Rast gele!

Balıkçılık günümüzde ne durumda?
Rast gele!

Ocak/Şubat - BMW - Dünyahali
BMW i ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Hakan Bulgurlu

Küçükken Büyükada’da ailece geçirdiğimiz yazların keyfi bambaşkaydı. Sabah erkenden kalkar, büyük bir heyecanla hazırlanır ve balıkçılık dünyasının bir parçası olmak için yola koyulurdum. Hevesimi kırmamak için beni yanlarına almayı kabul eden tecrübeli balıkçılarla beraber Marmara Denizi’nin zenginliklerini keşfederken denize attığımız her ağda nefesimi tutardım. Doğanın cömertliği beni her seferinde hayrete düşürse de artık deniz ile bütünleşmiş olan balıkçılar bu zenginliğe alışmıştı. Heyecan dolu kaçma-kovalama oyununa tanık olmaktan büyük bir keyif alır, denizden dönmek istemezdim. Fakat maceramın ikinci kısmını da tamamlamalı ve tuttuğumuz balıkları pazarda satmalıydım.

Pazara girdiğimiz anda deniz kokusu ve hararetli pazarlık sesleri bizi karşılardı. Şevkle müşterilerle konuşmaya çalışır, tuttuğumuz balıkları satmak için çabalardım. Şanslıydım çünkü müşterilerimiz için 5 yaşındaki bir çocuğa hayır demek pek de kolay değildi. Gösterdiğim çabanın bir ödülü olarak en iyi balıkları akşam eve götürmek üzere ayırır; gün batarken yemeğe katkı sağlamanın verdiği haklı gururla evin yolunu tutardım. Balıkçılar için oldukça sıradan olan bir gün, benim için doğaya tutkumun ateşlendiği ve denizin cömertliğine karşı şükran duymayı öğrendiğim bir tecrübe anlamına geliyordu.

Ne yazık ki günümüz balıkçılığı benim çocukluğumdaki romantik görüntüden oldukça uzaklaşmış durumda.

Marmara'da o yıllarda gördüğümüz balık türlerinin çoğu artık yok. 60 milyondan fazla bireye istihdam fırsatı, 3 milyar kişiye de temel protein kaynağı sunan küresel balıkçılık sektörü, üretim hacminde son 50 yılda 4 kat artış kaydetti. Sadece 2020 yılında 177,8 milyon ton balık yetiştirildi. Arzdaki bu artış ise, 1970’lerden bu yana kişi başına deniz ürünü tüketiminin iki katına çıkmasını sağladı. Sektörel büyümenin arkasında dramatik bir tablo var: Günümüzde balık stokunun 3’te 1’i aşırı avlanmaya maruz kalıyor. Bu aşırı avlanma deniz canlılarının yaşam döngüsünü bozarak tüm ekosistemi tehlikeye atıyor. 

Yasadışı balıkçılık faaliyetlerinin olumsuz etkileri deniz yaşamını tehdit etmenin çok daha ötesine geçiyor.

Yasadışı, kayıt dışı ve kural dışı balıkçılık, bu sektörün tek geçim kaynağı olduğu kıyı şehirlerinde milyonlarca insanın gelir kaynaklarını ele geçirerek yerel halkın yaşamını derinden sarsıyor. Örneğin, Batı Afrika. Çinli endüstriyel balıkçılık şirketleri, bu bölgede yerel balıkçılarla yarış halinde, hatta deniz ürünlerini bölge halkına fahiş fiyatlardan geri satmak için paravan şirketler kullanıyorlar. Balıkçılığın bölgenin GSYİH’ sinin yüzde 2’sini oluşturduğunu ve 600,000’den fazla kişiye istihdam sağladığını düşünürsek tehdidin boyutlarını daha net kavrayabiliriz.

Öte yandan, yıllık yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla balıkçılık sektörünün en büyük oyuncusu olan Çin, dünyanın en büyük on filosunun diğer ülke sularında gerçekleştirdiği uzak mesafe balıkçılığı faaliyetlerinin yüzde 38’ inden sorumlu. Çin, avlanma yasaklarını çiğnemesi, sürdürülebilir olmayan ve biyoçeşitliliği tehdit eden avlanma yöntemleri nedeniyle kötü bir şöhrete sahip. Bu sömürüye karşı halihazırda alınan bir çok önlem var.  Dünya Ticaret Örgütü zararlı balıkçılık sübvansiyonlarının azaltılması için geçtiğimiz yıl anlaşmaya vardı. Ayrıca, Çin YKK faaliyetlerinin önüne geçmek ve uzak mesafe filolarının denetimini sıkılaştırmak üzere beş yıllık bir plan yayınladı. Benzer şekilde ABD ise etik olmayan balıkçılık faaliyetlerinde bulunan Çinli firmalara yaptırımlar uygulamak üzere caydırıcı adımlar attı. 

Ekosistemimizi tehdit eden, milyonlarca insanın geçim kaynağını elinden alan yasadışı balıkçılığın önlenmesi için küresel olarak alınabilecek ek bir çok önlem mevcut. Bunlardan biri, avlanmanın yasak olduğu bölgeler belirlemek. Araştırmalar, deniz ekosisteminin korunması, balık popülasyonunun doğal olarak çoğalması ve iklim krizinin yıkıcı etkilerine uyumun sağlanabilmesi için okyanusların 3’te 1’inin yasaklı bölge ilan edilmesi gerektiğini gösteriyor. Marine Policy’nin bir çalışmasına göre, yasaklı bölgelerin ilan edilmesi deniz ürünlerinin biyokütlesinde ve çeşitliliğinde yüzde 670 artış sağlayabilir.

Tüm bu girişimlerin yasalarla da desteklenmesi ve caydırıcı yaptırımların uygulanması kritik önem taşıyor.

Bu alanda örnek çalışmalarda bulunan isimlerden biri de Earthrace Conservation’ın kurucusu Kaptan Pete Bethune. Kitabım Tehlikeli Tırmanış için gerçekleştirdiğim görüşmelerde tanıştığım Pete, aşırı avlanmayı önlemenin önündeki en büyük iki engelin kaynak yetersizliği ve uluslararası anlaşmaların eksikliği olduğunu paylaşmıştı. Pete, son teknolojilerden faydalanarak Kosta Rika’daki yerli otoritelerle işbirliği içinde aşırı avlanma ile savaşıyor. 

Bireyler olarak yaşamda bir amaç edinmemizin önemini düşünürken Pete’in bu adanmışlığı bana ünlü deniz biyoloğu Sylvia Earle’ün şu sözlerini hatırlattı; “Okyanus ekosistemini yaşamımız ona bağlıymış gibi korumalıyız. Çünkü yaşamımız gerçekten ona bağlı.” Deniz canlıları doğal döngülerinde suyu gübreleyerek okyanuslarımızdaki besin zincirinin temelini oluşturan planktonların oluşmasını sağlıyor. Karbon tutma kapasitesine sahip olan okyanuslar, aynı zamanda ev sahipliği yaptığı mercan resifleri, deniz çayırı ve mangrovlar sayesinde oksijen üretimini destekliyor. Aslına bakarsanız doğanın her bir bileşeni ahenkle varlığını sürdürmek üzere esrarengiz bir ilişki ve dengeli bir alışveriş yürütüyor. Bu düzene uyumlanması ve kaybettiği dengeyi bulması gereken ise biz insanlarız.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

112: Onarma ve Etki Çağı 🌎

Emisyon Ticaret Sistemi, Doughnut Ekonomisi, Günümüzde Balıkçılık

18 Ağu 2023

BMW i ile birlikte
112: Onarma ve Etki Çağı 🌎

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı