

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
2021 yılı boyunca her hafta Yeşil Köşe’de konusunda uzman, gezegene değer veren ve elinden gelenin en iyisini yapmaya gönül vermiş birbirinden değerleri isimleri ağırladık.
2021’de gerek ülkemizde gerekse tüm dünyada pek çok çevre felaketi yaşandı. Bu felaketler hepimizi umutsuzluğa sürükledi. Ekolojik kaygı kavramı gündemimize girdi. İklim adaletini, doğa savunuculuğunu konuştuk. İklim krizi için daha fazla genç söz aldı, aksiyona geçti. Yaşadığımız gezegenin gelecek nesillere sürdürülebilir bir şekilde emanet edilebilmesi için neler yapabileceğimizi ve başarabileceğimizi tartıştık. Yılın bu son sayısında istedik ki, bunların bir kısmını da olsa tekrar hatırlayalım. Bu sayede Dünyahali dergimize katkıları için tüm yazarlarımıza ve okuyucularımıza tekrar çok teşekkür ediyoruz.
İklim Krizine Son Verebilecek Belki de Son Nesiliz,
Dr.Aylin Alagöz
Yarattığımız tüm bu felaketler kendiliğinden çözülmeyecek, biz çözmek zorundayız. Bu nedenle acilen, şu andan itibaren değişmek ve farklı bir bakış açısı ile yarattığımız problemlerin sorumluluğunu üstlenmek zorundayız. Aksi takdirde; dünyayı bu hızla tüketmeye ve kirletmeye devam ettiğimiz sürece, sadece çocuklarımızın değil, bizim dahi sağlıklı bir geleceğe ulaşabilmesi mümkün olamayacak.
İklim Krizi=Kültür Krizi, Özgür Eşkara
İklim krizi aslında bir kültür krizi. Bizler endüstri devrimi sonrasında yarattığımız kültürle sebep olduğumuz iklim krizine, ancak devinimle, vereceğimiz eğitimlerle, değişen alışkanlıklarla evrilen kültürle çözüm üretebileceğiz. İklim krizinden en çok etkilenecek olan yeni neslin şimdiden eğitilmesi ise, son derece gerekli.

Murdo MacLeod/The Guardian
Kültürel değişimin eğitim ile şekilleneceği ve böylece iklim problemine yapıcı ve sürdürülebilir çözümlerin “işlevsel alışkanlıklar” olarak yeni neslin kültürel yapısına işlenmiş olacağı yarınlar diliyoruz.
Evimiz yanıyor, Hakan Bulgurlu
Zarar gören ekosistemlerin birçoğu kendini yenileyemiyor, yüzlerce yıllık türler ve canlılar geri gelmeyecek şekilde yok oluyor. Bu noktada asıl problem yangınların giderek artan şiddeti ve sıklığı. Bu hızlı artışın arkasında insanların hataları olsa da, gerçek sebep şiddetlenen iklim krizi. Bugüne kadar sahip olduğumuz yaşam şeklinin ve alışkanlıklarımızın insanlığa, doğaya ve bu gezegenin geleceğine yardımcı olmadığı aşikâr. Fakat, değişmek ve kayıplarımızı telafi etmek için hala geç kalmış değiliz!
Ormanın aklı, Mirgün Cabas
Yanan ormanlar bizim yaşam süremizde eskisi gibi olmayacak, yangının insanlarda yol açtığı öfke, çaresizlik, bozgun hisleri de tamamen silinip unutulmayacak. Yangının insanlar tarafından kasıtlı, sabotaj amaçlı çıkarıldığına dair şüphelerin ve iddiaların çoğu temelsiz çıktı. Bir hafta içinde başlayan 300’den fazla yangının tamamının, birkaçı hariç doğal nedenlerle başladığı artık kesin. Aşırı ısınmanın başlattığı, imkansızlıkların ve hazırlıksızlığın büyüttüğü yangınlar, kabuk tutmaktan çok uzakta, açık bir yara hala.
Dere Geliyor Dere, Merve Selamet
Dere yatakları kurutulursa ve daraltılırsa yağmur sularının da bu derelere ulaşması mümkün değildir. Yağmur suyunun ulaşmadığı eski dere yatağı bölgelerinde sel felaketi riski ortadan kalkmaz hatta artar. Dere yataklarının çevresine beton dökülmesi doğal dengeye zarar verir.

