aposto-logo
TR
TREN

Suç, ceza, hayat ve sinema: 13. Suç ve Ceza Film Festivali

“Herkes için adalet” diyerek yola çıkan Suç ve Ceza Film Festivali, 17-23 Kasım tarihleri arasında izleyiciyle buluşuyor.
Suç, ceza, hayat ve sinema: 13. Suç ve Ceza Film Festivali

17 Kasım - GAİN - Duende
GAİN ile birlikte

Biz bugünü çok bekledik: Şahsiyet II. Fasıl "Siz hiç ölümden döndünüz mü? Ben döndüm... Tamam hayata döndüm de tam olarak o hayatın neresine döndüm?" İşte biz de tam olarak bunu merak ediyorduk Agâh Bey. Heyecanla beklediğimiz daha pek çok detayın harikulade bir görsel deneyim, leziz diyaloglar, usta oyuncular ve nefis bir yapımla buluştuğu Şahsiyet II. Fasıl , şimdi yalnızca GAİN ’de . Dahası: Yönetmen koltuğunda Onur Saylak ’ın oturduğu, senaryosunu Hakan Günday ’ın kaleme aldığı, 47. Uluslararası Emmy Ödülleri’nde Haluk Bilginer ’e En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü getiren Şahsiyet II. Fasıl , GAİN ’in ana sponsorlar arasında yer aldığı Hollywood Türk Film ve Drama Günleri’nde ilk defa izleyiciyle buluştu. Türkiye yapımı bir dizinin ilk defa ABD’de prömiyerinin gerçekleştiği etkinlikten ve geçtiğimiz günlerde Uniq İstanbul Expo’da yapılan galaya katılanlardan duyduğumuz kadarıyla ikinci sezon, birinci sezonu aratmayan bir nefes kesicilikte. Beş yıl aranın ardından anlat bakalım Agâh Beyoğlu, dinliyoruz. Sen de kulak vermek istersen Şahsiyet II. Fasıl , şimdi yalnızca GAİN ’de.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta sinema ve müzik evreninden söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Dünyadaki birçok metropolde olduğu gibi İstanbul’da da şehrin adıyla anılan festivallerin gölgesinde kalan, daha düşük bütçelerle olabildiğine iyi işler çıkaran, amatör ruhtan beslenen tematik film festivalleri var. 2011’de yolculuğuna başlayan Suç ve Ceza Film Festivali de bunlardan biri. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin öncülüğünde hayata geçen festival, sanatın ve bilimin çarpıcı dilini kullanarak insan hak ve özgürlükleri bağlamında, adalet konusunda toplumsal etki yaratmayı amaçlıyor. Adındaki suç ve ceza ya da mottosu olan “Herkes için adalet” de bu amacı destekliyor zaten. Kuruluşundan beri yarışmaları, akademik programı ve endüstri günleriyle etki alanını genişleten Suç ve Ceza Film Festivali’nin 13. edisyonu bugün başlıyor. Festival; Atlas 1948, İBB Beyoğlu Sineması ve Kadıköy Sineması’ndaki gösterimleriyle 23 Kasım’a dek sürecek.

All Your Faces | Kaynak: Suç ve Ceza Film Festivali

Eylül ve ekim ayları, yeni sezonla birlikte Türkiye’nin farklı kentlerindeki film festivallerinin birbiri ardına sıralandığı yoğun bir dönem. İki aylık bu maratonun yorgunluğunu taşısam da, Ankara Film Festivali dönüşünde kendimi Suç ve Ceza Film Festivali’nin seçkisini incelerken buldum. Festival ilk kez 2015 yılında dikkatimi çekmişti diye hatırlıyorum. Ödül sezonuna olan saplantım sebebiyle belki, ülkelerinin Oscar adayı olan filmlerin İstanbul gösterimlerinin kokusunu o zaman da hemen alıyordum çünkü. Seçkide bu yıl da dört ülkenin Oscar adayı farklı bölümlerde gösteriliyor: Ukrayna’dan belgesel film 20 Days in Mariupol, Yemen’den The Burdened, Yunanistan’dan Behind the Haystacks ile festivalin kapanış filmi olan, Avustralya’dan Shayda. Ama çok daha fazlası var: Polonya’nın yaşayan en büyük yönetmenlerinden Agnieszka Holland’ın ülkesinde tartışmalar yaratan son filmi The Green Zone, kuir belgesel Orlando, My Political Biography, kuir ıslahevi hikayesi The Lost Boys, Vicky Krieps’li The Wall ve Adèle Exarchopoulos’lu All Your Faces'i de hemen izleme listeme ekliyorum. Anlıyorum ki dinlenmenin hiç sırası değil. Yeni bir festival başlıyor!

