Avrupa'nın en yeni uzay teleskobu, ilk meyvelerini verdi


Gözünüze iyi bakan pürüzsüz bir deneyim: TCL NXTPAPER 11 Hepimiz ekranlara bağlı yaşıyoruz. Cihazların günlük kullanımında ortalama ekran süresinin arttığından yola çıkarak, kullanıcıların göz sağlığından ödün vermemeleri ve kaliteli bir deneyimin tadını çıkarabilmeleri için NXTPAPER 'ı geliştiren TCL , şimdi NXTPAPER 2.0 teknolojisiyle donatılan TCL NXTPAPER 11 tableti Türkiye’de satışa sunuyor. Neler var? Göz koruma özelliğiyle öne çıkan NXTPAPER 2.0 teknolojisiyle desteklenen TCL NXTPAPER 11; %150'ye kadar daha parlak ekran sunarken en güneşli günde bile kristal netliğinde görsel bir keyif vadediyor. TÜV sertifikalı NXTPAPER ekran teknolojisi ile mavi ışığı azaltıyor , görüntülerde canlı renkleri ve derin kontrastı koruyor. 11 inç 2K ekranı, net ve kesintisiz bir eğlenceye davet ediyor. Üretkenliğinize güç katmak ve daha uzun süre vakit geçirmeyi sağlamak için uzun ömürlü bataryasıyl a dikkatleri üzerine çekiyor. Kitapları e-okuyucularla okumayı tercih edenleri de oldukça tatmin eden bu tabletin dilenirse ayrı olarak temin edilebilen T-pen kalemi ise kullanıcıların not alırken veya çizim yaparken kâğıt ve kalem kullanıyormuş gibi gerçekçi ve pürüzsüz bir deneyim yaşamasını sağlıyor. Göz sağlığınızı korurken gerçekçi ve pürüzsüz bir teknoloji deneyimi yaşamak için TCL NXTPAPER 11 tableti ve tüm TCL ürünlerini buradan inceleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Avrupa Uzay Ajansı (ESA), geride bıraktığımız Temmuz ayında yeni uydusu Euclid'i uzaya göndermiş; 1,4 milyar dolarlık teleskop, ilk başlarda optiklerinin sabit bir görüntü almak üzere yıldızlara kilitlenmekte zorluk yaşaması nedeniyle endişeye sebebiyet vermişti. Ancak, hassas yönlendirme sensörü için yeni bir yazılımın ardından Euclid, tüm sorunlara rağmen sorunsuz bir şekilde çalışmayı başardı ve teleskobun uzayın derinliklerinden çektiği ilk fotoğraflar dün yayımlandı.
Hemen hemen hepimiz Hubble ve James Webb Uzay Teleskobu'nun ismini duymuş; çektikleri en az bir fotoğrafı görmüşüzdür. Ancak Euclid, bir yönüyle bu teleskoplardan ayrışıyor: Euclid, kendisinden önceki tüm uzay teleskoplarından daha geniş, derinlikli ve keskin görüntüler yakalayabiliyor. Hatta, çok daha yüksek çözünürlüğe sahip James Webb'in dahi Euclid'in tek bir çekimde yaptığı gökyüzü miktarını kapsayamadığı belirtiliyor.

Atbaşı Nebulası
Barnard 33 olarak da bilinen Atbaşı Nebulası (Horsehead Nebulası) Dünya'dan yaklaşık 1.300 ışık yılı uzaklıkta bulunan Orion takımyıldızında yer alan küçük bir karanlık bulutsu olarak karşımıza çıkıyor. Yıldızların doğmakta olduğu büyük bir gaz ve toz bulutu olan nebula, ismini ise at kafasını andıran şeklinden alıyor.
Bu, Atbaşı Nebulası'nın görüntülendiği ilk sefer değil; daha önce birçok uzay teleskobu bu nebulanın fotoğrafını çekti. Öte yandan, bu teleskopların çektiği fotoğrafların hiçbirinin Euclid'in sağladığı birleşik genişlik ve keskinliği vermediğini de belirtmek gerekiyor.