Doğa merkezli bir yaklaşımla yapılacak teknik uygulama araçları sayesinde, kaybedilen derelerin havza alanlarıyla birlikte yeniden kentlere kazandırılması planlanabilir.
Ekolojik Yas ve Ekolojik Kaygı, Yakın İlişkiler
Doğal bir felaket yaşandığında ya da hayvanların, bitkilerin yok olmasına tanıklık ettiğimizde karmaşık duygular deneyimliyoruz. Yaşadığımız süreç hem çaresizliği, hem de kaybettiklerimizin ardından olan yası barındırıyor. Ekolojik yas tutarken sadece coğrafi açıdan bir kaybın acısını değil, bir yere ya da dünyanın kendisine ait kültür, benlik, kimlik ve bilgi kaybımızın da acısını tutuyoruz.

Ekolojik kaygı ise, türlerin yok olmasından, kaynakların tükenmesinden ve bir gün içinde yaşanılabilir bir dünya bulamamaktan duyulan kaygı anlamına geliyor. Gezegenimiz bizim tam anlamıyla yuvamız. Haliyle yuvamızın yok olduğunu görmek bizi endişelendiriyor. Ancak, olumsuz duyguları olumlu bir araca çevirmek, yaşadığımız dünyaya şefkatle yaklaşmak mümkün. Bireysel hareketlilikler zaman içerisinde geniş kitlelere ulaşabiliyor. Dünyamız yuvamız, onun bize, bizim ona ihtiyacımız var.
İklimin Adaleti, Özlem Altıparmak
Doğaya hükmettiğimize dair yanılgımız sanayi devrimiyle şekillendi ve nihayetinde karşımıza çıkan şey insan eliyle yaratılmış bir iklim krizi oldu. Bu iklim krizinin çözümü için öncelikle sorumluluğumuzu kabul etmemiz sonra da doğayı bir kaynak olarak değil, yaşatılması gereken bir değer olarak görmemiz gerekiyor. Peki, İklim değişikliğinden herkes aynı şekilde ve aynı ölçüde mi etkilenir?

Ziaul-Huque
İklim krizinin bir yansıması olarak yaşadığımız sellere, yangınlara veya kuraklığa yakından baktığımızda altyapının yetersiz olduğu yerlerde yaşayanların, yoksulların, yaşlıların veya kadınların farklı biçim ve derecelerde etkilendiğini görürüz. İklim krizine karşı direncimizi iklim değişikliğine uyum sağlama gücümüz belirler. İşte bu nedenle iklim adaletini sağlamak istiyorsak, uyum politikalarını belirlerken her grubun içinde bulunduğu özellikleri dikkate almak ve kırılgan grupların iklim krizine karşı direncini artırmak gerekir. İklim adaletini sağlamak konusunda atacağımız her adım bizi eşit, adil ve sürdürülebilir bir geleceğe yaklaştıracak. Birbirimizin yarasını görüp, o yarayı sardığımız zaman bu kriz karşısında güçleneceğiz ve hep birlikte iyileşeceğiz.
2021 Döngüsel Ekonomi Trendleri Neler Olacak?,
Kıvılcım Pınar Kocabıyık
Artık yuvamız dünyaya kılavuzluk edip, kaynaklarının sınırlarına saygı duyacak, sakinlerinin ihtiyaçları ile ilgilenecek iş liderlerine ihtiyacımız var. Günden güne bu liderlerin sayısı artıyor, döngüsellik fikri ilgi görüyor.

İşte 2021'de döngüsel ekonominin ilerlemesine yardımcı olacak trendler; daha fazla marka yeniden kullanabilir ambalaj kullanacak, plastik ambalajlar azalacak, satın aldığınız ürünle işiniz bittiğinde şirketler ürünleri geri alacak; şirketler, döngüselliği iklim stratejilerinin bir parçası yapacak, yeni politikalar döngüsel ekonomiyi destekleyecek, tasarımcıların döngüsel ekonomi sistemindeki rolünün önemi fark edilecek.
Sürdürülebilirlik, Doğa Tamer & Emrah Kurum
Değişimi başlatmak için yapabileceğimiz çok çeşitli şeyler var. Bilgi ve deneyimlerimizi kullanarak; uzmanlık alanımızdaki sorunlara çözüm üreten bir sivil toplum kuruluşunda gönüllülük yapabiliriz. Ayni veya maddi olarak sivil toplum kuruluşlarına bağış yapabiliriz. Satın alma davranışlarımızı değiştirerek çevresel açıdan duyarlı kurumlardan satın alma yapabiliriz. Alışkanlıklarımızı değiştirerek enerji ve su ayak izimizi küçültebiliriz. Yaratılan etkinin artması için ise, bireysel olarak değişime olan inancımızın olması gerekiyor.
Bir nefeste alışveriş, Ebru Debbağ
Fazladan tükettiğimiz her an sisteme dahil oluyoruz. Doğadan, iklim değişikliğinden, geleceğimizi olumsuz etkilemekten bağımsız olduğumuz sanrısı ve tüketimin artırılması için gündeme gelen süslü tüketim günlerinin uyuşturucu etkisi ile gereksiz tüketimi yaygınlaştırıyoruz.

Moda alanında özgün kalmak ve tüm yaşama hallerimizin güncel sosyal, ekonomik ve çevre sorunları ile bağlantısını görebilmek için, “satın al” tuşuna basmadan, “o kazağı kasaya götürmeden” bir nefes beklemek gerekiyor.
Temiz, Sağlıklı ve Sürdürülebilir Çevre Bir İnsan Hakkıdır, Özgür Göndiken
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, 8 Ekim 2021’de, tarihinde ilk defa temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevreyi insan hakları arasına dâhil etme kararı aldı. Ayrıca konsey, dünyadaki tüm hükümetlere ve organizasyonlara bu kararı uygulama konusunda ortak bir çalışma çağrısında bulundu. Bu karar, Uluslararası Çevre Hukuku Merkezi’ne göre, hukuka dayalı iklim politikaları için de yepyeni bir dönemi işaret ediyor
Miyawaki Ormanları, Emir Kefelioğlu
Miyawaki ormanları, Prof. Dr. Akira Miyawaki tarafından yaratılmış bir dikim metodu. Ana amaç doğayı taklit etmek. Çok büyük ya da çok küçük alanlarda uygulanabiliyor. Örneğin, 6 adetlik bir araç parkını, bir ormana çevirebilir, minik bir oksijen deposu yaratabilirsiniz. Bu metodla yapılmış bir orman, aynı alanda yapılmış standard bir endüstriyel ormana göre yaklaşık 30 kat daha fazla oksijen veriyor, 10 kat daha hızlı büyüyor ve kısa bir zamanda doğal bir orman elde edilebiliyor.Sürdürülebilir bir gelecek için, toplumu ne kadar bu oluşuma ortak edebilirsek, özellikle gençlerin ve çocukların bu düşünceyi içselleştirmesini sağlayabiliriz. Umuyoruz dünyayı daha iyi bir yer yapabilmek için imkanımız olur.
Onarım Çağı’na, Onarıcı Tarım’la, Durukan Dudu
Onarım Çağı’nın en temel araç kiti ekosistem temelli çözümler. Onarıcı Tarım da, bu araçların en güçlüsü ve “tarım yapılan bir arazinin, bu üretim süreci sayesinde ve sırasında ekolojik olarak eskisinden daha iyi hale gelmesi” olarak tanımlanıyor. Bu sayede atmosferdeki karbonun organik madde olarak toprağa gömülmesini, yani toprağın bereketlenerek hem üretim, hem de su emme ve tutma kapasitesi olarak iyileşmesini sağlıyor. Bu da iklim kriziyle hem mücadeleyi hem de uyumlanmayı sağlıyor. Biyolojik çeşitlilik “yeniden kazanılıyor”, Üreticilerin giderleri azalıp gelirleri artıyor ve son derece yüksek besleyicilik değerlerine sahip “hakikaten besleyici” gıda üretiliyor.
Sürdürülebilir Gelecek için Mutlu Gençler, Gülin Yücel
Sürdürülebilir bir gelecek için mutlu gençlere ihtiyacımız var. Bu nesil, iklim krizinden sosyal eşitsizliklere, birçok çevresel, ekonomik ve sosyal problemi miras aldılar. Gençleri bu problemlerle baş başa bırakmak istemiyoruz. Sürdürülebilir bir geleceğin onlar için birçok fırsatı da beraberinde getirdiğini; farklı yaşam ve çalışma şekillerinin mümkün olduğunu söylemek istiyoruz. Bu dönüşümde gençlerin hem akıl ve vicdanlarına hem de enerjilerine ihtiyacımız var.
İklim Krizi, Atlas Sarrafoğlu
İklim değişikliği en gözle görülür kriz. Çünkü birçok canlıyı etkiliyor. Hatta barajlar, evler, şehirler, piramitler iklim değişikliğinden etkileniyor. Ancak halen, iklim değişikliğinin geleceğin sorunu olduğunu söylüyorlar. Bence asıl sorun bu. Davranışlarınızın yarınımızı etkilediği kesin. İster teknolojiden umut etmek olsun, ister her gün yaşadığımız iklim krizinin etkilerine üzülmek olsun, bunlar ile zaman kaybetmek yerine gerçeği anlamalı ve gerçeği söylemeliyiz.

