Yeni medyada ‘ultra her şey dahil’ çağı: OpenAI’ın sosyal ağ kurma planını nasıl okumalıyız?


beije ile yepyeni bir regl deneyimi beije , ulaşılabilir ve organik ham maddelerden üretilmiş menstrüel hijyen ürünleri ile yepyeni bir regl deneyimi sunuyor, esnek ve taahhütsüz bir abonelik sistemi ile çalışıyor. Hazır paketlerden istediğinizi seçebileceğiniz gibi, ihtiyaç ve tercihlerinize özel bir paket de oluşturulabiliyor. Neler var? Ped, tampon, kap ve ısı bandı gibi menstrüel hijyen ürünleri Menstrüel, cinsel sağlık, genel kadın sağlığı ve iyi yaşam konularında güvenilir bilgiler Regl döngünüz boyunca deneyimlerinizi takip edebileceğiniz Türkçe dilinde hazırlanmış ilk regl uygulaması Dahası: Okurlarımıza özel hazırlanan APOSTO20 koduyla ilk beije abonelik siparişinize %20 indirim uygulanıyor. Not etmeli: Bağış Kültürü ile regl yoksulluğuna karşı mücadele edenlere ped desteğinde bulunabilir, bağış havuzuna katılabilirsiniz. beije ile tanışmak için buraya göz atabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Genellikle turistik yörelerde menüsünde her şey bulunan restoranlar olur. Orasına burasına çeşit çeşit ülke bayrakları asılmış bu restoranlarda Çin yemeği, Adana kebap, Napoli usulü pizza, gözleme, sushi, paella artık aklınıza ne gelirse aynı anda bulunabilir.
Tek bir müşteriyi dahi kaçırmamak ana gayedir. Bu tip yerler, iyi restoranların mutlaka sahip olması gerektiğini düşündüğüm “Menüdeki her şeyi iyi yap, bir şeyi çok iyi yap” prensibinden hayli uzaktırlar. Hatta “Menüdeki her şeyi kötü yap, bir şeyi çok kötü yap” prensibiyle çalıştıkları bile söylenebilir.
Zaten bu restoranlara gelenler de çoğunlukla tatilde oldukları için tekrar uğramaları beklenmez. Sözün özü bu mekanlar meşhur kuş uzmanı Arnavut Şevket abimizin tabiriyle, "ancak amatörü eğlendirirler."
OpenAI sosyal medya uygulaması mı geliştiriyor?
OpenAI’ın sosyal ağ kurma yolunda olduğuna ilişkin kulis haberlerini okuduğumda ilk aklıma gelen bu tip restoranlar oldu. Biraz düşününce X'in Grok AI entegrasyonu ve Meta’nın ChatGPT’ye rakip bir model geliştirme çabası olduğunu hatırladım ve fikir kafamda daha makul bir yere geldi.
Tabii bu, hepsinin birden, bol bayraklı tatil yöresi restoranlarına dönüşüyor olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Diğer yandan üretken yapay zekanın tıpkı elektrik ve internet gibi bir taban teknolojisi olduğunu hatırlarsak bu kaçınılmaz bir dönüşüm de olabilir.
- Yeni medyanın ultra her şey dahil çağına hoş geldiniz. Menümüzde yok yok.
Haberler oldukça güvenilir kaynaklardan gelse de hatta ortada bir prototipin olduğu söylense de şunu unutmamak gerek: OpenAI bu konuda henüz resmî bir açıklama yapmadı. Altman’ın yakın çevresinden ve bazı uzmanlardan bir prototip hakkında geribildirim istediği söyleniyor. Ayrıca Meta’nın ChatGPT’ye rakip bir uygulama geliştirdiğine dair ilk haberler ortaya çıktığında, OpenAI CEO’su Sam Altman’ın şakayla karışık “Tamam, belki bir sosyal uygulama yaparız” demesi var.
Son dönemde viral olan ve ChatGPT’ye ilgiyi artıran “Make Ghibli” akımının da bu projeyle ilgili bir test olabileceği tahmin ediliyor.
OpenAI’ın tek motivasyonu rakipleri rahatsız etmek mi?
OpenAI’ın sosyal medya kurma fikrini, sadece “Madem rakipler bizim alana giriyor, biz de onların alanına gireriz” ekseninde bir meydan okuma olarak göremeyiz. Çünkü yeni bir sosyal ağ demek, yeni ve muazzam bir veri havuzu demek. Bu da sıradaki modeli geliştirme açısından oldukça hayati bir fark yaratır.