Perseus kümesi
Abell 426 ve Kahraman kümesi olarak da bilinen; ismini ünlü Yunan mitolojisi kahramanından alan Perseus kümesi, yaklaşık 250 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan Perseus takımyıldızında yer alan bir galaksi kümesi olarak karşımıza çıkıyor. Bilinen evrendeki en büyük kütleli nesnelerden biri olan Perseus kümesi, milyonlarca derecelik geniş bir gaz bulutunun içine dalmış binlerce galaksiye ev sahipliği yapıyor.
Euclid'in yakalamış olduğu görüntü, bu galaksilerden yalnızca 1.000 tanesini içeriyor; ancak görselde gördüklerimizin ötesinde yüz binlerce galaksi yatıyor. Bunların bazılarının ışığının bize ulaşmasının 10 milyar yıl sürmüş olduğu gerçeği ise bir başka detay olarak öne çıkıyor.

NGC 6397
Euclid'den gelen bir diğer görüntü, bizden yaklaşık 7 bin 800 ışık yılı uzaklıkta bulunan bir küresel küme olan NGC 6397'ye bir bakış sunuyor. Samanyolu Galaksisi'nin çekirdek çökmesi geçirmiş en az 20 küresel kümesinden biri olan NGC 6397, aynı zamanda Messier 4 ile birlikte Dünya'ya en yakın iki küresel kümeden biri.
NGC 6397, bazıları neredeyse evren kadar eski ve Samanyolu gibi galaksilerin tarihi hakkında bilgi veren kozmik fosiller olan yaklaşık 400 bin yıldızı barındırıyor.

NGC 6822
Barnard Gökadası, IC 4895 veya Caldwell 57 olarak da bilinen 1,6 milyon ışık yılı uzaklıktaki NGC 6822, spiral kollara sahip Samanyolu ve IC 342 gibi evrimleşmiş galaksilerin aksine düzensiz bir galaksi örneğidir. Yani, başka bir değişle tanımlanmış bir şekli yoktur.
1884 yılında E. E. Barnard tarafından keşfedilen ve Yerel Gökada Grubu'nun bir parçası olan NGC 6822, Yapı ve bileşim olarak Küçük Macellan Bulutu'na benzer.

