

Kitap alışverişinden daha fazlası: tamadres
Pandemiyle büyüyen e-ticaret hacmi, kitap alışveriş sitelerinin istatistiklerine de yansıdı. Ürettikleri içeriklerle ve okurlara sunduğu ayrıcalıklarla bir kitap alışveriş sitesinin ötesine geçmeyi başaran tam adres ’in verileri, pandemi…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Sam, Los Angeles’ın işlek alışveriş merkezlerinden birinde, fıskiyenin önündeki bankta oturuyor. Hemen yanında küçük kızı Duke, ciğerlerini söke söke ağlıyor, sahte gözyaşları dökerek dikkat çekmeye çalışıyor. Bankın diğer ucunda, Sam’in tanımadığı bir kadın oturuyor; tek kelime etmeden, bakışlarıyla yargılıyor onu. Sam, “Ne bakıyorsunuz?” demiyor, “Siz hiç anne olmadınız mı?” demiyor. “Merhaba...” diyor onun yerine aynı yargılar bakışlarla, “...ona istediği küpeleri satın almak ister misiniz? Bunun için ağlıyor çünkü evde aynısından bir çift olan altı dolarlık küpeler için... Ama o şu an takmak istiyormuş. O yüzden haydi, mağazaya girin ve ona küpeleri satın alın çünkü ben almayacağım. Ya da bilmem, bakmayı kesebilirsiniz.” Kadın kafasını çeviriyor. Duke ağlamaya devam ediyor.
Better Things’in ilk sahnesinde alaycı bir anne olarak tanıdığımız Sam’in uğraşmak zorunda olduğu tek kızı Duke değil. Evde, hayata dair çok şey okuyup bildiği için sahip olduğu öfkeyi ergence dışarı püskürten, bir yandan da cinsiyetini ve cinsel yönelimini sorgulayan Frankie ve evden gitmek için yanıp tutuşan, annesini gizliden gizliye cool bulurken bunu asla dile getirmeyen, hatta her fırsatta annesinden nefret ettiğini söyleyen liseli Max onu bekliyor. Üstelik tüm parasını, zamanını ve maneviyatını üç kızına ayırdığı yetmiyormuş gibi Sam, sadece zamanında onunkinden daha iyi bir avukata sahip olduğu için eski eşine ve sadece anneliğin ne demek olduğunu artık daha iyi anladığı için annesine de bakmak zorunda.
Mevzu nedir? Oyuncu ve seslendirme sanatçısı Sam, üç kızıyla yaşayan bekar bir anne. Kızlarının her birinin farklı bir yaş grubundan olması, Sam’in aynı anda çocukça şımarıklıklardan ergenlik sancılarına, genç kızlık isyanlarından cinselliğe kadar birçok farklı konuda taraf olmasını, çözüm bulmasını, başa çıkmasını gerektiriyor. Hollywood orta yaşlı kadınlara karşı yeterince acımasız değilmiş gibi, çocukları da annelerine acımasızca davranıyor. Üstelik bu bir döngü; görüyoruz ki Sam de annesine, tıpkı kızlarının ona davrandığı gibi davranıyor. Sam yemek yapıyor, Sam kızlarının arkasını topluyor. Sam’in evinde sürekli onarılması gereken bir şey oluyor, Sam’in sürekli kızlarından birini bir yerden alması gerekiyor. Sam’in çalışması gerekiyor. Diğer yandan tüm bunlara rağmen, Sam’in bir hayatı da olması gerekiyor ve dizideki tek mevzu annelik değil tabii ki. Ama Sam bir anne olunca, ister istemez eğlence de iş de romantik ilişkiler de seyahatler de partiler de anneliğin gölgesinde kalıyor.
Pamela Adlon: Better Things’in yaratıcısı, yönetmeni, senaristi ve başrol oyuncusu Pamela Adlon. Oyunculuk kariyerine Pamela Segall olarak, Grease 2 ve Growing Pains gibi, 80'lerin popüler gençlik filmleriyle başlayan oyuncu, 90'lardan itibaren seslendirme dünyasının yıldızlarından birine dönüşüyor. Rugrats'ten Bob's Burgers'a akla gelebilecek birçok animasyon dizide onun sesini duyuyoruz. Pamela Adlon, Sam’in ta kendisi aslında: Eşiyle boşandıktan sonra üç kızının bakımını tek başına üstlenen, bir yandan kariyerine devam etmeye çalışan bir anne - yani Better Things, büyük ölçüde otobiyografik. Dizi, Pamela Adlon’un 2010’ların başında dâhil olduğu ve yine kendisine oldukça benzeyen bir karakteri canlandırdığı Louie dizisi ve Louis C.K. ile olan yakın dostluğu sonucu ortaya çıkmış. 2017’de, Louis C.K.’e yöneltilen cinsel saldırı ve cinsel istismar suçlamalarının ve komedyenin suçlamaları kabul etmesinin ardından onunla tüm dostluk ve iş ortaklığı bağlarını sonlandıran Adlon’un ikinci sezonun ardından Better Things’i nasıl baştan yarattığını görmek, oldukça ilham verici bir deneyime dönüşüyor. Bir oyuncu, bir sanatçı, bir yazar, bir yönetmen ve bir anne olarak Adlon’u takdir ediyorsunuz Better Things’i izlerken. Fakat en önemlisi, kendi annenizi daha iyi anlamak, ona biraz daha hayranlık duymak kaçınılmaz oluyor.
Better Things’in dört sezonunu FX’te izleyebilirsiniz. Dizinin onay alan ve 2021’de yayımlanması planlanan beşinci sezonunun çekimleri ise pandemi nedeniyle gecikti. Sam ve kızlarının hayatındaki gelişmeleri bir süre daha merak etmeye devam...
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekilerden: Fantezi ile gerçeklik arasında: Anna B Savage, Robert Beatty ve Tame Impala'dan: Currents, Better Things ve annelik dertleri
16 Nis 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




