Yemeni

Arapça “Yemen’a ait” anlamına gelen yamani kelimesinden alıntı olan yemeni, ilk defa 1501 yılında Câmiü'l-Fürs isimli eserde Yemen’e ait renkli bir kumaşı tarif etmek için kullanılmıştır. Aslıda yemeni, üstü kırmızı veya siyah deriden, tabanı köseleden dikilen topuksuz bir ayakkabı türüdür. Ancak Anadolu’da başa bağlanan tülbent için de aynı tabir kullanılmaktadır. Hatta şarkılarda da kendisine bu şekilde yer bulmuştur.

Adını bu ayakkabı türünü ilk defa bulan Yemen-i Ekber isimli bir kişiden almaktadır. Daha sonra buradan, yani Yemen’den Halep’e, oradan da Güneydoğu Anadolu’ya yayılmıştır. Antalya, Adana, Antakya, Diyarbakır, Kahramanmaraş gibi şehirlerde de uzun zaman yemeni zanaatı devam etse de günümüzde sadece Kilis ve Gaziantep’te sürdürülmektedir. Hatta Antep’te yemenicilik, Farsçada ayakkabı yapımı anlamına gelen bir kelimeden türeyerek köşkercilik olarak adlandırılırken, bu mesleği icra edenlere ise köşker ustası denilmektedir. Döneminde önemli bir ekonomik iş kolu olduğu için kimi yerlerde yemeniciler çarşısı dahi bulunmaktaydı.

Yemeni temelde yüz ve gön olmak üzere iki kısımdan oluşur. Kesinlikle plastik kullanılmaz, -maalesef- beş farklı hayvan derisi kullanır. Tüm dikişleri elle yapılır. Geleneksel yöntemde on farklı ayak numarasına göre üretilmekteyse de artık sipariş usulüyle yapılmaktadır. Zanaat gerektiren bir yapım aşaması olup ayak sağlığı açısından çok kullanışlıdır.


Ayakkabının yolculuğunu ve Türklerde ayakkabı geleneğini merak ediyorsanız içinde bir ayakkabı sözlüğünün de yer aldığı şu kitabı okuyabilirsiniz.

NEREDE YAYIMLANDI?

İzmir’de Nasıl Eğleniyorduk? #32

Karşıyaka, Cumhuriyet'in ilk engelli okulu, Yemeni

31 May 2022

http://www.eskiturkiye.net/4267/izmir-alphonse-rubellin-fotografi

İLGİLİ OKUMALAR