“Sinema ile toplum ilişkisi karşılıklıdır.”

13. Suç ve Ceza Film Festivali’nin seçkisini inceledikten hemen sonra, festival direktörü Prof. Dr. Bengi Semerci’ye festivalin dünü ve bugünüyle, değişmeyen ve değişmeyecek değerleriyle ilgili sorularımı yöneltiyorum.

Prof. Dr. Bengi Semerci | Kaynak: Suç ve Ceza Film Festivali

Festival ilk yılından bu yana nasıl bir dönüşüm geçirdi?

Festival 13 yıl içinde gittikçe büyüdü. Tek yarışma ile başlayan süreç, bu yıl SİYAD jürisi ile birlikte verilecek 6 ödüle ulaştı. Öğrencilerden oluşan bir jüri seçip, gençlerin kendi görüşlerini ortaya koymalarını teşvik etti. Seyircinin görüşlerini yansıtan Seyirci Ödülü eklendi; kısa metraj kurmaca yarışmasının yanı sıra kısa metraj belgesel yarışması eklendi. Daha az sayıda ama dünya sinemasında yeri olan, ödül almış, tartışılan filmleri seçmeye, İstanbul seyircisini ilk kez gösterimlerle buluşturmaya başladı. Festival ilk yılında bir adalet kumbarası oluşturmaya ve orada adalet dostlarını biriktirmeye başlamıştı. Şimdi dünyanın her yerinden kumbaraya sığmayan sayılarda adalet dostuna sahip. Bu yıl beşinci kez endüstri için VisionIST düzenleniyor. Orada da hedef genç sinemacılara kendilerini ifade edebilmeleri için destek bulmak.

Bir de dönüşmeyenler, dönüşmesini istemediklerimiz var. Festival hâlâ amatör ruhla, genellikle gönüllülerin desteği ile yapılıyor. Hâlâ büyük sponsorları yok, adalet dostlarının katkıları ile düzenleniyor. Bu bazen zor oluyor ama hâlâ adalet temasına uygun olarak sansür uygulamadan seçim yapılıyor. 

Suç ve Ceza Film Festivali’nin yarışmalarında adalet temalı filmler izliyoruz. Bu yılki başvurulara ve seçilen filmlere bakıldığında şu an dünya sinemasına yoğun olarak konu olan, adalet, hak ve özgürlükler konusundaki öncelikli endişelerin, meselelerin neler olduğu anlaşılıyor? 

Sinema ile toplum ilişkisi karşılıklıdır. Bir taraftan da sinema toplumun ve bireylerin adeta aynasıdır. Perdeye yansıyan yaratıcının yorumu ile olsa da toplumda olanlar, toplumu oluşturan bireylerin düşünceleri, duyguları ve davranışlarıdır. Ekonomik sorunların, ayrımcılığın, savaşların, şiddetin, göçlerin bu kadar arttığı bir dünyada perdeye yansıyanlar da mülteci sorunu, savaş, kadına ve çocuğa şiddet, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık oluyor. Diğer tarafta toplumun sinemaya yansıyanlara etkisi kadar, sinema perdesinden yansıyanların da topluma etkisi vardır. Sadece kendi yansımasını göstermez sinema; doğru-yanlış, adil-adil olmayan gibi konularda insanların düşüncelerini de etkiler.

Sinemanın hukuk eğitimindeki yeri ve önemi sizce ne ölçüde? Festivalin akademik programının sinemayla ilişkisini nasıl kuruyorsunuz?

Sinema sadece hukuk değil, başka eğitimlerde de gerçeğin bir yansıması ve görünür hâle gelmesini sağlama açısından kullanılan bir eğitim aracıdır. Somutlaştırılmış olarak perdeye yansıyanlar kanunları, uygulamaları, yasaların bahsettiği kavramların yaşanmışlıklarını görme ve tartışma olanağı sağlar. Akademik program ve sinemanın paralel gitmesinin katkısı da bu aslında. Sinemadan yansıyanların gerçekleri ile uğraşanlarla, onların yaşadığı gerçekleri film hâline getirenlerin birliktelikleri iki taraf için de farklı bakış açılarının gelişmesine katkı sağlıyor.

