🙃 The Smile’dan yeni şarkımız var: “Bending Hectic”

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
The Smile, kurulduğu günden bu yana turnelemeye devam ediyor. Şu sıralar Amerika kıtasında peşi sıra konserler veren grup, bir yıla yakındır stüdyo kaydı beklenen Bending Hectic isimli yeni şarkılarını sonunda gün yüzüne çıkardı.
Thom Yorke, Jonny Greenwood ve Tom Skinner üçlüsü geçtiğimiz yıl yayımladıklar ilk The Smile albümü A Light for Attracting Attention’ın ardından 12 Temmuz’da soluğu Montreux Jazz Festival sahnesinde aldı. Grup, daha sonra konser kayıtlarını albüm olarak da yayınladıkları Montreux Jazz Festival performanslarında Bending Hectic ismini verdikleri bir de yeni şarkı çaldı. O şarkı, geçtiğimiz günlerde Sam Petts-Davies’in prodüktörlüğünde Abbey Road Studios’ta kaydedildi. Eski-yeni The Smile şarkısı, bugün ansızın dijital dinleme servislerinde yerini aldı.

Bending Hectic | Tasarım: Stanley Donwood
Grup aynı zamanda yeni şarkıları için bir animasyon video klip de paylaştı. Klibin görsel dünyasını Thom Yorke’un hakkında "Onunla sanat okulundaki ilk günümde tanıştım. Ya bu kişiden gerçekten hiç hoşlanmayacağımı ya da hayatımın geri kalanında onunla çalışacağımı düşündüm,” dediği ömürlük partneri Stanley Donwood’a emanet ettiği klibi buradan izleyebilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ramize Erer’in "Séparation" sergisi, Paris’in tarihî atmosferini günümüze taşıyan Hôtel Langlois’nın 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluştu. Ramize Erer ve küratör Nazlı Pektaş’la resimlerdeki hüznü, geçiciliği ve mekanın sergiye kattıklarını konuştuk.

1961’den itibaren Almanya’ya giden işçiler, oy kullanmak için beklediler ama siyaset yapmak için sandığı beklemediler. Nermin Abadan-Unat, Gündüz Vassaf, Ayhan Kaya, Fatma Aydemir ve Ece Temelkuran’ın kitaplarının izinde, Ford grevinden Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına, vatandaşlık reformlarından AfD’nin yükselişine uzanan altmış beş yılı okuyoruz. Aynı sorular hâlâ gündemde: Kim “Alman”? Neresi “vatan”?

Zamanın sevgi ve acının mekanı olduğunu söylüyor Ursula K. Le Guin. Bilge Karasu ise o ölümün adını anmadan yazdığı değiniler, öyküler ve masallardan oluşan tuhaflıklar kitabı "Göçmüş Kediler Bahçesi"nde birkaç kez kaçınılmaz olana dair uyarıyor bizi: "Kedinizi bir insanı sever gibi sevmeye çalışmayın!" Benimse diyeceğim şu: Kaç insan kendisini bir kedi gibi sevdirmeyi başarabilmiş ki!

İlkay Şencan, yeni EP’si “Origin”de çocukluğunun müzikal hafızasını elektronik müzikle buluşturuyor. Şencan ile biraraya geldik ve kariyerinin başlangıcından uluslararası başarıya, DJ kabinindeki seyirci beklentilerinden müzik sektöründeki network ilişkilerine uzanan pek çok konuyu konuştuk.

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.