Bilindiği üzere yapay zeka modelleri internetteki mevcut veriyle eğitiliyor ve bu konuda herkesin gözü açıldı. Yeni organik veri setleri için yapılan telif ve lisans anlaşmaları, OpenAI’ın hem maliyetlerini yükseltiyor hem de dışa bağımlılığını artırıyor. Diğer yandan Meta ve xAI, ellerindeki sosyal platformlar sayesinde bu konuda belirgin bir avantaja sahip ve bu da rekabeti derinden etkiliyor.
İşte OpenAI’ın da akış temelli bir sosyal medya platformuna sahip olması burada oyunu değiştirir. Veri hakları konusunda henüz tam bir bilinçlenme yaşamamış son kullanıcı kitlelerse bu oyunun kaybedeni olmaya devam eder.
Üretken yapay zeka, sosyal ağlar için trafik demek
Herkesin kendi animasyon versiyonunu oluşturmak için sıraya girdiği “Make Ghibli” trendinden pay biçelim. Bu tip görselleri OpenAI araçlarında (ChatGPT, Dall-E vb.) hazırlıyoruz ama gidip kendi sosyal medya hesaplarımızda paylaşıyoruz.
Yani yemeği ChatGPT hazırlayıp pişiriyor ama bu, başka platformlara trafik artışı olarak gidiyor. Hâliyle her açgözlü esnaf gibi OpenAI’ın da buradan iştahı kabarıyor olabilir. “Bizim de akış tabanlı bir sosyal ağımız olsa, insanlar hem daha çok veri bırakır hem de çıktıları alıp platformdan ayrılmaz” gibi bir düşünce, sosyal ağ kurmanın bir başka motivasyonu olarak düşünülebilir.
Tabii burada Studio Ghibli ve nicelerinin entelektüel sermayesini hoyratça yağmalıyor oldukları gerçeği de başka bir tarafta duruyor. İnsanlığın yüzyıllara varan üretimiyle eğitilen yapay zeka araçlarının birbirleriyle girdiği rekabetten daha önemlisi bu yağma ama bu yazının konusu olmadığı için ayrıntısına girmeyelim.
İki ayrı iş bir potada nasıl erir?
Elon Musk’ın oyuncağı X’in Grok isimli yapay zeka aracını entegre etmiş olması bir örnek yaratmış olabilir. Hatta Grok’un akıştaki diyalog ve çıktıları zaman zaman komik ve yaratıcı geliyor da olabilir.
Tüm bu süreç, sosyal medya platformlarıyla yapay zeka araçlarının kolayca birbirlerine entegre olabildiği anlamına gelmez. Bunu halihazırda süren bir deney olarak görmek gerek. Sosyal platformların bilgi düzensizliği, kutuplaşma, taciz, deepfake ve öfkeyi körükleme konusunda sicili kabarık. Yapay zeka çıktılarının bu sorunları daha da derinleştireceği konusundaki endişeler de malum.
Böyle bir ortamda kusursuz bir moderasyon ve sağlıklı bir akış nasıl sağlanır sorularının halen tam bir cevabı yok. Bırakın yapay zeka çıktıları üzerine sosyal platform kurmayı, yapay zeka çıktılarını etiketleyip görünürlüğünü azaltmak bile tartışılabilir.
Ayrıca üretken yapay zeka araçlarının akışı bir yandan kendi çıktılarıyla doldururken, bir yandan kendi çıktılarından oluşan bu akışın moderasyonunu yapacak olması, hayli çatışmalı ve tartışmalı bir başlık. Yani moderasyon işinin daha da güçleşeceği açık.
Örneğin bu moderasyonda, bugün de önümüzde olan “Yapay zekanın (LLM’ler) ürettiği içerikle, otantik kullanıcı katkısı nasıl ayrışacak, AI tarafından oluşturulan içerik sosyal ağda nasıl etiketlenecek, sahte kullanıcılar ile üretken içeriklerin birleştiği durumda nasıl denetim sağlanacak?” sorularının çok daha net bir şekilde cevaplanmış olması gerekiyor.
Trump sonrası paradigma değişimi
ABD’nin bir önceki Başkanı Joe Biden ve ekibi, hem sosyal medyanın hem de yapay zekanın yıkıcı etkileriyle mücadele etmek için bir ajandayla gelmişti. Joe Biden’ın Başkan olduktan sonraki ayaküstü ilk demeçlerinden birinde “Facebook insanları öldürüyor” gibi gafla karışık bir laf etmesi bu ajandanın söylemsel bir simgesiydi.
2024 seçiminde bir dönemlik aradan sonra ikinci kez başkan seçilen Donald Trump’ın paradigması ise apayrı. O her konuya oldukça pragmatik yaklaşıyor. Mümkün olan her konuda pazarlığa açık olduğu izlenimini veriyor. Bu da zaten ellerindeki muazzam etki gücünü araçsallaştırmak isteyen teknoloji milyarderleri için “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” tarzı yeni bir dönemi müjdeliyor gibi.