Büyük Fırtınalar, Küçük Su Damlaları, Umutlar ve Diğer Şeyler, Selin Gören
İklim krizi burada ve yaşlanmamızı beklemiyor. Çocukluğumuzun, gençlik hayallerimizin karşısına geçmiş, “özür dilerim ama, size bırakılan miras bu” diyor. Böylesi devasa bir kriz karşısında, çoğunlukla küçük ve güçsüz hissedebiliyoruz. Bunu önlemek için, doğru yönde atılan küçük adımlara, hep söylediğim küçük su damlalarına bakmak gerek. Büyük değişimler ve daha parlak günler hep kriz anlarından sonra gelir. Büyük fırtınaları durduracak olan da, küçük su damlalarının ta kendisidir.
Gençler olarak ne talep ediyoruz? Ela Naz Birdal
Biz gençler, iklim krizini yaşadığımız bu gezegende durumu geri dönüşü olmayan boyutlara getirdiğimiz için, acil ve kaçınılmaz bir eylem planı gerektiğini biliyoruz. Yaşanabilir ve adil bir geleceğimizin olabilmesi için daha güçlü hedefler koymamız gerektiğinin farkındayız.

Tam da bu yüzden iklim krizi için yıllardır dile getirdiğimiz taleplerimizi tekrar hatırlatmak istiyoruz: İklim Acil Durumu İlan edelim; Karbonsuz düzene geçiş adımlarını hızlandıralım ve emisyon azaltımı konusunda daha güçlü hedefler koyalım; Fosil yakıtları terk edelim, kömür yatırımlarını sonlandıralım; Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelelim; Yeşil alanları, ekosistemleri koruyalım.
İnsanlık için Kırmızı Alarm, Yağmur Önel
Çevremde insanların “Sonumuz geldi, her şey bitti artık.” dediklerine şahit oluyorum. Bir şey bitmiş değil ama acilen önlem almamız ve harekete geçmemiz gerekiyor. Umutsuz konuşmalardan çok “Ne yapmalıyız?” sorusu etrafında şekillenen konuşmalara ihtiyacımız var. Lütfen yaş, din, ırk vb. gözetmeksizin bu krizle mücadele etmek için adım atın. Çünkü bu kriz küçük büyük, hiçbir fark gözetmeksizin herkesin hayatını etkileyecek. Hep kendime hatırlattığım bir söz var: “Ben değilsem kim? Şimdi değilse ne zaman?”
Binaların İklim Krizine Etkisi, Ahmet Acar
Binalar, iklim ve çevre konularında öncelikle ele alınması gereken konuların başında geliyor. Binalarda, enerji verimliliği başta olmak üzere, yenilenebilir enerji, elektrifikasyon ve enerji sistemini yönetmek için gerekli olan dijital teknolojiler daha düşük maliyetli, daha temiz ve daha güvenli bir enerji sistemine geçişi ve binaların bu sistemde önemli bir mecra olmasını sağlayabilir. Böyle bir enerji dönüşümü, doğru politikalar ve finansman araçlarıyla birlikte enerji tüketimini ve emisyonları düşürecek ve yerli ekipman üretimiyle istihdam potansiyeli yaratarak ekonomiye katkıyı artırabilir.
İklim Değişiyor Mimarlık da Değişmeli, Özgül Öztürk
Küresel ısınmanın büyük sorumlularından binaların; çevre, iklim ve yaşam kalitesi üzerinde mücadele etmemizi gerektiren önemli bir etkisi var. Bu konuda mimarların muazzam bir fark yaratma yeteneği var. İki temel ilkeyi aklımızda tutarsak bunu yapabiliriz.

