arası kayıp hesabı paylaşırken JPMorgan'ın beklentisi en az 25 milyar dolar ile %2,5 seviyesinde. Bloomberg ve Goldman Sachs, nispeten iyimser tahminler vererek depremin büyümenin %1'ini silebileceğini öngörürüyor.
EBRD, Türkiye için 2023 büyüme tahminini, seçimlerin yarattığı belirsizlik ve artan dış finansman gereklilikleri sebebiyle %3,5'ten %3'e çekti.
IMF'den yapılan açıklamada Kahramanmaraş depremlerinin ekonomik etkilerinin 1999'daki kadar büyük olmayacağı, aksine kamu ve özel sektör yatırımlarının uzun vadede GSYH'yi artırıcı etki gösterebileceğine değiniliyor.
Gerçekçi olmayan karşılaştırmalar
Son iki haftada yapılmış ve şu anda üzerinde çalışılan hesaplamaların bir kısmı 1999 Marmara Depremi baz alınarak yapılıyor. Burada asıl sorun arada 20 yıldan fazla bir süre olmasından ziyade bölgesel farklılıklar. İstanbul, Kocaeli, Bursa ve Yalova; Türkiye’nin hemen hemen tüm etki, sanayi ve finans merkezlerini kapsıyor. 6 Şubat depremlerinden etkilenen 11 şehirlik bölge ise; tek bir tarafa yüklenmiş üretim ve idare merkezinin ucuz iş gücü, ucuz bir pazar ve besleyici bir tarım alanı olarak kullandığı bir bölge olarak öne çıkıyor.
Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan, bu konu özelinde şu yorumu yapıyor:
"Kahramanmaraş Depremi parçalanmış, birbirinden kopuk ve en az ikili bir yapıya sahip Türkiye’yi derinden vurdu. Ülke; Ankara’nın doğusunda kalan ve yoksulluk tuzağı içinde olan kısım ve hasbelkader orta gelir tuzağını aşmış ya da aşabilme potansiyeline sahip, kıta Avrupa’sı ile finansal, teknolojik ve ‘know-how’ bazında bağlantılara sahip kısım olarak ikiye ayrılıyor. Bu ikisi arasındaki uçurum son yıllarda zaten gittikçe derinleşiyordu."
Bölge sanayi ve finanstan nispeten uzak bir yapıya sahip olduğunda da ekonomiye yönelik tahribatın maliyeti de kaçınılmaz olarak 1999'a kıyasla daha düşük çıkıyor. Fakat diğer yandan, millî gelirle ölçülemeyecek derecede büyük bir sosyal kayıp söz konusu. Bunu aşmak için bu ikili yapıyı bir an evvel ortadan kaldıracak ve yoksul Türkiye'yi de kapsayacak şekilde tek bir Türkiye oluşturacak bir onarım inşasına ihtiyaç var.
Yıkılan ekonominin altından kalkmak
On yıllardır süregelen ve işlevsellik bakımından kendini fazlaca ortaya koyamamış teşvik ve sübvansiyonlar bölge ekonomisinin devamlılığına ancak sınırlı ve suni biçimde katkıda bulunabilir.
En önemli konulardan biri spesifik alanlarda istihdam kaybı ve iç göçün olumsuz etkisi. Daha somut bir pencereden bakıldığında, 1999 depreminde iş yerleri ve eğitim kurumları büyük oranda ayakta kaldı, çadırkentler kuruldu, sanayi faaliyetleri devam etti ve eğitim olanakları yüksek olduğu için insanların uzun vadede Marmara’yı terk etmek için çok az sebebi vardı. Bugün, depremden etkilenen illerde öne çıkan tarım ve hayvancılık, meslek kolu olarak terk edildiğinde bir daha geri dönülmesi zor sektörler olma özelliğine sahip. Yani çalışan nüfusun ortalama %15’lik kısmı işsiz kaldı ve çok fazlası aynı sektör kolunda işini sürdürmeye devam edemeyecek.
İlk olarak toplu konut, nakdi yardım, yatırım ve istihdam teşvikleri gibi bugüne kadar denenmiş yöntem ve iktisadi politikaların yanı sıra, doğrudan kamu öncülüğünde adımlar atılması gerekiyor. Bölge halkının bölgede kalması ve ekonomik toparlanmanın daha sağlam gerçekleşmesi için yalnızca gübre, sulama, hububat desteği gibi klasiklerden ziyade; ucuz ve depreme dirençli konut inşası, çeşitli sübvansiyonlarla iş kurma ve iş bulma süreçlerine destek, uydu sanayi bölgeleriyle hayvancılık ve tarımsal sanayilere teşvik gibi planlı ve sistemli çözümler getirilmeli. Gelir eşitsizliğini azaltmaya ve daha eşitlikçi bir Türkiye’ye evrilmeye platform sağlayacak enstrümanlar sonuna kadar kullanılmalı.
Ekonominin umut arayışı
Prof. Dr. Yeldan, altı çizilmesi gereken noktayı şu şekilde anlatıyor:
“Oluşturulması planlanan iş gücünün istihdam kapasitesine uygun olması gerekliliği. Yerel ekonomiler oluştururken bölge insanını da oluşturmak asıl mesele. Konferans turizmi, hayvancılık, tarımsal ekonomiler; bunlar üzerinden daha sonra yenilenebilir enerji ve enerjide dönüşüm olanaklarının kullanılabilir hale getirilmesi… Finans, eğitim ve sanayi merkezlerini doğuya taşıyacak küçük ‘mükemmelliyetçilik’ merkezlerinin oluşturulması, neredeyse on yıllarca süren iç göç dalgalarını hafifletecek ve güvenlik sorununu çözmeye yardımcı olacaktır. Bunun maliyetinin Türkiye için rahatça altından kalkılabilir bir meblağ olduğunu düşünüyorum.”
Bu planlı sistemin bu büyük yıkımın ardından adım adım ve sağlaması yapılarak kurulabilmesi, ekonomik kalkınma tarafında herhangi ekstra çaba harcamaksızın ileri taşıyıcı etki sağlayacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İYİ Parti lideri Akşener, depremlerin ardından "AK Parti iktidarında, hiç kimse sorumluluk almıyor. Bir Allah’ın kulu bile, istifa etmiyor." dedi. HDP Milletvekili Paylan, 4 bakana "Neden istifa etmiyorsunuz?" sorulu önerge verdi.
23 Şub 2023

YAZARLAR

İdil Ertürk
İş Dünyası & Finans Editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





