COP31’e giderken değişimi görebilmek


Değişime Öncülük Et Eğitim Vizyonu: BMW Türkiye’den Çocuklara ve Gençlere Uzanan Eğitim İşbirlikleri
BMW Türkiye, “Değişime Öncülük Et” yaklaşımıyla sürdürülebilirlik vizyonunu toplumsal faydaya dönüştürmeye ve yaymaya devam ediyor. Bu doğrultuda 2026 hedefleri kapsamında, Yuvam Dünya ve Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) ile yürütülen eğitim…
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
COP31 yaklaşırken, iklim için verilen sözlerin hayatımızda neyi değiştirdiğini yeniden konuşuyoruz. Beklentimiz büyük, değişimin hızı ise çoğu zaman yetersiz. Bu yüzden atılmayan adımlar daha çok dikkatimizi çekiyor. Peki, bu tabloya bakarken değişim için verilen emeği ve atılmaya başlanan adımları ne kadar görebiliyoruz?
“Hiçbir şey değişmiyor” dediğimizde, bu adımlar da gözden kaybolabiliyor. Bilim insanlarının, sivil toplumun, gençlerin ve kurumların içinde dönüşüm için çalışan insanların çabalarını görmek, ilerlemenin yetersizliğini göz ardı etmek anlamına gelmiyor. Aksine, nerede hareket başladığını anlamak, bu çabalara nasıl katılabileceğimizi ve onları nasıl büyütebileceğimizi düşünmemize yardımcı olabilir.
Başkalarının yaptıklarının kendi çabamıza bakışımızı nasıl etkilediğini uzun süredir düşünüyorum. Bu soruyu aklıma düşüren, sosyal medyada karşılaştığım yorumlardı. Taylor Swift’in özel uçak yolculukları gibi haberlerin altında, “Onlar özel uçaklarıyla uçsun, ben de hâlâ kâğıt pipet kullanmaya çalışayım” diyen tepkiler görüyordum. Bu sözlerde adaletsizlik duygusuyla birlikte, kişinin kendi çabasının anlamını sorgulaması da vardı: Başkaları değişmiyorsa ben neden uğraşayım?
COP zirvelerine yönelik “Ne değişiyor ki?” sorusunda da benzer bir duygu görüyorum. Kendi çabamızın daha büyük bir hareketin parçası olduğunu görmek istiyoruz. Sorumluluk alan başkalarının da olduğunu bilmek, verdiğimiz emeği anlamlandırmamıza yardımcı olabilir.
Çünkü insan sosyal bir varlık. Kararlarımızı verirken çevremize, ait olduğumuz veya olmak istediğimiz gruplara bakıyoruz. Hangi davranışların normal kabul edildiğini, kimlerin neyi değiştirdiğini gözetiyoruz. Bu nedenle iklim konusunda anlattığımız hikâyeler, başkalarının yaptıklarına ve kendi hareket alanımıza dair bir çerçeve de oluşturuyor.
London School of Economics’teki tez araştırmamda bu soruyu inceledim. Başkalarının çevre dostu davranışlara yönelmeye başladığını anlatan mesajın, katılımcıların bu davranışlara yönelik niyetini artırabildiğini gördüm. Bu bulgu, başlayan değişimi görünür kılmanın önemini düşünmem için bir dayanak oldu. Davranış biliminde buna “dinamik sosyal norm” diyoruz: İnsanların hangi yönde değişmeye başladığını göstermek.
14 Kasım’da COP31 yan etkinliği olarak gerçekleştireceğimiz “Dünyayı yaşatmak istiyoruz. Bizi ne durduruyor?” panelinde bu konuyu da ele alacağız. Alışkanlıklarımızı, toplumsal normları ve kurumların sunduğu seçenekleri konuşacağız.
Panelin ortak sorusu gündelik hayatın tam içinde: Bildiklerimizi uygulamamızı kolaylaştıran bir dünya nasıl tasarlanır? İnsanlardan sürdürülebilir seçimler yapmalarını beklerken, bu seçeneklerin erişilebilir ve karşılanabilir olup olmadığına da bakmalıyız. Bir davranışın yaygınlaşması için kişinin isteği kadar, içinde bulunduğu koşullar da önem taşıyor. COP31 etrafında kurulacak iletişimde de bu somutluğa ihtiyacımız var. Kim, neyi değiştirmek istiyor? Değişime hazır olan biri hangi engellerle karşılaşıyor?
Her çaba aynı etkiyi yaratmıyor. Bir hedef açıklamakla uygulamaya geçmek, uygulamaya geçmekle sonuç almak arasında fark var. Değişimi görünür kılarken bu farkları korumalıyız. Küçük bir adımı olduğundan büyük göstermeden değerini teslim edebilir, yeterli olmadığını söylerken devamının gelmesini talep edebiliriz.
Örneğin bir kurumun verdiği taahhüdün ardından ne yaptığını izlemek, bir topluluğun karşılaştığı engeli nasıl aştığını anlatmak, işe yarayan bir uygulamanın başkalarınca denenmesini sağlayabilir. Böyle hikâyeler, değişimin nasıl gerçekleştiğini öğrenmemize alan açar. Görünürlük, bu öğrenmenin ve katılımın başlangıcı olabilir.
COP31’e giderken, eksikleri kadar gerçek çabaları da görebildiğimiz bir toplumsal iletişimi önemsiyorum. Değişimin yeterince hızlı olmadığını söylemekle, değişim için verilen emeğin anlamsız olduğunu düşünmek arasında önemli bir mesafe var. O mesafeyi koruyabildiğimizde, kendi adımımızın nereye katılacağını da daha iyi görebiliriz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
NEREDE YAYIMLANDI?
İklim krizinin sağlık üzerindeki görünmeyen etkileri, 1,5 derece hedefinin geleceği, değişimin toplumsal gücü, doğanın hafızası ve gezegen sağlığıyla insan sağlığı arasındaki bağ; bu sayıda ve çok daha fazlası.
05 Kas 2026

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Her Ondalık Derece, Geleceğimiz İçin Önemli
05 Kas 2026

Gezegenin Değişimi, Bedenimizin Hafızası
05 Kas 2026






