Sakin şehirler sakinliğini koruyabilecek mi?

1986 yılının Mart ayı. Chernobyl nükleer faciasından bir ay önce. Berlin duvarı duruyor. Sovyetler Birliği ayakta. Tam bu sırada yemek kültürünün başlı başına bir ritüel olduğu İtalya’da, Roma’nın en turistik yerine McDonalds açılmasına karar veriliyor ve ileride bütün dünyayı saracak bir örgütlenme zincirinin çarkları çalışmaya başlıyor.
Sakin şehirler sakinliğini koruyabilecek mi?

1986 yılının mart ayında İspanyol Merdivenlerinin yakınında açılan McDonalds, ciddi protestolara sebep olmuş; hemen kapatılması için kamuoyunda baskı oluşturulmuştu. O McDonald’s hâlâ bütün ihtişamıyla Roma’nın en işlek caddesinde duruyor. Hatta İtalya’da şu anda 650 civarı McDonalds var ve her yeni açılan McDonalds, yeni bir tartışma konusunu da beraberinde getiriyor.

Bu durumdan rahatsız olan birçok İtalyandan biri olan Carlo Petrini; yerel yemeğin, içeceğin ve bunların taşıdığı anlamların, fast food kültüründen çok daha değerli olduğunu kitlelere anlatabilmek adına 1989 yılında uluslararası Slow Food hareketini başlattı. 

Yerel malzemelerle ve tariflerle kurulan sofralardaki keyfin bambaşka olacağını; ayrıca bu sofralarda sağlıklı üretimin insancıl koşullarda yapılacağını savundu. Slow food hareketi, yaşam kalitesini arttırmanın ancak yerel gıdalarla beslenerek ve hızlı yaşama karşı çıkarak gerçekleşebileceğini savunuyor.

Yerel gıdanın; ancak yerel kültürle ve sakin bir yaşamla birlikte var olabileceğinin fark edilmesiyle, Slow Food hareketinden 10 yıl sonra ‘yavaş’ yaşamı onurlandırmak ve bu konudaki farkındalığı artırmak için girişimler başladı. İtalya’da küçük bir yerleşim olan Greve-in-Chianti’nin belediye başkanı Paolo Saturnini’nin öncülüğünde; yine İtalya’nın Bra, Orvieto, Positano yerleşimlerinin belediye başkanları ve Slow Food Birliği kurucusunun desteği ile Orvieto’da CittaSlow (Yavaş Şehir) kuruldu. Yalnız logonun güzelliğine bir bakın:

Cittaslow Hareketinin ana amacı; çevresel, kültürel, ekonomik ve sosyal anlamda  kentler kurmak ve bu kentlerin çevrelerindeki yerel eylemleri teşvik ederek küresel baskıya dirençli mikroekonomiler oluşturmak. 

Sakin Şehir unvanı alan kentler, yerele özgü niteliklere ve değerlere göre şekillenen; ancak benzer kentsel politikalara dayanan bir kentsel gelişim modelini benimser. Nüfusunun 50 binin altında olması gereken bu yerleşimlerde mimarinin yanı sıra sosyal, kültürel ve ekonomik birçok faktörün etkisi önemlidir. Sakin Şehirlerde sürdürülebilirlik özelliklerinin gelişmesi adına hava, su, ses ve ışık kirliliğine karşı önlemler alınıp; enerji tasarrufu ve yenilenebilir enerji kaynakları üzerine projeler üretiliyor. Bunların yanı sıra bisiklet kullanımı ve toplu taşıma olanakları teşvik ediliyor; geleneksel mimari dokunun korunması sağlanıyor ve kent genelinde erişilebilirliğe önem veriliyor. 

Ekonomik anlamda bu kentlerin güçlenmesi, aslında en önemli amaçlardan biri. Ekonomik gelişim için; geleneksel ve yerel iş teknikleri, ürünlerin ve onların tatlarının sürdürülmesi, kırsal gelişim ve tarımsal üretim desteklenir. Yerele özgü değerler korunur. Genel anlamda kentin yerel değerleri ile gelişmesi sağlanmaya çalışılır. 

Cittaslow Birliği’nin kurucusu ve onursal başkanı Saturnin;, Cittaslow’un değişime değil, ‘yanlış değişime’ karşı olduğunu ve bu yanlışın da geçmişi yok saymak, olduğunu belirtmiştir. 

Peki şu anda dünya çapında bilinirliği ve popülerliği artan ‘Sakin Şehir’ hareketinin bir parçası olan şehirler, sakinliğini koruyabiliyor mu? Yoksa bu tanınırlık, Sakin Şehirlerin ‘sakin’ kalmalarında bir tehdit hâline mi geldi? 

Her ne kadar kitle turizmi, ciddi ekonomik gelişimi ve büyümeyi beraberinde getirse de Sakin Şehirler, bir noktadan sonra sakinliklerini koruyamamaya başlayacak gibi görünüyor. 

Neler olacağını hep birlikte göreceğiz. 


Yazar: Selin Mutdoğan

Yardımcı Yazar: Derin Altan 

Editör: Merve Apaydın, Ceylan Kara

Araştırma: Selin Mutdoğan

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Hayatın ne kadar hızlandığının farkında mısınız?

Yaşam alanlarımız. Şehirler. Hızlı hayat.

12 May 2022

Hayatın ne kadar hızlandığının farkında mısınız?

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR