Biber dendiğinde aklınıza nasıl bir bitki geliyor? Kırmızı biber, sivri yeşil biber, hatta belki rengarenk dolmalık biberler? Asıl biber diye adlandırılan bitki bunların hiçbiri değildir. Biber isminin ilk layığı karabiber bitkisidir.Karabiber bitkisi Latince Piperales takımına ait, çiçekli bir asmadır. Bunun yanında diğer biber diye adlandırılan bitkilerin neredeyse hepsi Yeni Dünya bitkisidir, Latince Solanales adlı bambaşka bir takımdan bir çiçekli bitkidir.Biyolojik açıdan dolmalık biberler ya da sivri biberler, en çok patates, patlıcan, tütün, veya petunya gibi bitkilere yakındır. Yemeklik biberlerimiz binyıllar boyunca Nahuatl diline ait bir isim, chīlli ile bilinmiştir. Sonradan chīllilere biber adının verilmesinin sebebi, acı tatlarının benzerliği dolayısıyladır.Peki biber sözcüğünün kökeni nereye dayanmaktadır? Bunun için ilk biberimiz, yani karabiberin evine göz atmak gerekiyor.Latince Piper nigrum (tam anlamıyla biber + kara), nam-ı diğer karabiber, zengin baharatlar ili Hindistan’dan, bugün Malabar Kıyısı olarak bilinen bölgeye menşe bir bitkidir.Sözcüğün kökeni Sanskritçe píppala पिप्पल kelimesine dayanır, ve öyküsü benzersizdir.Budizm’in kurucusu Siddhārtha Gautama adıyla bilinen ilk Buda, aydınlanma yaşayana kadar bir ağacın altında oturmaya karar kılmış, ve başarılı olmuştur. Rivayete göre Gautama Buda’nın altında aydınlandığı ağaç, sonradan Bodhi Ağacı olarak bilinecek bir incir ağacıydı. Bu incir ağacına, ve verdiği incir meyvesine verilen bir ad Sanskritçe píppala idi.Sanskritçe píppala sözcüğünden Sanskritçe pippali पिप्पलि türemiştir. Çeşitli yemişler için de kullanılabilen bu sözcük zaman içinde karabiber bitkisi ve meyvesi için kullanıma oturmuştur.Sanskritçe pippali kadim çağlarda Yunancaya varmış, Yunanca pipéri πιπέρι sözcüğüne evrilmiştir. Çoğu batı dillerine de bu Yunanca pipéri beşik olmuştur

Biber dendiğinde aklınıza nasıl bir bitki geliyor? Kırmızı biber, sivri yeşil biber, hatta belki rengarenk dolmalık biberler? Asıl biber diye adlandırılan bitki bunların hiçbiri değildir. Biber isminin ilk layığı karabiber bitkisidir.

Karabiber bitkisi Latince Piperales takımına ait, çiçekli bir asmadır. Bunun yanında diğer biber diye adlandırılan bitkilerin neredeyse hepsi Yeni Dünya bitkisidir, Latince Solanales adlı bambaşka bir takımdan bir çiçekli bitkidir.

Biyolojik açıdan dolmalık biberler ya da sivri biberler, en çok patates, patlıcan, tütün, veya petunya gibi bitkilere yakındır. Yemeklik biberlerimiz binyıllar boyunca Nahuatl diline ait bir isim, chīlli ile bilinmiştir. Sonradan chīllilere biber adının verilmesinin sebebi, acı tatlarının benzerliği dolayısıyladır.

Peki biber sözcüğünün kökeni nereye dayanmaktadır? Bunun için ilk biberimiz, yani karabiberin evine göz atmak gerekiyor.

Latince Piper nigrum (tam anlamıyla biber + kara), nam-ı diğer karabiber, zengin baharatlar ili Hindistan’dan, bugün Malabar Kıyısı olarak bilinen bölgeye menşe bir bitkidir.

Sözcüğün kökeni Sanskritçe píppala पिप्पल kelimesine dayanır, ve öyküsü benzersizdir.

Budizm’in kurucusu Siddhārtha Gautama adıyla bilinen ilk Buda, aydınlanma yaşayana kadar bir ağacın altında oturmaya karar kılmış, ve başarılı olmuştur. Rivayete göre Gautama Buda’nın altında aydınlandığı ağaç, sonradan Bodhi Ağacı olarak bilinecek bir incir ağacıydı. Bu incir ağacına, ve verdiği incir meyvesine verilen bir ad Sanskritçe píppala idi.

Sanskritçe píppala sözcüğünden Sanskritçe pippali पिप्पलि türemiştir. Çeşitli yemişler için de kullanılabilen bu sözcük zaman içinde karabiber bitkisi ve meyvesi için kullanıma oturmuştur.

Sanskritçe pippali kadim çağlarda Yunancaya varmış, Yunanca pipéri πιπέρι sözcüğüne evrilmiştir. Çoğu batı dillerine de bu Yunanca pipéri beşik olmuştur: başta Latince piper, ve ardından İngilizce pepper, Almanca Pfeffer, İtalyanca pepe, Fransızca poivre, Sırp-Hırvatça pȁpar vb.


Sırp-Hırvatça pȁpar bize başka bir sözcüğün kapılarını aralıyor. Önceden bahsettiğimiz Yeni Dünya biberleri, özellikle İspanya üzerinden Avrupa’ya ithal edilmeye başlamıştır. Akdeniz’de ise bu ekinler, Osmanlı ticareti ile Balkanlara getirilmiştir. Bu getirilme çok büyük olasılıkla 15. veya 16. yüzyılda olmuştur, ancak 18. yüzyılda olduğunu iddia eden kaynaklar bile bulunmaktadır, envai çeşit kaynak, kitap, ve blog tam bir tarihte anlaşamamaktadır.

Sırp-Hırvatça pȁpar, dişil ad üreten bir ek –ika alır ve paprika kelimesini oluşturur. Bu isimle paprika, Macaristan bölgesinin temel ekinlerinden biri, ve Macar mutfağının vazgeçilmez bir baharatı olarak tüm dünyaya yayılmıştır.

Son bir biberden daha bahsetmek gerek. Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-Aryan kolundan bir dil olan Sanskritçe dikkatimizi bir diğer Hint-Aryan dil Farsçaya çekiyor. Farsça pilpil پلپل, kelimesinin, Sanskritçe píppala ile kökdeş olması muhtemeldir, yine biber bitkisinin adıdır. Farsçadan Arapçaya fulful فلفل olarak geçmiş, ve kırık çoğul çekiminde falāfil فَلَافِل kelimesine evrilmiştir. İşte buradan Türkçe dahil tüm dünya dillerine nohuttan yapılan içli köfte yemeği falafel adı yayılır.


Sonuç olarak biber, acı tadının yanında tatlı bir hikayeye sahiptir. Hele incire karabiber katmak kim bilir, sizi Nirvana’ya bile ulaştırabilir...


Kelime Köşesi'nden Ata Leblebici

Instagram'da @kelime_kosesi

Twitter'da @KelimeKosesi


NEREDE YAYIMLANDI?

Kelime KöşesiKelime Köşesi

BÜLTEN SAYISI

Çorbanın Tuzu Biberi: 1

Üç bölümlük serinin ilk bölümünde köşemize biber katacağız.

20 Eyl 2022

Çorbanın Tuzu Biberi: 1

İLGİLİ OKUMALAR