Türkiye elektrikli otomobil cenneti mi, yoksa çöplüğü mü olacak?


Otokoç’un kaliteli ve güvenli hizmetiyle tanışın Otokoç; Ford, Fiat, Maserati, Volvo, Alfa Romeo, Jeep ve Ford Trucks gibi dünyaca ünlü markalarının binek ve ticari modellerinin yetkili satıcılığına ve servis hizmetine sahip. Tüm yurt çapına yayılmış geniş şube ağıyla, avantajlı koşullar ve sürdürülebilir kaliteli hizmet anlayışını ön planda tutan çalışmalarıyla lider durumda olan Otokoç; geniş araç portföyüne, 95 yıllık geçmişine dayalı güven duygusuna ve verdiği ayrıcalıklı hizmete odaklanıyor. Otomotiv markalarında Otokoç güvencesini buradan keşfedebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Türkiye’de nüfusa oranlandığında her 1000 kişiye sadece 11 adet otomobil satıldığını görüyoruz. Bu nedenle otomobil satışlarında rekor olarak nitelendirdiğimiz rakamla nüfusun sadece %1,1’i otomobil satın almış oluyor. Otomobil satışlarındaki rakama bakıldığında 32 ülkeli Avrupa’da 6’ncı sırada yer alıyoruz. Fakat nüfusa oranlandığında “Hiç de fena değil” dediğimiz bu sıralamada 28’inci sıraya düşüyoruz. Geride bıraktığımız ülkeler Litvanya, Letonya, Romanya ve Bulgaristan…
Peki veriler bu denli karamsarken Türkiye’nin elektrikli otomobil pazarının akıbeti ne olacak?
Rakamlar: Türkiye’de 2024 yılında yaklaşık 100 bin adet elektrikli otomobil satıldı. Bir önceki yıla göre göre %25 büyüyen pazarın, 2025’te de %20-30 arasında büyüyeceği öngörülüyor.
BYD Türkiye Genel Müdürü İsmail Ergun, elektrikli araç satışlarındaki artış ve pazar paylarının yükselmesinin küresel otomotiv sektöründeki dönüşümün hızını net şekilde ortaya koyduğunu söylüyor. Ergun, pazara ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullanıyor:
“2016’dan 2024’e kadar elektrikli araç pazarı 20 kat büyüyerek 17,1 milyonluk satış adedine ulaştı. Bu satışların 11 milyonu Çin’de yapıldı. BYD’nin öncülük ettiği elektrikli dönüşümüne otomotiv sektöründeki markalar her geçen gün yeni elektrikli modellerini pazara sunarak katılıyor. Kullanıcılara daha fazla seçenek sunulması, şarj altyapısının genişlemesi ve teknolojinin sürekli gelişimi, bu büyümeyi destekleyen önemli faktörler… Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2028’e kadar dünya genelinde elektrikli araç sayısının 250 milyona ulaşacağı tahmini, bu büyümenin sürdürülebilirliğini destekler nitelikte.”
Türkiye elektrikli otomobil pazarının, altyapı yatırımları, teknolojik gelişmeler ve artan çevresel farkındalık sayesinde küresel dönüşümün önemli bir parçası olma yolunda ilerlediğine dikkat çeken Ergun, 2023 öncesi toplam satışların sadece %1’ini oluşturan elektrikli araçların 2024 sonunda yaklaşık 100 bin adetlik satışla pazardan %10 pay aldığını da hatırlattı. Ergun, daha sonra sözlerine şu ifadelerle devam etti:
“Bu dönüşümde Türkiye’deki tüketicilerin elektrikli araçlar ve yeni teknolojilere çok hızlı adaptasyonu ve yeniliklere duyduğu ilgi önemli bir etken oldu. Sektördeki diğer oyuncuların da katkısıyla 2025’te Türkiye’de elektrikli araçların pazar payının Avrupa’ya paralel olarak %15 seviyesine ulaşacağını öngörüyoruz. Sadece elektrikli araçlar değil, şarj edilebilir hibrit araçlara olan ilginin de son yıllarda hızla arttığı görülüyor. 2023’te Türkiye’de yaklaşık 2 bin 500 adet şarj edilebilir hibrit araç satılırken 2024’te bu rakam, SEAL U DM-i modelimizin katkısıyla 9 bin 921 adede ulaştı. 2025’te farklı markaların da modellerini pazara sunmasıyla şarj edilebilir hibrit araçlar pazarda önemli bir yer edinecek.”
Türkiye’de genç ve dinamik nüfusun etkisiyle elektrikli araçlara talebin hızla arttığını belirten Ergun, BYD Türkiye olarak uzun vadeli bir perspektifle hareket ettiklerini, çevre dostu ve yenilikçi çözümleriyle Türkiye’deki tüketicilerin ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap vermeyi hedeflediklerini kaydetti.
