"Sürtük" demokrasi

Daha otoriter bir dünyaya özgürlük ve demokrasi pencerelerinden bir bakış.
"Sürtük" demokrasi

4 Haziran - GAİN
GAİN ile birlikte

Aslı İnandık ile “Heykel Mi?” GAİN ’de Ünlü oyuncu Aslı İnandık’ın bir araştırmacı hassasiyetiyle şehir heykellerini merceğine aldığı GAİN Orijinal belgeseli Heykel Mi? izleyicilerle buluştu. Nedir? Oyuncu ve komedyen Aslı İnandık, GAİN’ de yayına giren belgesel serisinde Türkiye’nin dört bir yanına giderek sosyal medyada tartışmalara konu olmuş heykelleri inceliyor. Şehir heykellerini anlamaya çalışırken müzelerden akademiye pek çok adresi ziyaret eden İnandık, “neo-belgeselcilik” anlayışı kapsamında konunun uzmanlarının yanı sıra uzman olmayanların da görüşüne başvuruyor. Dahası: Alibeyköy’ün mısırı, Denizli’nin horozu, Diyarbakır’ın karpuzu gibi her biri bir dönemin sosyal medya yıldızı olan şehir heykellerini sanatsal olarak değerlendiren belgesel, kapsamlı ve bilgilendirici içeriğinin yanı sıra komediye de göz kırpıyor. Kiminin güldüğü, kiminin temsil nesnesi olarak yorumladığı, kimininse ufuk açıcı yorumlar getirdiği şehir heykellerini daha yakından tanırken hem gülmek hem de öğrenmek için Apple Store veya Play Store üzerinden GAİN ’i indirebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Yazı: Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu

Dünyadaki demokratik gerilemeyle ilişkili dikkati çeken raporlardan biri, International IDEA'nın (Uluslararası Demokrasi ve Seçim Desteği Enstitüsü) yayımladığı demokratik gerilemeyle bazı ülkelerdeki kadın haklarına karşı hareketlerin palazlanması arasında güçlü bir bağ olduğu vurgulanan The Global State of Democracy 2021 raporu. 

Evet, dünya daha otoriter hâle gelmiştir. Otoriterliğe yönelen ülkeler demokrasiye yönelenlerden daha fazladır. Ayrıca, demokratik olmayan ülkeler daha da otoriterleşmiş, Covid-19 demokratik gerilemeyi daha da derinleştirmiştir. Freedom House, Dünyada Özgürlük 2021 raporunda özgürlük kazanımları ve kayıpları arasındaki farkın açıldığını, dünyada insanların 1/5'inden daha azının şu anda tamamen özgür ülkelerde yaşadıkları belirtiliyor.

Otoriter dalgayla birlikte

Otoriter dalgayla kadınların ve farklı cinsiyet kimliklerinin haklarını, toplumsal cinsiyet eşitliğini parçalamayı amaçlayan küresel toplumsal cinsiyet karşıtı hareket önemli bir zemin kazanmıştır. Toplumsal cinsiyet karşıtı hareketler, tahmin edileceği gibi, tek başına bir faaliyet değildir. 

Finansmanı sağlayan —bazı kesimler fonlama kavramını kullanmaya bayılıyorlar, fonlanan diyelim— uluslararası ağlara dayanır. Bu küresel hareketlerin tutunduğu ülkelere yakından bakıldığında, otoriter rejimlerle bağlarının olduğu anlaşılır. 

Ayrıca diktatörler, yaygın ve eski bir strateji olarak korkuyu kullanırlar. Bölmek ve dikkati dağıtmak için yurttaşları arasında ayrımcılık yaratmayı ve ötekileştirmeyi, özellikle mülteciler, azınlıklar, cinsiyet kimlikleri ya da millî-kültürel unsurların kaybı üzerinden ustaca kullanırlar. Bunu geleneksel ataerkil hiyerarşiye dayandırırlar. Aile içindeki erkek baskısı, otoriter devletin güç yapısını taklit ederken muhalifler susturulur ve failler salınır. Toplum bölünür; erkekler kadınlardan, devlet erkeklerden daha güçlüdür.

