Hip hop’un son kehaneti


Tosyalı Holding ’den sanatta ileri dönüşüm projesi
Tosyalı Holding , Contemporary Istanbul’la sanatta ileri dönüşümü desteklemek üzere geçtiğimiz yıl başlattığı uzun soluklu iş birliğini büyütmeye devam ediyor. Nedir? İş birliği çerçevesinde gerçekleşecek Artist in Residence (Sanatçı…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Kendrick Lamar, Mr. Morale & The Big Steppers
Süre: 73 dakika
Plak Şirketi: Aftermath/Interscope Records
Kartonet: 1,885 gün — Kendrick Lamar’ın en son bir albüm yayımlayalı aradan geçen gün sayısı. Her ne kadar kendisi bu sürenin bir hız treninde ilerlemek gibi olduğunu söylese de beşinci albümü Mr. Morale & The Big Steppers’in ilk şarkısında geride kalan zamanı işaretlemeden günlüğünü açmadı. Son albümü DAMN’le Pulitzer Ödülü kazanan ilk ve tek rap'çi unvanını elde eden Kendrick Lamar’ın kaybettikleri de oldu. Uzunca zaman zihinsel sağlığıyla mücadele eden, bolca terapi seansı biriktiren ve bunun yanında iki yılı aşkın yazar tıkanıklığıyla yüzleşen Kendrick Lamar, görülen o ki engellerini yeni albümüyle aşmayı başardı. Şüphesi olan için 18 şarkılık ve 73 dakikalık bir kanıt mevcut.
Albümün derinliklerine inmeden şunu belirtmem gerek: Müziğini farklı perspektiflerle sunan, ilham perilerini aynı masaya oturtan ve hikâye anlatıcılığında bilinen köyleri çoktan terk eden birinin eserine sınırlı alanda yaklaşmak, onun üzerine konuşmak ve yazmak kolay değil. İlk dinlendiğinde zihin akışı gibi gelen ama sayfaları çevirdikçe tesadüfün yerini kusursuz bir plana ve derin bir anlatıma bıraktığı bir albüm için, hiç değil. Dikenli taç takan Kendrick Lamar, Mr. Morale & The Big Steppers’ta babalık, aile ve dostluğu odağına alarak hip hop’un son kehanetini gerçekleştirdi. Üstelik bunu yaparken Florence Welch, Beth Gibbons, Summer Walker, Kodak Black, Ghostface Killah ve Sampha gibi sanatçıları da yanına aldı.
Düzensizliğe olan bağlılığı ve pürüzsüz ritimlere olan takıntısıyla Kendrick Lamar’dan tutarlı bir müzikal anlatım beklemek mümkün değil. Her ne kadar albümün ses dünyasındaki seyrinde dümeni ömürlük partneri Sounwave’e bıraksa da şarkılardaki prodüktör listesi oldukça uzun. Üst üste dizilebilen müzikal kariyerden kaçınan birinin farklı yollara sapması kaçınılmaz. Şimdiden diskografisini başyapıtlarla dolduran Kendrick Lamar kendi formülünü yaratanlardan.
Mr. Morale & The Big Steppers da kişisel acılarını kolektif travmaların içine sürüklediği bir tedavi yöntemi. Şimdiye kadarki en derin, en karmaşık ve en aydınlatıcı eseri.

Kendrick Lamar, Mr. Morale & The Big Steppers
Neden dinleyelim?: Kağıt kadar ince bir duvarın arkasında komşunun kükreyen sesiyle yaptığı bir tartışmaya tanık olalım. Orada olmayı tercih etmesek de maruz kaldığımız anlar vardır. Kendrick Lamar’ın söz yazarlığı ve hikâye anlatıcılığı kusursuz detaylar yaratsa da korkutucu derecede de gerçek. Mr. Morale & The Big Steppers, dört kişinin yaşadığı bir ev. Acımasız aşağılamalarla genişleyen, kısa sessizliklerle içselleşen bir yaşam. Albümde her şarkının bir diğerine seslendiği, her birinin diğerinden yaşanmışlık kazandığı bir diyalog var. Dinleyici tüm bu düzenin içinde ırksal, kuşaksal ve kişisel travmaların üstesinden gelmeye çalışan bir sanatçının evindeki görünmez tanık âdeta.
Peki albümün müzikal olarak vadettikleri neler? Arşivinde To Pimp a Butterfly gibi bir albüm bulunduran, caz ve soul müziğin modern kırılımlarında öncü olmuş birinden kuşkusuz beklenti çok fazla. Mr. Morale & The Big Steppers, mesajı önceliklendiren bir albüm. Bu da sözlerin tesirini ve iletkenliğini arttıran müziğe alan açıyor. Ortaya türler yerine onları temsil eden elementlerin özgürce motifler oluşturduğu geniş bir seçki çıkıyor. Bu da her bir şarkıyı daha da merak uyandırıcı hâle getiriyor. O, türlerden sıyrılan ve yaratıcılığına sığınan bir rap'çi — bunun için de neslinin en nadide örneği.
Kendrick Lamar’ın amacı omuzlarımızda taşıyamayacağımız bir yük bırakmak değil. Bu onun için bile çok fazla. Derdi fazla kusurlu ve ikiyüzlü bir dünyada kendini mümkün olduğunca soymak ve savunmasız hâle getirmek. Bunda ailesini bir fotoğraf karesi sığdırıp albüm kapağına taşıyacak kadar istekli. Kapanış şarkısı Mirror’da “I choose me, I'm sorry” sözleriyle ilettiği gibi o çoktan kendini seçti. Onu vizyoner bir sanatçı, sevgi dolu bir oğul, baba ve insan olmaya iten tek gerçek de bu. Bize kalan da bundan daha fazla değil.
Benzer işler: Earl Sweatshirt, SICK! & Vince Staples, Ramona Park Broke My Heart.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sarnoski'den gastronomik bir gerilim: Domuz; 2022 yazına imza atacak Avrupa'daki müzik festivalleri; Kendrick Lamar'dan Mr. Morale & The Big Steppers.
20 May 2022

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




