Yeni Soğuk Savaş Yeşil Ekonomi Üzerinden mi Olacak?

Geçtiğimiz hafta bu bültenin başlığının Türkiye’nin kömür sonrası atacağı adımlar olduğunu belirtsem de, hafta içi gelen bir açıklama bülteni yeniden yazmama sebep oldu.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Birliği Küresel Geçit programını, “Çin yatırımlarını tecrübe eden ülkelerin daha iyi ve farklı tekliflere ihtiyacı var” diyerek iklim krizini de merkezine alan ekonomik bir soğuk savaşın başlangıç sinyallerini verdi.
Aslında bu von der Leyen’in, bu şekilde verdiği ilk mesaj değildi. Haziran ayında düzenlenen G7 toplantısında dünyanın en büyük gelişmiş ekonomileri oluşturan, ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Kanada, İtalya, Japonya ve bu toplantılara sürekli eşlik eden Avrupa Birliği İngiltere’de buluşmuştu.

Bu konuşmada öne çıkan “dünya için daha iyi bir şekilde gelişme” denilen proje; içerisinde önemli altyapı yatırımlarını barındıran, Afrika’da hızlı trenlerden, Asya’da rüzgar santrallerine kadar yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir teknoloji odaklı bir projenın başlangıcıydı.
Bu projenin Çin’in Bir Kuşak, Bir Yol projesine karşı geliştirildiğini de AB Komisyonu başkanı von der Layen’in “bizim yatırımlarımız Çin gibi şartlara bağlanmış olmayacak” demesinden anlıyoruz.
Bir Kuşak, Bir Yol projesi; ulaşım, dijital ağlar ve ticaretle ilgili projelerden oluşan ve dünya nüfusunun yüzde 65'i ile yaklaşık 68 ülkeyi kapsayan, 4 trilyon dolarlık bir bütçesi olduğu hesaplanan, devasa bir uluslararası altyapı programı.
Bununla beraber, Çin’in burada özellikle gelişmekte olan ülkeleri hedefleyerek bir borç açığı da oluşturmaya çalıştırdığını ve böylelikle uzun dönemli bir güç oyunu oynadığını belirtiyor.
Bunun örneklerinden biri olarak, tamamen Çin finansmanı ile inşa edilen ve sonrasında “hediye edilen”, Afrika Ülkeleri Birliği binasının, neredeyse her noktasından gizli kayıt cihazları çıkmasını verebiliriz. Bu konuları 15 Haziran’da hazırladığım bültende ele almıştım.
Haziran’dan itibaren bu konuda çok da fazla ses çıkmasa da, özellikle Biden başkanlığındaki ABD’nin AB’ye giderek yaklaştığını ve transatlantik ilişkilerin giderek güçlendiğini gördük.
COP 26 sürecinde de ABD’nin AB ile sürdürülebilir çelik üretimi ve elektriklendirme konularındaki ortak yatırım kararları, AB’nin projesi için zemini sağlamlaştırdı.
Sonunda, von der Layen de Çarşamba günü yaptığı açıklama ile Küresel Geçit (Global Gateway) adlı projelerini hayata geçirdiğini duyurdu. Projede strateji kapsamında AB ve üye ülkelerin adil ve sürdürülebilir biçimde kaliteli altyapı yatırımları yapacağına dikkat çekilmekte.
Mevcut seçeneklerin ise çoğunlukla büyük mali, siyasi ve sosyal sonuçlar doğuran satır araları içerdiğini belirten von der Layen, ülkelerin sürdürülebilir ve kaliteli projeleri için güvenilir ortaklara ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Burada da özellikle Çin’i hedef göstererek: AB planının iyi yönetileceğini, şeffaf olacağını ve sürdürülemeyecek seviyelerde borç miktarıyla sonuçlanmayacağına vurgu yapan von der Leyen, Küresel Geçit'in, Çin girişiminin "gerçek bir alternatifi" olduğunu söyledi.
Küresel Geçit Planı, gelişmekte olan ülkelerin altyapı yatırımlarına 2027 yılına kadar 300 milyar euroluk kaynak sağlayacak. Bu kaynak, dijital dönüşüm, telekomünikasyon, ulaşım, enerji ve sağlık gibi alanlara yöneltilecek.
Bununla beraber bu yatırımları almak için, hukukun üstünlüğü, çevre, demokrasi, insan hakları gibi çeşitli alanlardaki standartlara uyum gösterilmesi gerekecek.
Açıkçası özellikle bu cümleden sonra, ABD ve Sovyet Rusya arasındaki Soğuk Savaş dönemini hatırlayanlar az da olsa bir dejavu yaşamış olacaktır.
Burada - Ukrayna ve Rusya arasındaki gerginliği saymazsak- bahsettiğimiz Soğuk Savaş aslında ekonomik bazlı.
Dünyanın en büyük kömür ve doğalgaz ihracatçılarından biri olan Rusya’nın COP26’ya katılmamış olması bunun bir göstergesi olarak görülebilir.
Fosil yakıt kullanımını bitirmeyi hedefleyen Avrupa, şu an kullandığı petrolün %27’sini, kömürün %46’sını ve doğalgazın %41’ini tek bir ülkeden, Rusya’dan alıyor ve bunu bir güvenlik sorunu olarak da görmekte.

