Avrupa'nun savunmasında yeni bir sayfa: İsveç ve NATO'nun geleceği

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İsveç, 7 Mart 2024 tarihinde resmî olarak NATO’nun 32. üyesi oldu. Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından İsveç Hükümeti, geniş parlamento desteğiyle 16 Mayıs 2022'de NATO üyeliği için başvuruda bulundu. 5 Temmuz 2022'de tüm NATO ülkeleri İsveç'in Katılım Protokolünü imzalayarak süreci başlattılar. Ancak üyeliğe kabul süreci, NATO üyesi Türkiye ve Macaristan’ın onay sürecini uzatması nedeniyle 660 günü aştı. Nihayetinde Macaristan'ın Parlamentosu, 26 Şubat 2024'te İsveç'in NATO'ya katılımını onaylayarak, İsveç'in ittifaka katılım sürecindeki son engeli kaldırdı ve 11 Mart’ta İsveç bayrağı NATO karargahında göndere çekildi.
Bu tarihî katılım, sadece İsveç'in güvenlik politikalarında önemli bir dönüm noktası oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda NATO'yu da yeni kapasiteler, stratejiler ve karşılaşacağı meydan okumalar açısından yeni bir döneme taşıyor. Söz konusu meydan okumalardan en önemlisi şüphesiz ki Rusya’nın tarihi olarak NATO genişlemesine karşı gösterdiği “hassas tavır”. Peki İsveç'in NATO üyeliği neden bu kadar önemliydi ve bundan sonra neler olmasını beklemeliyiz? Bunun için genişlemenin coğrafi kapsamına ve İsveç’in askeri ittifaka getireceği somut katkılara bakmamız gerekiyor.
Baltık Denizi NATO gölüne dönüşüyor
Şu anda Baltık Denizi, Rusya'nın Polonya ve Litvanya arasındaki Kaliningrad eksklavı dışında, tamamen NATO üyesi ülkelerle çevrili bir konumda bulunmakta. İsveç ve Finlandiya'nın katılımları ile birlikte, NATO Kuzey Avrupa'ya haritada bir boşluk olmadan tek bir büyük bölge olarak bakabiliyor. Nitekim Letonya Dışişleri Bakanı ve NATO başkanlığına adaylığını açıklayan Krišjānis Kariņš, İsveç’in üyeliğinin tamamlanmasının ardından "Baltık Denizi bir NATO gölü haline geliyor" açıklamasında bulunarak, Rusya’nın bölgede çevrelendiğini ilan etti. Bununla birlikte, Kaliningrad'ın sınırlı alanı, Baltık bölgesindeki güvenlik endişelerini tamamen gidermiyor. Uzmanlar, Rusya’nın Kaliningrad'da konuşlandırılmış Baltık filosunun “NATO ikmal rotalarını tehdit edebilecek veya küçük çaplı çıkarmalar düzenleyebilecek ateş gücüne sahip” olduğunu belirtiyorlar.
Bölgenin bir diğer tehdit unsuru, Kasım 2016’da "İskender" tipi balistik füze sistemi ile konuşlandırılmış olması. Bu füzelerin nükleer başlık taşıyıp taşımadığı bilinmiyor ancak geçmişte, Rusya bu bölgenin “nükleer olmayan statüsünü değiştirmekle” tehdit etti. Litvanya Savunma Bakanlığı, 7 Mart’ta yayımladığı yıllık güvenlik raporunda "Rusya ordusunu Baltık Denizi bölgesi de dahil olmak üzere NATO ile uzun vadeli bir çatışmaya hazırlandığını” ve“askeri kapasitesini kademeli olarak batıya doğru genişlettiğini” kaydetti. Özetle, Baltık bölgesine yapılan genişleme, Rusya'nın tehdit algısını sadece artırmakla kalmamış, aynı zamanda bölgenin Aşil topuğu olarak görülen Kaliningrad'ı da daha belirgin bir tehlikeye dönüştürdü.
İsveç’in NATO’ya katkıları
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg yaptığı açıklamada "İsveç'in üyeliği NATO'yu daha güçlü, İsveç'i daha güvenli ve tüm İttifak'ı daha emniyetli kılıyor" diyerek, yeni üyeyi memnuniyetle karşıladı. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'ne (IISS) göre, İsveç'in 2023 savunma bütçesi 9.2 milyar dolar ve GSYİH'nin %1.54'üne denk geliyor. 2014'te NATO üyeleri, GSYİH'nin en az %2'sini savunmaya harcama konusunda anlaşmışlardı. İsveç bu hâliyle bu hedefi tutturmaya oldukça yaklaşmış durumda ve 2028’e kadar savunma harcamalarını %2’ye çıkarmayı taahhüt etmekte. Ayrıca, uzun yıllardır tarafsız kalmasına rağmen savunma sanayisi de oldukça gelişmiş durumda. İsveç Hükümeti’nin resmî açıklamasına göre; ülkenin hava ve deniz kuvvetleri, özellikle İskandinav koşullarına uygun donanım ve bilgiye sahip olduğu için, NATO’ya özgün bir katkı sağlayacaktır. Politico’nun haberine göre, İsveç NATO’ya “iyi donanımlı bir ordu, yüzden fazla ileri teknolojiye sahip savaş uçağı, modern bir donanma ve teknolojik olarak gelişmiş bir savunma sanayii altyapısı” getiriyor.
İsveç'in NATO'ya katkısı, yüksek teknolojiye sahip silahlı kuvvetleriyle sınırlı değil; aynı zamanda ülkenin benimsediği geniş kapsamlı askerlik eğitimi sistemi, diğer üyeler için de bir model teşkil edebilir. Financial Times’tan Gil Barndollar, bu sistemin artık gönüllü asker bulmakta zorlanan diğer Avrupa ülkelerini de dönüştürebileceğini kaydediyor.
Siyasi yansımalar
İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, "Birlik ve beraberlik, bir NATO üyesi olarak İsveç'in yol gösterici ışıkları olacaktır" dedi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen 7 Mart’ta yaptığı basın açıklamasında “Özellikle savunma alanında daha egemen bir Avrupa, NATO'nun güçlendirilmesi açısından hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle İsveç'in NATO üyesi olmasından memnuniyet duyuyorum.” demecini verdi. İsveç’le aynı dönemde başvuruda bulunan ve 4 Nisan 2023’te üyeliği tamamlanan Finlandiya yetkilileri, İsveç üye olur olmaz mevkidaşlarını Rusya tehdidi konusunda uyardılar. Finlandiya istihbarat servisi Supo'nun başkan vekili Teemu Turunen İsveç yerel yayın kuruluşu SVT Nyheter'e verdiği demeçte "Rus istihbarat servisinin yeteneklerini asla hafife almamalısınız. Onlar yetenekli ve biz de hazır olmalıyız" diyerek, somut bir tehlikeye işaret etti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise 18 Mart Pazartesi günü katıldığı basın toplantısında, “Rusya ile ABD öncülüğündeki NATO askeri ittifakı arasındaki doğrudan bir çatışmanın, gezegeni Üçüncü Dünya Savaşı'na sürükleyebileceğini” ima etti.
- Yazarın Notu: İsveç'in NATO üyeliği Avrupa'nın savunma alanındaki egemenliğini ve Trans - Atlantik birlikteliğin önemini vurgulamakta, aynı zamanda Rusya'nın bölgesel politikalarına karşı birleşik bir duruş sergilenmesine olanak tanımaktadır. Bu bağlamda, İsveç'in NATO'ya katılımı kısa vadede bölgesel güvenlik endişelerini artırsa da uzun vadede ittifakın savunma kabiliyetini güçlendirecektir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gazze'de açlık krizi giderek derinleşiyor; Refah'a kara harekatı ihtimali her gün artan tepkilere rağmen halen kapıda. Bugün ayrıca Rusya'da seçimler ve Macron'un Ukrayna politikası da bültende.
19 Mar 2024

