Ahmet Boyacıoğlu ile Sürdürme Başarısı Göstermek


1. 27 yıldır devam eden istikrarlı bir serüven. Fiyat politikasıyla, ücretsiz gösterimleriyle, askıda bilet uygulamasıyla, mekan seçimiyle ve gezdiği şehirlerle sinemaseverlerde ve festival takipçilerinde yeri ayrı. Bu tercihler bağlamında genel olarak festivalden ve misyonundan bahsedebilir misiniz?
Şöyle başlayayım, biz 1995'te Gezici Festival'i yapmaya karar verdiğimizde aslında ne Türkiye'de ne de dünyada böyle göçebe bir festival yoktu. O zamanlar her biri 25-30 kiloluk 35 milimetrelik kopyalar vardı. 30 tane film gösterdiğiniz zaman neredeyse bir tona yakın bir ağırlığı taşımak zorundaydınız ve ilk yıl bize "Siz hepiniz delisiniz. Böyle bir şey yürümez," dediler. Ülke çok büyük, bir kentten bir kente 7-8 saatte gidilebiliyor. İlk yıl Ankara'da başlamıştık, İstanbul’a, İzmir'e ve Eskişehir'e gittik. Bu gezi 30 gün sürdü.
Herkesin söylediği bizim bir iki yıl içinde pes edeceğimiz ve hiçbir şekilde bu işi devam ettiremeyeceğimizdi. Ancak şöyle bir şey oldu. Gittiğimiz diğer kentlerde o kadar büyük bir ilgiyle karşılandık ve o misafirperverlik denilen şey o kadar etkileyiciydi ki bu iş devam etti. Bir yıl sonra Bursa'dan bir teklif aldık. Bursa Büyükşehir Belediyesi bizi ağırlamaya başladı. Sonra diğer kentler eklendi. 27 yılda neticede 23 kent ve 5 ülke gezilmiş oldu.
Misyonumuz aslında Anadolu'nun farklı kentlerine gitmekti. Bunu da becerdiğimizi sanıyorum. Mesela Kars'a ve Artvin'e gittiğimiz ilk yıllarda bu iki kentte de sinema yoktu. Hem Kars'a hem Artvin'e 35 mm göstericimizi de kamyona yükleyip götürmek zorunda kaldık. Sonra oralarda da sinema açıldı. Sinop'ta halen sinema yok. Yani Sinop'ta bir küçük sinema vardı; kapandı, açılamıyor. 45 bin nüfuslu bir kent. Sinoplular film izlemek için 160 km uzaklıktaki Samsun'a gitmek zorunda kalıyorlar. Misyonumuz aslında küçük kentlere, yerlere gitmekti. Bunu bir şekilde becerdik.

Güven Kıraç ve Tuncel Kurtiz, 9. Gezici Festival (2003). Kaynak: Gezici Festival Fotoğraf Arşivi
2. Festivalin bu seneki yeni bölümleri neler, bu bölümlerde hangi filmleri izleyeceğiz?
Bu yıl çok ilgi çekeceğini düşündüğümüz iki bölümümüz var. Bir tanesi “Basın: Tehdit Altında”, diğeri de “Özgür İfade”. Bu iki bölümü de ABD Ankara Büyükelçiliği'nin katkılarıyla düzenliyoruz. Basının durumu bütün dünyada biraz tuhaflaştı. En son bir istatistiğe göre dünyada basın özgürlüğünün oranı sadece yüzde 4. Biz de Basın: Tehdit Altında'da basının bir ülkenin hayatında ne kadar önemli bir rol oynadığını anlatan filmler seçtik.
Özgür İfade bölümünde Kaepernick ve Amerika adlı belgeselin gösterimi var. 2016 yılında -Trump'ın başkan seçildiği yıl- çok ünlü bir Amerikan futbolu oyuncusu, bir yıldız, siyahlara yapılan ırkçılığı protesto etmek için dizinin üzerine çöküveriyor ve Amerika'da çok ciddi tartışmalar başlıyor. Ülkenin yarısı Kaepernick’in tişörtlerini parayla satın alıp giyerken öbür yarısı tişörtleri ve adını yakıyor. Ülke bıçakla ortadan ikiye ayrılmış gibi bir duruma geliyor. Şimdi herkes dizinin üzerine çökmeye başladı. Bir de belgeselin ilginç yanı, bir noktadan sonra bu eylemi başlatan kişi hiç konuşmuyor. Başkaları konuşuyor, başkaları tartışıyor. Yani artık "ne haliniz varsa görün"e geliyor olay. Böyle bir filmi aslında hiçbir yerde izlemek mümkün değil. Gezici Festival'de izleyebilirsiniz. Bu bölümde gösterimi yapılacak filmlerden birisi de 1976 yapımı Paravan. Martin Ritt’in yönettiği Woody Allen’ın sinemadaki ilk yıllarında oyuncu olarak yer aldığı bir film.

Tarık Akan, 13. Gezici Festival (2007). Kaynak: Gezici Festival Fotoğraf Arşivi
3. Gezici Festival'in Ankara’daki diğer festivallerde deneyimleyemediğimiz canlı müzik eşliğinde sessiz film gösterimleri bu sene de Babazula eşliğinde devam ediyor. BabaZula ile festival arasındaki ilişkiyi nasıl tarif edersiniz?
BabaZula yıllardır aslında beraber çalıştığımız bir topluluk. Mesela Bursa'ya geldiklerini hatırlıyorum. Hatta Murat'ın söylediğine göre İstanbul dışındaki ilk konserlerini bizimle beraber vermişler.
Sadece Gezici Festival'in farklı kentlerdeki gösterimlerinde bize eşlik etmekle kalmadı BabaZula, birçok yere gittik. Cannes Film Festivali'nde beraber olduk, Berlin'de beraber olduk. İspanya'da, Meksika'da, İtalya'da, Saraybosna'da, Bosna Hersek'te, Bulgaristan'da... Yani onlarla çok yakın bir ilişkimiz var. Bu yıl Eli Kulağında adlı sessiz filmi canlı müzikleriyle seslendirecekler. Değişik bir deneyim oluyor tabii. Aslında canlı müzikle film gösterimi 1920’lerde ve 30’larda rutin olarak yapılan bir şeymiş. Filmlerde ses yok, ya bir piyano ya da bir orkestra filmlere eşlik ediyor. Biraz da nostaljik tabii. 100 yıl öncesinin nostaljisi. Bileti ilk önce biten bölüm, soranlara “Sinop'ta ve Kastamonu’da da tekrarı var,” diyoruz.

Kaynak: Gezici Festival Fotoğraf Arşivi
Ankara izleyicisinin festivale ilgisi nasıl? Festival takipçilerine son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Biletlerin büyük bir çoğunluğu, yüzde 82’si satıldı. Dolayısıyla iyi bir festival bekliyoruz. Sadece küçük bir sorunumuz var. Her gösterimde biletlerini alıp da gelmeyen 10 kişi oluyor. Onlar eğer gelmeyecekler ise biletlerini ne olur iade etsinler. Çünkü sırada bekleyen insanlar var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Devam eden ve başlayacak film festivalleriyle geçecek bir hafta, soğuyan havalardan ise Behiç Ak'ın kedilerine sığınırız.
04 Ara 2022

YAZARLAR

Aposto Ankara
Her pazartesi saat 18.00'de Ankara'dan özenle seçilmiş etkinlikler, haberler ve hikayeler.
İLGİLİ OKUMALAR