Sadece ülkeler arasında değil, aynı eski soğuk savaş döneminde olduğu gibi, bazı üçüncü ülkeler üzerinden de bu çekişmenin devam ettiğini görüyoruz.
Çin’in Bir Kuşak, Bir Yol projesi üzerinden Kongo’da yaptığı yatırımlar ile lityum piller için önemli bir madde olan kobalt madenciliğinin %40’ını yönettiği öne sürülmekte.
Burada AB’nin geç kaldığını söyleyen uzmanlar da mevcut. Çünkü, 2006’dan beridir devam eden bu yatırımlar ile Çin’in 10 yılda 33 milyar dolarlık bir mineral pazarını kontrol ettiği ortada: Bu şu anda başlayan AB yatırımları ile kazanılacak bir pazar değil.
AB’nin burada en güçlü silahı, Çin’in Afrika’daki borçlandırmaya yönelik politikasını kırmak ve Afrika Ülkeleri Birliği binasında olduğu gibi Çin’in diğer ülkelerin ve bireylerin haklarını önemsemeyen şekilde hareket etmesi öne çıkarmak olabilir.
Bununla beraber, Çin ekonomik ilişkiler ve ülkelere kendi yaptığı yatırımlar ile 90 yıllığına gibi uzun süreli anlaşmalar imzalamaya devam ediyor. Rusya ise diğer ülkelere ucuz kalkınma imkanları sunmaya çalışmakta ve nükleer teknolojisini alternatif göstermekte.

Rusya ve Çin mayıs ayında Çin'deki ortak iki nükleer santral açılışında bir araya gelmişti.
ABD ise şu an kendi içerisinde yeni yeşil ekonomik düzeni kurmaya çalıştığını biliyoruz, yurtdışı yatırımlarında ise AB'yi desteklediği ise bilinen bir gerçek.
Kabul edelim bundan sonraki süreçte de ABD ve AB ile Çin ve Rusya’nın atacağı adımların hepsi, daha önce de olduğu gibi ekonomik çıkarlar üzerinden olacak.
Sürdürülebilirlik ve iklim krizinin ise ne kadar öne çıkacağı ise gelişen teknolojiler, iklim adaleti ve adil geçiş sürecinde bireylerin talepleri üzerinden belirlenecek.
Eskiden esintiler taşıyan yeni bir döneme giriyoruz, ama dünya artık ikiye bölünecek kadar basit değil.
İklim hareketinin toplumsal kapsayıcılığı gezegenin kendini tekrar eden sisteminden kopması için elimizdeki en güçlü araç.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Avrupa Birliği ve Çin'in uluslararası dev ekonomik projeleri sürdürülebilirlik için ne anlama geliyor?
08 Ara 2021

YAZARLAR

Görkem Gömeç
Boğaziçi Üniversitesi ve SUNY Binghamton'da Küresel ve Uluslararası İlişkiler lisansından sonra, İsveç'te Uppsala Üniversitesi'nde Sürdürülebilir Kalkınma üzerine yüksek lisans yaptı. 7 yıllık içerik üretme deneyimini Çevreci Geek ve Yeşil Öneriler ile sürdürüyor.

Çevreci Geek
İklim haberleri üzerine yorumlar.
İLGİLİ OKUMALAR