YAZARLAR

Büşra Kılıç
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.

Bir partinin logosu, tek başına o partinin geleceğini belirlemez. Seçmen desteğini asıl şekillendiren; partinin programı, liderliği, örgütlenme biçimi ve toplumla kurduğu ilişkidir. Yine de logo, milyonlara ulaşmayı hedefleyen bir siyasi yapının kamuoyuna sunduğu ilk işaretlerden biridir. Peki Yeni Parti’nin logosu nasıl bir mesaj veriyor? Tasarımın güçlü yanları neler, hangi yönleri henüz tamamlanmamış görünüyor ve daha tutarlı bir görsel kimliğe dönüşmesi için neler yapılabilir?

Avrupa Merkez Bankası, radikal bir kararla euro banknotlarını baştan aşağı değiştirmeye hazırlanıyor. Bu kararla Avrupa, yalnızca yeni güvenlik özelliklerine sahip banknotlar tasarlamıyor; aynı zamanda gölgede kaldığını hissettiği bir dönemde kendini nasıl anlatmak istediğini de yeniden düşünüyor.

Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti’nin 41 sayfalık parti programının ekonomi bölümünde, Özel’in meydanlarda sıklıkla kullandığı “Bu kara düzeni değiştireceğiz” ifadesi tekrar tekrar yer bulurken, ekonomi politikalarının temelinin “kalkınmacı devlet” üzerine kurulduğu görüldü. Yeni Parti programında planlı kalkınma, bağımsız Merkez Bankası, vergi reformu, sosyal adalet, Hazine garantili projeler, enflasyonla mücadele ve kamuda israf gibi konuları merkezine alıyor.