IC 342
Euclid'den gelen son fotoğraf, "Saklı Galaksi" lakabı ve Caldwell 5 ismiyle de bilinen IC 342. Samanyolu'na nispeten yakın olmasına rağmen galaktik ekvatora yakın tozlu alanların arkasında kaldığı gerçeği IC 342'nin gözlemlenmesini zorlaştırır; "Saklı Galaksi" lakabının ardındaki neden de budur. 7 ila 11 mega ışık yılı uzakta olduğu tahmin IC 342'yi gizlenmemiş olsaydı bugün çıplak göz ile Dünya'dan gözlemlemek mümkün olabilirdi.
Önemli bir görevi var
Uzay teleskoplarının bizler için evrenin en güzel, en saklı kalmış köşelerini fotoğrafladığı doğru; ancak bu oldukça karmaşık yapıların -ki James Webb Uzay Teleskobu'nun şimdiye kadarki insan yapımı en karmaşık yapı olduğu söyleniyor- tek amacı tabii ki de fotoğraf çekmek değil. Bu teleskoplar, yeni ötegezegenler ve göksel cisimler keşfetmekten hâlihazırda varlığından haberdar olunan kozmik yapıların incelenmesine kadar pek çok görevi üstleniyor.
Euclid'in aslı amacı ise karanlık madde ve karanlık enerji olarak adlandırılan olguların doğası hakkında bazı ipuçları elde etmek için göklerin üçte birini incelemek olarak öne çıkıyor. Kozmosun içeriğinin %95'ini oluşturmalarına rağmen hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediğimiz karanlık madde ve karanlık enerjinin uzaydaki her şeyin şeklini ve genişlemesini kontrol ettiği düşünülüyor.
- Geniş açı: Modern astrofiziğin en büyük bulmacaları arasında yer alan karanlık madde ve karanlık enerji, evrenin keşfedilmeyi bekleyen en büyük gizemlerinden biri.
- Karanlık maddenin henüz keşfedilmemiş bir parçacık olabileceği düşünülüyor. Gökbilimcilerin varlığını görebildiğimiz madde üzerinde uyguladığı çekim gücünden çıkardığı karanlık maddenin, galaksilerin dağılmasını engelleyen güç olduğu değerlendiriliyor.
- Karanlık madde ise uzay boşluğunda varlığını sürdüren bir çeşit enerji olarak değerlendiriliyor. Ne olduğu tam olarak bilinmeyen bu enerjinin, galaksileri sürekli hızlanan bir oranda birbirinden ayırmak için yerçekimine karşı çalıştığı biliniyor.
Öte yandan, ne karanlık maddenin ne de karanlık enerjinin doğrudan tespit edilemediği gerçeği; onların işleyişi ve yapıları hakkında bilgi sahibi olmamızı da engelliyor. Bu noktada da yapabileceğimiz en etkili şey, karanlık madde ve karanlık enerjinin gözlemleyebildiğimiz şeyler üzerindeki etkilerini incelemek gibi duruyor.
Euclid de tam olarak burada oyuna dahil oluyor. Teleskobun; bazılarının ışığının bize ulaşması neredeyse evrenin tüm yaşı boyunca süren milyarlarca galaksinin hatlarını, mesafelerini ve hareketlerini gözlemleyerek çıkaracağı, uzayın üçte birini kapsayan 3 boyutlu bir kozmik haritanın, uzun süredir cevapsız bir şekilde bekleyen bazı sorulara cevap olabileceği değerlendiriliyor. Ayrıca, söz konusu haritanın türünün şimdiye kadar yapılmış en büyük örneği olacağını da belirtelim.
- Euclid'e gökyüzünün üçte birinin 3 boyutlu haritasını çıkarmasının altı yıl süreceği planlanıyor.
Ne deniyor?
ESA'nın bilim direktörü Carole Mundell, BBC'ye verdiği demeçte "Bizler insanız ve çevremizdeki her şeyi anlamak istiyoruz; ister gece gökyüzüne bakıp mağaralarımıza takımyıldızları çizen eski insanlar olalım, ister kıştan sonra Güneş'in geri gelip gelmeyeceğini anlamaya çalışalım, bu bilgi ve kavrayışın peşindeyiz" ifadelerini kullanıyor.
Mundell, evren hakkında ne kadar kısıtlı bilgiye sahip olduğumuz ise "Şu anda 13,8 milyar yaşında olan Evren'in %95'ini anlamış değiliz." ifadeleriyle hatırlatan Mundell, Euclid'in araştırmasının en temel sorgulama olacağını da sözlerine ekliyor.
ESA'dan kıdemli araştırmacı Mark McCaughrean ise "Sadece çok sayıda galaksiye bakarak karanlık enerji ve karanlık maddeye ilişkin bu ince sinyalleri ortaya çıkarabileceğiz, ki Euclid'in amacı da budur" diyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
GTA 6 fragmanı için tarih. Google'ın Apple şikayeti. Vampir virüsler. Jüpiter'in halkalarının kayboluşu. Getir'den yeni satın alma.
09 Kas 2023

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yapay zekayla konuşurken onların yalnızca son cevabını görürüz. Sohbet robotlarına güç veren büyük dil modellerinin o yanıta nasıl ulaştığını, hangi ihtimalleri elediğini ya da cevabını oluştururken "zihinlerinde" nelerin canlandığını bilmeyiz. Anthropic’in yaptığı yeni bir çalışma ise ilk kez bu "kara kutunun" içinde neler yaşandığını ortaya koyuyor.

Kullanıcılar artık, günün giderek daha büyük bir bölümünü düşünmekten, alışılmışın dışına çıkmaktan ve kendi yolunu çizmekten uzaklaştıran sistemlerin içinde geçiriyor. Fakat uzmanlara göre karşımıza çıkan her engeli aşılması gereken bir sorun olarak görmemek gerekiyor. Hayatın içinde her zaman engeller, bekleme anları ve aksilikler oluyor. Fakat tam da bu sürtünmeler, insanı düşünmeye, mücadele etmeye, problem çözmeye, sabretmeye ve kendi yolunu çizmeye zorluyor.

Yapay zeka devi Anthropic, milyonlarca ikinci el kitabı satın aldı. Ciltlerini hidrolik bıçaklarla kesti, sayfaları yüksek hızlı tarayıcılardan geçirerek dijitalleştirdi ve kağıt kopyaları imhaya gönderdi. Yapay zeka şirketleri, kitaplar yok olsa da metnin milyonlarca insana cevap veren bir sistemin içinde yaşadığını savunuyor. Asıl soru ise şu: İnsanlığın en az 200 yıllık kolektif entelektüel birikimi özel modellere aktarılırken, bunun ne kadarı kamuya geri dönecek ve buna kim karar verecek?

Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.