Birincisi, bir binanın tüm yaşamının karbon etkisini düşünmeli; ikincisi, insanların ihtiyaçlarını ve arzularını gerçekten karşılayan sürdürülebilir binalar yapmalıyız. “Yeşil Tasarım”ın bir yük değil, bir fırsat olduğunun farkına varmalıyız. İklim dostu tasarımı ilke edinerek küresel bir değişim için küresel çözümler bulmalıyız.
FIA’nın 2030’a Net Sıfır Karbon Yolculuğu, Ayda Biter
Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA), Formula 1 organizasyonunda 2030’a kadar karbon emisyon değerlerini net sıfıra indirileceği açıklandı. Bu yolda: yüzde 100 yenilenebilir yarış yakıtı geliştirmek, yakıt araştırmasına aktif yatırım yapmak, yakıt verimliliğini artırmak amaçlanıyor. Bunun için ikinci nesil biyoyakıt türü, yani insan ve hayvanların tüketemeyeceği, yalnızca biyoatıkların rafine edilmesiyle üretilen bir yakıt geliştirildi. FIA ayrıca,2025’e kadar bütün binalarının enerjisinin yenilenebilir kaynaklardan sağlanacak şekilde değiştirileceğini de belirtti.
Hidrojen gezegenimizin geleceği için faydalı olabilir mi?, Doç. Dr. Canan Acar
Fosil yakıtlardan tamamen kurtulmak için, tüm enerji sistemlerinin yüzde 100 yenilenebilir elektrik ile çalışması bir çözüm olarak sunulsa da, bu durum ısı, uzun yol ve ağır taşımacılık ve sanayide günümüz teknolojileri ve öngörülere bağlı olarak mümkün gözükmüyor. Peki,enerji sistemlerinde ne gibi bir çözüm oluşturabiliriz? Yenilenebilir yakıt? Cevabı: Hidrojen. Hidrojen üretimi sırasında yenilenebilir enerji kaynakları kullandığımız sürece sera gazı emisyonu yok. Burada önemli bir nokta, hidrojen ve elektrikten birini seçmek yerine gelecekteki karbonsuz enerji sistemlerinde ikisinden de yararlanarak enerji güvenliğimizi artırmak. Daha sürdürülebilir bir gelecek için fosili sıfırlamada elektrik ve hidrojenden yararlanmak en önemli stratejilerimizden biri olmalı.
İklim için Neden Kömürü Geride Bırakmalıyız?,
Özlem Katısöz
Emisyon kaynaklarına baktığımızda, kömür, karbon yoğunluğu en fazla olan fosil kaynak. Kömürden çıkış ise emisyon azaltılması için en kolay seçenek olarak gözüküyor. Çünkü kömürün neden olduğu emisyonların çoğu elektrik sektöründen kaynaklanıyor ve elektrik üretiminde kömürün yerini alabilecek temiz seçeneklere uygun maliyetlerle sahibiz. İhtiyacımız olan; kömürden çıkış için bir tarih belirlemek ve dünyadaki “yeşil toparlanma” rüzgarıyla yelkenimizi doldurmak.
Taahhüt değil eylem zamanı, Prof. Dr. Güler Aras
Giderek daha fazla devlet ve kurum, iş yapma biçimlerini değiştirerek net sıfır ekonomi için planları ve eylemleri uygulamaya koyuyor. İklim değişikliği konusunda yol alabilmemiz için taahhütlerin bir an önce eyleme dönüşmesi gerekiyor. Bu noktada, Paris Anlaşması ve AB Yeşil Mutabakata ek olarak radikal emisyon azaltımı için gereken ekonomik ve sistem değişikliklerini sağlamak üzere ülkelerin gerekli düzenleyici ulusal çerçevelerini geliştirmeleri de büyük önem taşıyor.
Ne yapayım ben dünya için?, Nil Karaibrahimgil
Neden bir ağaç kadar düşünemiyoruz? Onun beyni nerede bilmiyorum ama belki beynimizi kafamızda bir tasın içinde taşımaktansa, bütün hücrelerimizde taşısaydık başka olurdu. Yine de hepimizden umudum var. Gelin bugün başlayalım ağaçlar gibi dünyaya sarılmaya. Asıl yuvamızı korumaya, kollamaya, temiz tutmaya bugün başlayalım.

Nasıl mı başlayalım? Yuvam Dünya Derneği’nin, ‘İklim Dostu Yaşam Rehberi’ni bir okuyun. Sonra bir maddesinden tutun ucunu, ben de öbür ucundan tutuyor olacağım. Beraberce kuşların şarkısının susmadığı bir dünya bırakalım yavrulara.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Ebru Özmen Biter
Yazar @ Dünyahali

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026









