Tüketmemekten gelen güç: Otoriteye karşı boykot etkili bir yöntem mi?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin muhtemel cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve ardından tutuklanarak cezaevine gönderilmesi, başta üniversite gençliği olmak üzere kitleleri sokağa döktü. Türkiye tarihinde nadir görülen kitlesel eylemler, dalga dalga pek çok kente yayılırken CHP de Saraçhane mitinglerini bir hafta boyunca sürdürdü. Giderek yükselen polis şiddetine rağmen yurttaşlar, Saraçhane başta olmak üzere üniversiteleri, meydanları, sokakları boş bırakmadı.
Burada İmamoğlu’nun aday olma hakkının engellenmesinin yanı sıra toplumun geniş bir kesimini tetikleyen durum, mevcut anayasa kuralları çerçevesinde yurttaşların genel seçimlerle iktidarı seçme ya da değiştirme hakkının engellenmek, hatta iptal edilmek istenmesi oldu. Direnme hakkının yazılı olması gerekmez; barışçıl protesto, gösteri ve eylemler de bir yurttaşlık hakkıdır. CHP de bu direnme hakkını kullanmak isteyenlerin talebini gördü, meydanlardan buna karşılık vermeye çalıştı.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
YAZARLAR

Pelin Cengiz
Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
OKUMAYA DEVAM EDİN
Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.

Bir partinin logosu, tek başına o partinin geleceğini belirlemez. Seçmen desteğini asıl şekillendiren; partinin programı, liderliği, örgütlenme biçimi ve toplumla kurduğu ilişkidir. Yine de logo, milyonlara ulaşmayı hedefleyen bir siyasi yapının kamuoyuna sunduğu ilk işaretlerden biridir. Peki Yeni Parti’nin logosu nasıl bir mesaj veriyor? Tasarımın güçlü yanları neler, hangi yönleri henüz tamamlanmamış görünüyor ve daha tutarlı bir görsel kimliğe dönüşmesi için neler yapılabilir?

Avrupa Merkez Bankası, radikal bir kararla euro banknotlarını baştan aşağı değiştirmeye hazırlanıyor. Bu kararla Avrupa, yalnızca yeni güvenlik özelliklerine sahip banknotlar tasarlamıyor; aynı zamanda gölgede kaldığını hissettiği bir dönemde kendini nasıl anlatmak istediğini de yeniden düşünüyor.

Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti’nin 41 sayfalık parti programının ekonomi bölümünde, Özel’in meydanlarda sıklıkla kullandığı “Bu kara düzeni değiştireceğiz” ifadesi tekrar tekrar yer bulurken, ekonomi politikalarının temelinin “kalkınmacı devlet” üzerine kurulduğu görüldü. Yeni Parti programında planlı kalkınma, bağımsız Merkez Bankası, vergi reformu, sosyal adalet, Hazine garantili projeler, enflasyonla mücadele ve kamuda israf gibi konuları merkezine alıyor.

Demokrasi krizleri ilk bakışta afetlerle ilgisiz görünebilir. Oysa afet yönetimi literatürü tam tersini söylüyor. Türkiye'de de mutlak butlan kararıyla birlikte, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla derinleşen siyasi gerilim sürecine bir kurumsal belirsizlik daha eklendi. Türkiye’nin deprem gerçeği ise durduğu yerde duruyor.