Dünyada toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtı hareketler

Macaristan ve Polonya, geçtiğimiz yıl Mayıs ayında bir AB belgesinden “cinsiyet eşitliği” kavramını çıkardı. Çin'de feminist hareketler susturuldu. Putin'in Rusya'sı ve Nikaragua’da aile içi şiddetle ilgili çok sayıda yasa yumuşatıldı. Türkiye’de Cumhurbaşkanı, kadına yönelik şiddetle mücadele için yasal olarak bağlayıcı bir Avrupa Konseyi anlaşması ve politika belgesi olan İstanbul Sözleşmesi'nden çekildi. Taliban, Afganistan’da kadınların eğitime erişiminde ve kamu görevlerine, çalışma yaşamına katılmalarında 20 yıllık ilerlemeyi yok etti. ABD’de bir eyalette kürtaj yasaklandı. 

Otokratlar feminizmi ve toplumsal cinsiyet eşitliğini önce demokratik bir cephe yaratmak için kullandılar. Daha sonra otoriterliği yaymaya ve demokrasiyi tırpanlamaya kadınların yaşamından başladılar. Son yıllarda toplumsal cinsiyet eşitliği yasalarının uygulanması yavaşladı ya da uygulanmadı. Ve kadına yönelik şiddet arttı.

Otoriter rejimlerde kadınların siyasi katılımı 

Öte yandan, otoriter rejimler, kadınların siyasi katılımını teşvik etmede de istekli gibiler. Şimdilerde dünyada parlamenterlerin yarısından fazlasının kadın olduğu üç ülke var: Küba, Ruanda ve Nikaragua. Ancak "Bu ülkelerde demokrasi var," diyemeyiz. Görüyoruz ki parlamentodaki kadın sayısı demokrasiyi garantilemiyor. 

Siyasete kadın katılımını artırmak doğru bir yönelim. Ancak siyasi karar almada demokrasi ve cinsiyet eşitliği söz konusu olduğunda yeterli bir hedef değil. Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi, otoriter rejimler kendi güçlerini meşrulaştırmak ve korumak için bir strateji olarak başlangıçta bir tür devlet feminizmi olarak toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik ediyorlar. 

Araştırmalar, otoriter rejimlerin dünyaya demokratikleşmenin ciddi bir şekilde başlatıldığını göstermek için siyaseten kadın haklarını kullandıklarını ortaya koyuyor. Ayrıca güvenilirliklerinin azaldığı dönemlerde kadın haklarını teşvik ederek uluslararası tanınırlığı sağlamaya çalışıyorlar. Yine biliyoruz ki kadınlar toplumsal hareketlere katıldıklarında bu hareketlerin Myanmar, Sudan ve Arjantin örneklerinde olduğu gibi başarılı olma ihtimali daha yüksek.

Bir liderin ağzından: "sürtük"

Dünyada otoriterleşmenin arttığı bir dönemde toplumsal cinsiyet eşitliğinin, kadın ve azınlık haklarının kısıtlanması da yine tesadüf değil.  Bu noktada  toplumsal cinsiyet eşitliği azaldığında ya da ülkesindeki kadınlara bir lider "sürtük" dediği sırada demokrasi ne durumdadır? Bu sorunun yanıtı, demokratik gerilemedir ve bu tartışma, cinsiyet körü olmamalıdır. Demokratik gerileme eğilimi tersine çevrilmek isteniyorsa demokratik gerilemeyle kadın haklarına karşı çıkan hareketler arasındaki bağlantı kabul edilmelidir.

Bunun için son günlerde siyasi partilerin oluşturdukları demokrasi hedefini deklare eden çoklu parti masasına cinsiyet perspektifini dâhil etmek ve kadın hareketini desteklemek öncelikli olmalıdır. Kadın örgütlerini ve kadınların siyasete katılımını partilerin desteklemesi etkili bir yoldur. Kadın politikacılar arasında çok partili bir iş birliği sağlamaya ve sivil toplumla iş birliği yapmaya ihtiyaç vardır. Otoriter rejimler üzerindeki diplomatik baskı kadar, siyasi partilere bu açıdan finansman desteği sağlamanın önemi anlaşılmalıdır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

🏆 "Sürtük" demokrasi, Cannes ödülleri

Herkese günaydın. Bu hafta sonu gündemde "sürtük" demokrasi anlayışına bir bakış ve 75. Cannes Film Festivali çıktıları var.

04 Haz 2022

GAİN ile birlikte
Fotoğraf: Ateş Alpar

YAZARLAR

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR