Yapay zeka ve doğa: AI’ın gezegenimize bedeli insanlığın varoluşu olabilir mi?

Sürdürülebilirlik etrafında dönen anlamlı ve anlamsız konuşmalardan biraz içimiz bayıldı. Konuya şöyle bir giriş yapayım: Sürdürülebilirlik, kavramsal olarak belirlenmemiş bir süre boyunca, bir sürecin devam edebilme kapasitesini ifade eder. Ekonomik, çevresel ve sosyal olarak üç boyuta sahiptir. Bu boyutları, insan (sosyal), dünya (çevre) ve kazanç (ekonomi) olarak da tanımlayabiliriz. Hepsi de aynı kapıya çıkıyor.
Sürdürülebilirliğin bu üçlü dengesini ifade eden "The Triple Bottom Line" teorisi, John Elkington tarafından tanımlandı ve en yaygın kabul gören yaklaşım bu. Temel olarak konu, bir faaliyetin ne kadar süre ve nasıl devam edeceğinin formülünü sürekliliği sağlayacak şekilde tutturabilmek. Sürdürülebilirlik, bu formülü sağlayarak bir denge kurmayı amaçlıyor.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
YAZARLAR

Prof. Dr. Gresi Sanje
Akademisyen. 2010-2014 yılları arasında BM Küresel İlkeler Sözleşmesi temsilciliği yaptı. Gresi Sanje Eğitim ve Danışmanlık altında işletmelere marka danışmanlığı sunan Sanje, 2021 yılında İstanbul Nişantaşı Üniversitesi'nde PIO Pazarlama İletişimi Okulu’nu kurarak direktörlüğünü üstlendi. Pazarlama iletişimi, tüketici ve marka konularında akademik çalışmalarını sürdürüyor.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Yapay zekanın insanlığı yok edeceğine dair felaket senaryoları, genellikle kontrolden çıkan süper zekalara ve “katil robotlara” odaklanıyor. Oysa uzmanların daha olası gördüğü risklerin çoğunda yapay zeka tek başına hareket etmiyor. Özellikle beş olası senaryo, kontrol zincirini geri dönüşü olmayacak şekilde kırma potansiyeli taşıyor.

Yapay zeka patlamasının da etkisiyle artık ürünlerin pazarlama materyallerinde sürekli aynı kelimeler tekrarlanıyor: Ajan tabanlı, AI destekli, kurumsal düzeyde, akıllı, uçtan uca, yeni nesil, ekosistem… Yıllar önce pazarlama ekiplerinin temel problemi, insanların üründen haberdar olmasını sağlamakken bugün bunun önünde çok daha kritik bir problem yer alıyor: İnsanların ürünün ne olduğunu anlamasını sağlamak.

Son birkaç yıldır yapay zeka yarışında geçerli olan kural basitti: Daha güçlü modeli daha hızlı geliştiren kazanır. Son günlerde sektörün öncü isimleri tarafından yapılan açıklamalar ise bu denklemin değişmeye başladığını gösteriyor. Modellerin siber saldırılardan biyolojik silah geliştirme girişimlerine uzanan riskli kullanım alanlarında sahneye çıkması, yarışın öncülerini ilk kez açık bir biçimde frene basma olasılığını tartışmaya itiyor.

Yapay zeka yarışını yavaşlatma çağrıları teknoloji şirketlerinin içinden de yükselirken, New York Üniversitesi’nden filozof Jeff Sebo ile yapay zekanın risklerini, bilinç ihtimalini, hayvan refahını ve gelecekte dijital zihinlere karşı doğabilecek sorumluluklarımızı konuştuk.

Gıda markaları, restoranlar ve kafeler, son dönemlerde giderek artan oranda yapay zeka üretimi görsellere başvuruyor. Fakat bu görseller, iştah açıcı görünmek yerine, “mide bulandıran” etkileriyle viral oluyorlar. Bu durum, dikkat çekici bir soruyu da gündeme taşıyor: Fotogerçekçi görüntüler üretme konusunda bu denli yetenekli hâle gelen yapay zeka modelleri, neden iştah açıcı yemek görselleri üretemiyor?




