Tarafsız fikir belirtmenin zorluğu, orta yol yoksunluğu

Bu yazımda savaşın, pratikte çözümsüzlüğün yanında fikirsel olarak da bölge dışından insanları gruplaşmaya ve karşıtlığa ittiği gözlemi üzerinde duracağım.
Tarafsız fikir belirtmenin zorluğu, orta yol yoksunluğu

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

1973 Yom Kippur Savaşı ile karşılaştırılan geçtiğimiz haftaki Hamas’ın İsrail şehirlerinde düzenlediği saldırı, İsrail hükümetinin misillemeleriyle savaşa dönüştü. Bu yazımda savaşın, pratikte çözümsüzlüğün yanında fikirsel olarak da bölge dışından insanları gruplaşmaya ve karşıtlığa ittiği gözlemi üzerinde duracağım. 

Hem üzerine çok yorum yapılan hem de günlük hayatta insanların yorum yapmaktan çekindikleri kadar karmaşık ilişkiler ağı ve coğrafyada bazı yanlış anlaşılmaları ve gündemin özellikle ABD üniversitelerine yansımasını aktaracağım. 

Tanımlar ve kimlikler 

7 Ekim günü Hamas’ın saldırılarıyla başlayıp hafta boyunca karşılıklı şiddetin tırmanmasıyla savaşa dönüşen Hamas-İsrail çatışması, ayrıca günlük hayatta gündemi takip eden insanları da "savundukları" veya "savunmaya itildikleri" taraflar adı altında karşı karşıya getiriyor. Bu noktada ayırt edilmesi gereken kimlikler olan Filistin halkı ve Hamas silahlı örgütünün birbirine denk düşünülmesi ve aynı şekilde İsrail hükümetiyle Yahudi halkının da aynı tarafta görülmesi bu savaşın sadece sahada değil, günlük konuşmalarda da insanları aşırılığa itiyor. Bölgede yaşayan Filistinli ve Yahudi sivillerin aynı savaş koşulları altında kaldığı ve Filistinlilerle Hamas bağının yıllar içinde koptuğu gibi İsrailli sivillerin de Netanyahu hükümetini veya Gazze politikalarını desteklemediğini göz önünde bulundurmak, bu konuda gelişmeleri takip etmek açısından oldukça önemli. 

ABD siyaseti toplumu yansıtmıyor 

Hamas saldırısından bu yana Biden hükümeti, Biden’ın Netanyahu’yu ziyareti ve yine Biden’ın, İsrail ve Ukrayna’ya silah yardımı için Kongre’den 100 milyar dolar ek bütçe talep edeceğini açıklaması, dışarıdan bakıldığında doğal gözüküyor; çünkü süregelen ABD-İsrail stratejik partnerliğini ve ABD’nin Rusya’ya karşı Ukrayna’yı koruma amacını gösteriyor. İşin enteresan yanı, Amerikan toplumu sanıldığı kadar İsrail yanlısı değil, Demokratların gündemdeki politikaları ABD'de önemli bir fikir ayrılığına işaret ediyor. Siyasetçilerin aksine entelektüel çevreler özellikle Filistin halkının hem Hamas hem de İsrail hükümeti tarafından zarar gördüğünü savunurken özellikle Siyahların Yaşamları Değerlidir Hareketi’nin (Black Lives Matter Movement), Hamas-İsrail savaşını kendi gündemine dahil etmesi, daha önceden beraber düşünülmeyen siyah hareketi ve Filistin hareketi arasında, en azından ABD siyaseti bazında, bir bağlantıya işaret ediyor. 

New York şehrinden bir kaynağımın aktardığına göre, Brooklyn’in siyah nüfusu en fazla mahallelerinden biri olan Crown Heights Mahallesi'nde yaklaşık 1000 kişilik bir parti organizasyonunda bir sanatçı, kısa süreliğine de olsa, "Filistin özgür olana kadar bize özgürlük yok" sloganı attı, katılımcılardan destekleyenler oldu. Öte yandan, 18 Ekim’de bir grup Yahudi, ABD Kongre Binası'na bağlı Cannon House Ofis Binası'nın içine girerek "Filistin’e özgürlük", "Yahudiler adına savaşmayın", "Yahudiler ateşkes istiyor" yazılı pankartlarla hem ABD hükümeti politikalarını hem de İsrail’i protesto etti. Polis müdahalesi sonucu en az 300 kişi Kongre Binası’na izinsiz giriş ve kargaşaya neden olmaktan tutuklandı. 

Üniversitelerdeki bölünmüşlük

Gelişmelerin akademide de yansıması oldu. Genelde sol ideolojiye daha yakın olan akademisyenler ve öğrenci grupları, yine hükümetin aksine, Filistin yanlısı pozisyon alarak hem Hamas terörünü hem de Netanyahu hükümetinin şiddetini eleştirdi. 

