Türkiye'nin ilk gözlem uydusu İMECE fırlatıldı


Stratejik satın alma ve tedarikçi çözümleri platformu: Promena
Koç Topluluğu şirketi Zer ’in markası Promena , ihale yönetiminden tedarikçi yönetimine çeşitli süreçlerde şirketlere online kolaylıklar ve raporlama imkânı sağlıyor. Neler var? Satın alma süreçlerini kolaylaştıran dört modülden oluşan…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
TÜBİTAK UZAY tarafından tasarlanan, Türkiye'nin metre altı çözünürlüğe sahip ilk yerli ve milli gözlem uydusu İMECE, hava koşulları nedeniyle fırlatmanın 3 kez ertelenmesinin ardından Cumartesi günü fırlatıldı. Görev ömrü 5 yıl olan uydu; Elon Musk'a ait SpaceX'in Falcon 9 roketi tarafından uzaya taşındı.
Geniş açı: Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ve TÜBİTAK 1007 programı ile desteklenen, Milli Savunma Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonu ile yürütülen proje kapsamında geliştirilen gözlem uydusu İMECE, fırlatmayı takiben yörüngedeki testlerinin tamamlanmasıyla birlikte Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterine dahil edilecek.
- 680 kilometre irtifada güneşe eş zamanlı yörüngede görev yapacak olan 700 kg ağırlığa sahip İMECE, coğrafi kısıtlara takılmadan dünyanın herhangi bir noktasında görüntü çekebilmeye ve hedef tespit ve teşhis edebilmeye ek olarak doğal afet, haritalama ve tarımsal uygulamalar gibi pek çok farklı alanda Türkiye'ye hizmet sunacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Elon Musk'dan yapay zeka hamlesi. Türkiye'nin metre altı çözünürlüğe sahip ilk yerli ve milli gözlem uydusu. Jüpiter'in uydularında yaşamın izlerini arayacak JUICE görevi.
17 Nis 2023

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?

Apple, 13 Ekim Salı günü “Eve hoşgeldin” sloganıyla hayata geçirdiği lansmanda en yeni akıllı ev ekosistemi ürünlerini tanıttı. Uzun zamandır şirketin üzerinde çalıştığı söylenen akıllı ev ekranı HomeView, lansmanın yıldız ürünü oldu. Şirket, lansman kapsamında ayrıca LG ve Schneider Electric ile işbirliği içinde geliştirdiği Apple Home Collection ürünleri, HomePod mini 2 ve yeni Apple TV 4K’yı da tanıttı.

Bugün şirketler, faaliyet gösterdikleri süre boyunca müşterilerinden çalışanlarına, iş ortaklarından tedarikçilerine kadar milyonlarca kişi ve kuruma ait veri topluyor. Şirket kapandığında ise bu devasa dijital arşiv bir anda ortadan kaybolmuyor. Verilerin bir bölümü yasal yükümlülükler nedeniyle saklanmaya devam ederken bazıları, başka şirketlere devredilebiliyor; hatta iflas sürecinde satışa çıkarılan varlıklar arasında yer alabiliyor.

Algoritmalar artık iş dağıtıyor, çalışanları puanlıyor ve hatta işten çıkarma kararlarında belirleyici oluyor; insan denetimi ise otomasyon yanlılığı ve gig ekonomisinin hukuki boşlukları nedeniyle her zaman gerçek bir güvence sağlamıyor. Kaliforniya, “Robot Patrona Hayır” yasası ile işten çıkarma ve disiplin kararlarının yalnızca yapay zekaya bırakılmasını yasaklayan ilk ABD eyaleti oldu belki ama asıl sorunun kapitalizmin ulaştığı noktayla ilgili olduğunu hatırlamak gerekiyor.

Şirketler yapay zekayı toplantı notu çıkaran araçlardan operasyon yürüten ajanlara dönüştürmek istiyor; ancak bir yandan da güvenilmez veri, eksik bağlam ve belirsiz sorumluluklar kurumların yıllardır kapalı odalarda tuttuğu dağınıklığı da su yüzüne çıkarıyor. Üstelik ajanların gerçekten işe yaradığı bir düzende asıl mesele, onlara hangi işleri devredeceğimiz kadar açılan zamanı insanın muhakemesine, öğrenmesine ve daha nitelikli üretime ayırıp ayıramayacağımız da.



