İsim, şehir, hafıza
İsim, kimliğimiz ve dolayısıyla hafızamızla çok yakından ilişkili. İçinde yaşadığımız kültüre ve toplumsal dünyadaki yerimize göz kırpan isimler hepimiz için birer tanımlama, iletişim ve aidiyet aracı. Bu durum zaman zaman topluluk bazında bir ayrıma veya gruplaşmaya da sebep olabiliyor tabii. Şehirler ve semtler için de aynı şey geçerli. İsimler o şehrin her köşesinin ayrı bir şahsiyet taşıdığının kanıtı ve bugüne gelen hikâyeleriyle şehrin hafızasını taze tutuyorlar. Hikâyelerin hafızalarda hep taze kalması umuduyla...
Kalamış: Semtin ismi Rumca “kamış, saz” anlamındaki Kalamos veya kamış yetiştirmeye uygun yer anlamında kullanılan Kalamisia’dan geliyor. O dönemde Yoğurtçu Deresi'nin civarında bulunan tüm arazi sazlıklarla kaplıymış. Bu ismin ne zaman yerleştiği ve Kalamış’a ne zaman dönüştüğü bilinmese de 20. yüzyılın başlarında semt bir banliyö olarak gelişmeye başlıyor.
Dolapdere: Dolap çevirmek, dolap beygiri... Bu deyimlerde geçen dolap kelimesi aslında bildiğimiz dolap değil. Derelerden su çekmek için kullanılan ve atların dönerek çalıştırdığı düzeneğe o dönemde dolap denirmiş. Tatavla’nın büyüyüp genişlemesiyle bir yerleşim yeri hâline gelen semt bahçelerini sulamak için su çekilen dere anlamına gelen Dolapderesi ismiyle anılırmış.
Bomonti: Bomonti aslında İsviçreli bir ailenin soyadı. Fransızca beau monteé, yani güzel tepe kelimesinden türeyen bu isim ailenin en büyüğü Christian Bomonti’nin İstanbul’a yerleşmesiyle farklı bir anlam kazanmış. Semt ismini, 1892 yılında Bomonti’nin iki oğlu Walter ve Robert Bomonti’nin kurduğu bir bira fabrikasından alıyor. Bölgenin çehresi Taksim’in yaşadığı dönüşümle birlikte epey değişmeye ve adı kültür sanat merkezlerinin arasında sıkça geçmeye başlasa da o dönemde öyle değilmiş tabii. Sultan Abdülaziz’in verdiği izinle kurulan bira fabrikasıyla aslında seyahat etmeyi pek de sevmeyen bira, Beyoğlu’nun favori içeceklerinden biri olmuş.
Unkapanı: Kapan kelimesi Osmanlı’da "depo’" anlamıyla kullanılıyor. Semt de bu ismi şehrin buğday ve un ihtiyacını temin eden ambarların, depoların, değirmenlerin ve fırınların burada bulunmasından almış. Aynı zamanda Arapçada terazi anlamına gelen kelime, semtte toptan yiyecek-içecek alışverişi yapılmasıyla da iyice yerleşmiş dile. Üstelik İstanbul’un tek kapanı da sayılmaz ama nedense Balkapanı, Yağkapanı gibi semtlerin ismi zamanla unutulmuş, geriye Unkapanı ve İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’ndan yükselen melodiler kalmış.
Vefa: Biz her ne kadar meşhur bozacısıyla bilsek de Vefa Bozacısı aslında düşündüğümüz kadar eski değil. Semtin tarihi bozadan çok öncelere, Fatih döneminde burada yaşayan Şeyh Vefa’ya dayanıyor. Asıl adı Muslihuddin Mustafa olan şeyh dönemin bilim ve sanatına vakıf bir kişi olarak ün salmış; astronomi ve müziğe olan ilgisiyle tanınıyormuş. Şiirlerinde İbnü'l-Vefâ, İbn Vefâ ve Vefâzade gibi mahlaslar da kullanmış, semte de bu isim miras kalmış.
Kaynakça
Eyice, Semavi. "İstanbulun Mahalle ve Semt Adları Hakkında Bir Deneme". Türkiyat Mecmuası 14 (1965): 199-216.
Şenyapılı, Önder. “İsim İsim İstanbul”. Boyut Yayıncılık (2009), İstanbul
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Semtlerin bellekleri, kilisenin çalınan çanları, Kalamış'ın yeni parkı, Bomonti'nin güzelleri ve dahası.
20 Eyl 2020

İLGİLİ OKUMALAR