Festival seçkisinde 40. ve 30. yıllarında yeniden perdede izleme fırsatı bulacağımız Duvar ile Gece, Melek ve Bizim Çocuklar filmleri de var. Çekildiği dönemlere kıyasla bu filmlerin dertleri ve mesajları geçerliliğini koruyor mu? Bu adalet anlamında ne ifade ediyor?

Sinemanın etkin yanlarından biri de bu: Toplumsal gelişimin tarihini kayıt altına almak. Değişen koşulların bazı sorunlar üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu irdeleyebilmek. Suça sürüklenen çocukların cezalandırılmaları konusunda 40 yıl önceye göre adımlar atıldığını ama hiç de yeterli olmadığını fark etmek... Cinsel yönelim konusunda bir yandan değişimleri izlemek diğer yandan yeterli değişimin olmadığını fark etmek... Sinemanın büyüsü bu, toplumu yapamadıkları ile yüzleştirmek ve düşünmeye sevk etmek. Bunları sadece adalet kavramı ile değerlendirmek mümkün değil. Sosyoloji, psikoloji hatta ekonomi açısından anlamlarına bakmak gerek. Sonuçta adalet sadece yasalara, yasa uygulayıcıların tutumlarına,  suç ve cezaya indirgenemeyecek kadar büyük ve önemli bir kavram.

13. Suç ve Ceza Film Festivali seçkisinde öne çıkanlar

The Green Border / Zielona granica (yön. Agnieszka Holland)
Bölüm: Adalet Terazisi
Ne oluyor? Afrikalı mülteciler, Belarus ve Polonya arasındaki “Yeşil Hudutta” sıkışıp kalıyor.
Ne zaman, nerede?
 18 Kasım Cumartesi 21.30’da Atlas 1948, 19 Kasım Pazar 21.30’da Kadıköy Sineması’nda.

The Green Border | Kaynak: Suç ve Ceza Film Festivali

20 Days in Mariupol (yön. Mstyslav Chernov)
Bölüm: Adalet Terazisi
Ne oluyor? Ukrayna’daki Mariupol şehrinde 20 gün geçiren yönetmen, savaşın gerçekleriyle yüzleşiyor.
Ne zaman, nerede?
 22 Kasım Çarşamba 21.30’da, Atlas 1948 Sineması’nda.

20 Days in Mariupol | Kaynak: Suç ve Ceza Film Festivali

Gece, Melek ve Bizim Çocuklar (yön. Atıf Yılmaz)
Bölüm: Yıldönümlerinde Yeniden
Ne oluyor? Ötekileştirilmiş dört kişinin yolları bir gece Beyoğlu sokaklarında kesişiyor.
Ne zaman, nerede?
 19 Kasım Pazar 12.30’da Kadıköy, 21 Kasım Salı 14.30’da Atlas 1948 Sineması’nda.

The Lost Boys | Kaynak: MUBI

The Lost Boys / Le paradis (yön. Zeno Graton)
Bölüm: Adalet Terazisi
Ne oluyor? Islahevinden salıverilmek üzere olan 17 yaşındaki genç adam, kaldığı tesise yeni bir tutuklu geldiğinde özgürlük arzusunu sorgulamaya başlıyor.
Ne zaman, nerede?
 18 Kasım Cumartesi 12.30’da Atlas 1948, 23 Kasım Perşembe 19.00’da Kadıköy Sineması’nda.

Shayda | Kaynak: Suç ve Ceza Film Festivali

Shayda (yön. Noora Niasari)
Bölüm: Kapanış Filmi
Ne oluyor? Avustralya’da yaşayan İranlı bir kadın, korku içindeki 6 yaşındaki kızıyla kadın sığınma evine sığınıyor.
Ne zaman, nerede?
 23 Kasım Perşembe 21.30’da Atlas 1948 ve Kadıköy Sineması’nda.


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta sinema ve müzik evreninden söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

⚖️ 13. Suç ve Ceza Film Festivali, Miyazaki’nin vedası

23 Kasım’a dek sürecek Suç ve Ceza Film Festivali söyleşisi ve festivalden öneriler, Hayao Miyazaki’den The Boy and the Heron

17 Kas 2023

GAİN ile birlikte
The Boy and the Heron | Kaynak: Başka Sinema

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

1987’de İstanbul’da doğdu. Sabancı Üniversitesi Üretim Sistemleri Mühendisliği lisans ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültür Yönetimi yüksek lisans programlarından mezun oldu. Sinema, kültür ve sanat yazarı ve editör olarak çalışıyor.

Duende

Her hafta sinema ve müzik evreninden söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

;