Güneşe Karşı Şemsiye Yetmiyor Artık

Tatilin mevsimi yeniden yazılıyor
Güneşe Karşı Şemsiye Yetmiyor Artık

dunyahali176
Polat Turizm Grubu ile birlikte

Bu sayı, Yuvam Dünya Derneği ve Polat Turizm Grubu iş birliğiyle gerçekleştirilmektedir.

Daha fazlasını öğren →

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Prof. Dr. Levent Kurnaz

Yıllarca o kartpostal görüntüsü aynıydı: Temmuz güneşi, sapsarı kum, şezlongda uzanan bir tatilci. Şimdi aynı sahnede bir fark var: Şezlonglar az da olsa boşalmaya başladı. İnsanlar yaz güneşinden kaçıyor, çünkü güneş artık dinlenme değil, dayanma meselesi haline geldi.

Bunun arkasında tek bir neden yok, ama en büyüğü deniz. Bilim insanları bu yaz Akdeniz'de ölçülen rekor deniz suyu sıcaklıklarını inceledi ve Doğu Akdeniz'deki artışın yaklaşık 2 derecesinin insan kaynaklı iklim değişikliğinden kaynaklandığını ortaya koydu. Batı Akdeniz'de bu rakam 3 dereceyi aştı. Bu, sadece suyun ısınması demek değil, aynı zamanda kıyı boyunca nemin de artması demek. Sıcak ve nemli hava insan bedeninin kendini soğutmasını zorlaştırır; bu da plajda geçirilen bir öğleden sonrayı keyiften çok bir dayanıklılık testine çevirir. Bunun üstüne bir de girdiğiniz deniz sizi yeterince serinletmezse tatilinizi geçirmek için farklı arayışlara girebilirsiniz.

Yaptığımız bir çalışma bu değişimi sayılarla ortaya koyuyor. Akdeniz, Ege ve Marmara kıyılarındaki on ilde yapılan hesaplamaya göre, önümüzdeki yirmi beş yıl içinde yaz aylarındaki tatil konforu belirgin biçimde azalacak. Bu etki her yerde aynı şiddette olmayacak; Adana ve Hatay gibi yazın zaten sıcaklığın yüksek olduğu illerde kayıp daha da belirgin olacak. Bu, turist sayısının birdenbire düşeceği anlamına gelmiyor, ama tatilin ne zaman ve nerede yapıldığının değişebileceği anlamına geliyor.

Nitekim bu değişim çoktan başladı bile. Avrupa Seyahat Komisyonu'nun açıklamalarına göre Avrupalı gezginlerin dörtte üçü artık seyahat kararlarını iklimle ilgili etkenlere göre veriyor, seyahat tarihlerini temmuz ve ağustostan nisan, mayıs ile eylül ekim dönemine kaydırıyor. Sektör buna "omuz sezonu" diyor; bir kısım gezgin ise doğrudan serin destinasyonları arıyor. Bu eğilime de "coolcation" adı verilmiş, yani serinlik tatili. Yurt içinde de benzer bir hareket var. Doğu Karadeniz yaylaları ve yüksek rakımlı iç bölgeler bu yaz doluluk rekoru kırdı, çünkü insanlar serinlik aramaya başladı. Bu bir tercih meselesi olmaktan çıkıp bir zorunluluğa dönüşüyor.

Aşırı sıcaklık yalnızca plaj keyfini değil, ulaşımı da vuruyor. Avrupa'da demiryolu hatları ve nehir turları, raylardaki ve altyapıdaki ısıl genleşme yüzünden sıcak dalgası günlerinde sık sık aksıyor, bu da seyahatin kendisini bir risk unsuruna dönüştürüyor. Bunun bir de fatura boyutu var. Otellerin soğutma yükü arttıkça enerji giderleri de büyüyor; bazı işletmelerde bu kalem artık toplam maliyetin dörtte birine yaklaşıyor. Yani mesele yalnızca tatilcinin konforu değil, işletmenin sürdürülebilirliği ve yolculuğun güvenilirliği.

Burada iyi haber şu: Bu değişim bir çöküş değil, bir yeniden planlama fırsatı. Turizm sezonunu temmuz-ağustosa sıkıştırmak yerine on iki aya yaymak, yıllardır konuşulan ama hiç gerçekleşmeyen bir hedefti. Şimdi iklim bu hedefi bize dayatıyor. Oteller gölgeli alanları artırarak, yayla ve kültür turizmini öne çıkararak, soğutma sistemlerini verimli hale getirerek bu geçişi yönetebilir. Destinasyonlar nisan ve ekimi yeni yüksek sezon olarak pazarlayabilir, hatta şimdiden pazarlıyor. Bu, kaybedilen bir şey değil, yeniden kazanılabilecek bir fırsat. Ancak düşünmek ve yeniden organize olmak zorundayız. Seneler önce “gelecekte Uludağ’da otellerin açık havuzlara ihtiyacı olacak” dediğimde bana gülmüşlerdi. İşte o gelecek gelmeye başladı artık.

O kartpostal görüntüsü hâlâ var, sadece artık temmuzda değil, nisanda ya da ekimde çekiliyor. Yalnız bu sefer de yağışlı sezona doğru geliyoruz; oteller kapalı alanlarını geliştirerek değişik eğlence imkânları sunmak zorunda kalacaklar. Çözümler var, yeter ki biz son güne kadar beklemeyelim.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali
∙

BÜLTEN SAYISI

176: Dönüşüm İçeriden Başlıyor

Isınan kıyıların değiştirdiği tatil alışkanlıkları, kayıp bir gölün peşinde gezegenin sınırları, iyi yaşamın yeni anlamları, otellerin sürdürülebilirlik hikâyeleri ve iklim dostu yaşam; bu sayıda ve çok daha fazlası.

03 Eki 2026

Claudio Testa, Unsplash

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali
∙

HİKAYE

Dünyayı Tüketmeden Ağırlamak

Polat Turizm Grubu otellerinde enerji, su, atık ve yerel yaşam için kurulan sürdürülebilirlik sistemi

03 Eki 2026

Dünyayı Tüketmeden Ağırlamak
DünyahaliDünyahali
∙

HİKAYE

İklim Dostu Bir Yaşam Mümkün

Yuvam Dünya tarafından hazırlanan İklim Dostu Yaşam Rehberi

03 Eki 2026

İklim Dostu Bir Yaşam Mümkün