Öte yandan bazı departmanlarda Filistin yanlısı yorum yapanların başka üniversite öğrencileri tarafından Hamas destekçisi olarak görülmesi de günlük hayatta gündemin yarattığı aşırılığa işaret etti. New York Üniversitesi öğrencilerinden, kendisini "anti-Siyonist Amerikan Yahudisi" olarak tanımlayan bir kaynağım, "Hamas saldırısından beri gündemin etrafındaki insanları ikiye ayırdığını, tanıdığı Yahudilerden sadece birkaçının gündemi özellikle kendisiyle konuşmak istediklerini çünkü diğer hiçbir Yahudinin gündem karşısında ılımlı fikirlere açık olmadığını söylediklerini" dile getirdi. Kaynağımın gözlemine göre Siyonist ideolojinin devamlılığı, her gün sinagoglarda ibadet aracılığıyla sağlanıyor ve bu kültür içindeki insanlar son iki haftanın gelişmelerini siyah/beyaz olarak ayırıyorlar. Özellikle solcu Yahudilerin arada kaldığını ama onların da ya bir uca ya da diğer uca meyilli davrandığını görüyoruz. 

Bir başka ilginç gelişme Harvard Üniversitesi'nden 

The New Yorker gazetesinden Eren Obey’in yazısına göre, Harvard öğrencisi Filistinli Amerikan bir öğrencinin yazmaya başladığı, sonrasında bir arkadaşının da dahil olup Google Dokümanı olarak paylaşıma açtıkları "Acil Durum Bildirisi", "Hamas saldırısından tamamen İsrail hükümetini sorumlu tutan" mektuba dönüştü. Üniversitenin Filistin Hareketi öğrenci grupları tarafından imzalanmasıyla etkisi büyüyen mektup, bir yandan üniversitenin bağışçılarını sinirlendirirken öte yandan öğrenci gruplarını hareketlendirdi. Google tarafından kısa sürede yasaklanan farklı "Üniversite Terör Listesi" adı altında açılan internet sitelerinde, mektubu imzalayan öğrencilerin isimleri listelendi. Harvard mezunu ve bağışçısı Bill Ackman ise üniversitenin bu isimleri listeleyip şirketlere vermesini, böylece bu öğrencilerin "yanlışlıkla işe alınmasını" engellemeyi önerdi. 

Kimliklerin stratejik kullanımı

Hamas terörünü Filistinlilerden, İsrail hükümetinin uluslararası hukuku çiğneyen politikalarını da Yahudilerden ayırmak neden önemli?

Öncelikle, yazıda yansıtmaya çalıştığım gibi, farklı kimlik ve fikirlerin bir araya gelmesi ele aldığımız gündemde aşırıcı fikirlerin etkisini azaltma konusunda bir yastık görevi görebilir, en azından günlük hayatta. 

İkincisi, Hamas’ın ve İsrail hükümetinin işaret ettiği iki tarafa bölünmek, en çok bu aktörlerin işine yarıyor. Yani şiddeti başlatan ve devam ettiren aktörler, bu şiddetin yarattığı taraflardan beslenerek kendi var oluşlarını meşrulaştırıyor. Netanyahu hükümeti, bir zamandır yeni yasa tasarıları etrafında bölünen halkı ortak düşman olan Hamas’ın korkusuyla tekrar bir araya getirirken, Hamas da İsrail hükümetinin hem güvenlik konusunda yetersizliğini ortaya koyarak hem de sonrasında Gazze’de hükümetin insanlık dışı politikalarıyla ‘maskesini düşürerek’ Filistin halkını tekrar kendi tabanı hâline getirebilir. Yani stratejik olarak, İsrail hükümeti ülkeden ve dünya kamuoyundan minimum tepki alarak uluslararası hukuka aykırı gelirken Hamas da varlığını sürdürecek daha geniş bir tabana yayılma amacını güdüyor olabilir. 

Bu da uzun dönemde bölge için orta yoldan hızla uzaklaşılırken çatışmanın parçası olmak istemeyen sivillerin zarar görmesi ve taraf tutmaya zorlanması sonucu oluşan güvensizlik sarmalında, kimliklerin daha da net olarak ayrışması anlamına gelir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🖋️ Durulmayan sular, keskinleşen fikirler

İsrail ve Hamas arasındaki savaşın ardından Orta Doğu coğrafyasındaki gerilimlerin nedenleri ve sonuçları, yine savaşın yarattığı toplumsal kutuplaşmanın ABD ve ABD'deki üniversiteler üzerinden bir okuması.

25 Eki 2023

Yahya Hassouna/AFP/Getty Images

YAZARLAR

Deniz Kaptan

Yazar @ Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?

Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Batur Ozan Togay

·

21 Tem 2026

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Birol Oğuz

·

20 Tem 2026

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

Melisa Gülbaş

·

20 Tem 2026

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Sahne önü ve arkası: NATO Zirvesi hakkında akla takılan hayati noktalar

7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da toplanan NATO liderler zirvesi, ittifakın kendisi hakkında çok daha derin soru ve sorunları gündeme getiriyordu. Avrupa merkezli NATO ile Donald Trump başkanlığındaki Amerikan yönetiminin zıt tutumları nedeniyle Atlantik ötesi ilişkiler giderek karmaşıklaşıyor, anlaşmazlıklar derinleşiyor ve kapsamı genişliyor. Peki Türkiye bu denklemde nerede duruyor?

Faik Bulut

·

20 Tem 2026

Sahne önü ve arkası: NATO Zirvesi hakkında akla takılan hayati noktalar
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?