Opel Türkiye Genel Müdürü Yiğit Yantaç ise değerlendirmesinde 2024’ün küresel elektrikli araç satışlarında tarihî bir yıl olduğunu ve 17,1 milyon adetlik satışla rekor kırıldığını dile getirdi. Yantaç, daha sonra şu ifadeleri kullandı:
“Bu rakamlar, elektrikli mobilitenin hızla ana akım hâle geldiğinin önemli bir göstergesi. 2025’te bu büyüme trendinin devam etmesini bekliyoruz. Özellikle Asya ve Kuzey Amerika pazarlarında elektrikli araçlara olan talep bu trendi güçlendirecek. Avrupa’da ise 2024’te ekonomik belirsizlikler ve yüksek enflasyon gibi nedenlerle satışlarda bir miktar gerileme yaşandı. Ancak hükümetlerin çevre odaklı teşvikleri ve markaların yenilikçi ürünleri sayesinde toparlanmanın mümkün olduğunu düşünüyoruz.”
Türkiye’deki büyümenin de altyapının gelişimi, tüketici farkındalığının artışı ve yeni modellerin pazara sunulmasıyla desteklendiğinin altını çizen Yantaç ayrıca, “2025’te Türkiye’deki elektrikli araç pazarında %20’lik bir büyüme öngörüyoruz ve elektrikli araçta toplam pazarın 120 bin adede ulaşmasını bekliyoruz” dedi.
Elektrikli otomobil sayısı 1 yılda %130 arttı
Diğer yandan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre geçen yıl Türkiye’deki elektrikli otomobil sayısı, bir önceki yıla göre %129,6 artarak 183 bin 776’ya ulaştı. Elektrikli otomobillerin kayıtlara girdiği ilk yıl olan 2011’de yalnızca 24 elektrikli aracın trafiğe kaydı bulunurken bu sayı 2018’de 952’ye ulaştı. 1000 barajı ise 2019 yılında aşıldı.
Bu sayı 2021’de 6 bin 267’ye, 2022’de 14 bin 552’ye, 2023’te ise 80 bin 43’e yükseldi. Elektrikli otomobil pazarı, geçen yılı da %130’a yakın devasa bir büyümeyle kapadı. Son 5 yıldaki büyümenin ise %1061 olduğu görüldü. Ayrıca 2024 yılında elektrikli otomobillerin trafiğe kayıtlı otomobiller içindeki payı %1,1’e yükseldi.
Peki asıl sorun ne?
Rakamlara bakınca Türkiye hızla elektrikli otomobil cenneti olma yolunda ilerliyor. Sektör liderleri, 2025 yılında bu trendin büyümesini bekliyor. Ancak Türkiye’de satılan elektrikli otomobillerin menzillerine bakıldığında endişelenmemek mümkün değil.
2025 yılında yaklaşık 1000 kilometre menzile sahip elektrikli otomobiller pazara girmeye hazırlanıyor. Peki önceki yıllarda satışa sunulan 200-350 kilometre menzilli otomobiller ne olacak? Şu anda 400-500 kilometre menzilli otomobiller bile ikinci el pazarında akıbeti meçhul bir şekilde bekleyişini sürdürüyor.
Esasında konu tam anlamıyla cep telefonu teknolojisiyle aynı. Cep telefonlarının şarj sürelerinin kısa sürede nerelere geldiğini bir düşünün… Aynı durum elektrikli otomobiller için de geçerli. Fakat cep telefonları daha kolay alınıp satılırken konu otomobil olunca işin rengi değişiyor.
Şimdi kafalardaki soru şu: Çok değil, yalnızca 2-3 yıl önce alınan düşük menzilli otomobillerin durumu ne olacak? Bu otomobillerin ikinci el satışlarının yapılması da pek mümkün görünmüyor. “Aynı sorun Avrupa’da da var” diyebilirsiniz. Tabi ki var ama Avrupa’nın birçok ülkesinin nüfusu ve yüzölçümü İstanbul’un altında. Dolayısıyla orada şehir trafiği, düşük menzilli otomobilleri tolere edebilecek düzeyde. Kaldı ki milli gelirin yüksek olması nedeniyle otomobil değiştirme oranı da Avrupa’da bir hayli yüksek.
Bu faktörler, Türkiye’nin kısa bir süre sonra elektrikli otomobil çöplüğüne dönüşme ihtimalini de gün yüzüne çıkarıyor. Bu süreçte düşük menzilli bataryayı yüksek menzilli bir versiyonla değiştirmek mümkün hâle gelir mi; bilinmez… Dolayısıyla Türkiye’nin elektrikli otomobil cenneti mi, yoksa çöplüğü mü olacağını yine zaman gösterecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye’deki otomobillerin yaş ortalaması 14,2’ye yükseldi. Trafikte şiddete yeni yaptırımlar getirileceği açıklandı. Çin merkezli elektrikli otomobil üreticileri, Avrupa Birliği’ne dava açtı. Elektrikli bisiklet girişimi Angell iflas etti.
29 Oca 2025

YAZARLAR

Ahmet Çelik
Otomobil Gazetesi, OtoDergi

Pareto Mobilite
Otomotiv sektöründen haberler ve raporlar, yeni model incelemeleri, pazar payı analizleri, sektörel öngörüler, en önemli basın açıklamaları.
İLGİLİ OKUMALAR