Trump, aynı zamanda özellikle güvenli yapay zeka geliştirmeyle ilgili önlemlere, Çin ile yapay zeka yarışında geride kalma perspektifiyle yaklaşıyor. Bu da yapay zeka devlerinin önünü açıyor ve sorumlu yapay zeka gelişimine sekte vuruyor. Böyle bir dönemde yapay zeka devlerinin sosyal ağ kurmaya heveslenmesi yepyeni riskleri beraberinde getiriyor.
Altman’ın Musk ile çatışması ilişkileri nasıl etkiliyor?
Elon Musk’ın Donald Trump ile yakın ilişkilerinin, diğer teknoloji milyarderlerini dış halkada bıraktığı düşünülmesin. Teknoloji milyarderleriyle Trump arasında sıcak "CEO diplomasisi" ve karşılıklı çıkar ilişkileri var.
OpenAI'ın kurucusu Sam Altman da bu diplomasiyi oldukça yoğun sürdürenlerden. Her şeyden önce diğer teknoloji devleri gibi o da Trump’ın Başkanlık Açılış Töreni için yüklü bir bağış yaptı. Sonrasında da Trump’ın kamuoyuna duyurduğu, OpenAI ve Softbank liderliğindeki 500 milyar dolarlık Stargate AI yatırım projesi duyuruldu.
Bu da Başkan Trump’ın en yakınındaki isimlerden Elon Musk’ın Sam Altman ile arasındaki çekişmenin, OpenAI ile Beyaz Saray arasındaki ilişkiye yansımayacağının en büyük kanıtlarından biriydi.
Bu ortamda sosyal ağların durumu
Teknoloji milyarderlerinin gücü ve teknofeodalizm uzun uzun ele alınması gereken ayrı bir başlık. Ancak onlara atfedilen gücün, yasal zemini epey karışık.
- Google bir anti-tröst davasıyla mücadele ediyor. Aynı şekilde Meta ve Amazon da anti-tröst davalarıyla kuşatılmış durumda. Eşzamanlı olarak yapay zeka ile ilgili en önemli yasal zemin düzenlemeleri de bu dönemde masada.
Böyle bir dönemde Donald Trump gibi bir figürün ABD Başkanı olması, teknoloji baronları için hem bir şans hem de bir risk. Koyun pazarlığı diyebileceğimiz en kaba pazarlığa kadar her şey mümkün.
Böyle bir dönemde "yapay zeka-sosyal medya yakınlaşması" yepyeni bir tehlike olarak önümüzde. Sosyal medyanın da zaten hepimizin kobay olduğu dev bir deney olabileceği teorisini hatırlayarak üzerine bir de yapay zeka katmanı ekleyelim.
Deneysel bir füzyon mutfağındayız şimdi. Pahalı ve acı bir deney olabilir tabii. Yeni riskler bu restoranda açık büfe. Üstelik ultra her şey dahil. Türkiye gibi, bu teknolojilerin üretimi ve düzenlemesinde söz sahibi olmayan bir ülkeden bakılınca, her şey daha da lezzetsiz ve daha tehlikeli.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
İBB Kültür AŞ Genel Müdürü Murat Abbas ile iş insanı Emre Serkan Bayraktar adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu 6 kişi tutuklandı.
19 Nis 2025

YAZARLAR

Ümit Alan
Yazar ve iletişim uzmanı. Basın ve Yayıncılık ana bilim dalında yüksek lisans yaptı. 2000 yılından itibaren yazılarıyla basında yer almaya başladı. 2009 yılında düzenli medya eleştirisi yazıları yazmaya başladı. Yazılarının konsepti 2016’dan itibaren yeni medya ve dijital medya okur yazarlığına genişledi. Televizyonda "Heberler" (2010-2013) isimli hiciv programının senaryo yazarları arasında yer aldı. "Saray’dan Saray’a Türkiye’de Gazetecilik Masalı" (Can Yayınları, 2015) isimli bir eleştirel basın tarihi incelemesi kitabı var. Socrates Podcasts çatısı altında Can Öz ile birlikte "Yeni Medya 451"i hazırlıyor. Aposto ekibiyle birlikte ise "Ümit Alan ile Medya Tarihi" podcast serisini hazırladı. Aynı zamanda 2003 yılından bu yana iletişim sektöründe danışmanlık ve reklam yazarlığı yapıyor. Profesyonel konuşmacı olarak etkinliklere katılıyor.

Quando İçgörü
Teknoloji ve bilim dünyasını şekillendiren trendlere yönelik analizler, sektörlerden içgörüler, güncel veriler ve etki yaratan raporlar.
İLGİLİ OKUMALAR



