Şiirle dans et


B2Press’ten kitap tanıtımı yapmak isteyenlere 3 ipucu Diyelim ki uzun yıllardır kurduğunuz bir hayali gerçekleştirdiniz ve öykülerinizi, şiirlerinizi ya da denemelerinizi bastırıp kitapçılara ulaştırdınız. Peki, kitabınızın okurlar, kültür sanat gazetecileri ve eleştirmenler tarafından fark edilmesi için ne yapabilirsiniz? Online PR Servisi B2Press , bu sorunun yanıtını sizin için üç başlıkta derledi: Etkili bir basın bülteni hazırlamak: Kitaba dair merak uyandırabilen bir basın bülteni, güçlü bir dağıtım kanalıyla medyaya ulaştırıldığında gazetecilerin ve okurların dikkatini çekmeyi başarıyor. Hedef gazeteci ve medya kuruluşlarını belirlemek: Türkiye’nin en çok ziyaret edilen kültür sanat sitelerine ve bu sitelere düzenli yazan eleştirmenlere gönderilecek bir bülten büyük fark yaratabiliyor. İki adımda da B2Press desteği almak: İlk etapta kitabınızın tanıtım bültenini merak unsurunu en üst seviyede tutarak hazırlayan B2Press , ulaşmak istediğiniz kitleye odaklanarak size özel medya listeleri hazırlıyor. 30 ülkede, 23 dilde dağıtım yapan B2Press , basın bültenlerini kültür sanat içeriklerini takip eden okurların sıkça ziyaret ettiği haber sitelerinde yayımlıyor. Yeni kitabınızın okurlar tarafından fark edilmesini ve kültür sanat gazetecilerine ulaşmasını istiyorsanız, B2Press ’le bu bağlantıdan iletişime geçebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Sinead O’Brien, Time Bend and Break The Bower
Süre: 41 dakika
Plak şirketi: Chess Club Records
Kartonet: Yetenek avcısı Dan Carey ve plak şirketi Speedy Wunderground’un sıradışı keşiflerinden bir isimle, Sinead O'Brien'la karşı karşıyayız. O'Brien, Julian Hanson ve Oscar Robertson'ın eşlik ettiği, kendi adıyla liderliğini yaptığı müzik grubuyla tanınsa da müzisyenin bir şair olarak öne çıktığını söylemek mümkün. Bu - Dry Cleaning, Yard Act, The Cool Greenhouse gibi birkaç ismin haricinde, geride bıraktığımız 10 yılda çeşitlenerek yaygınlaşan İngiltere ve İrlanda merkezli post-punk ethosundan beslenen gruplar ya da müzisyenler için sıkça kullanabileceğimiz bir tabir olmaktan uzak.
Dan Carey’in prodüktörlüğünde kaydedilen Sinead O’Brien'ın ilk albümü Time Bend and Break The Bower, müzisyenin şair kimliğinden çok uzaklaşmadan yeni seslerin peşinden gittiği bir oyun alanı. Albüm, janr çeşitlemeleriyle farklı bir “Sinead” deneyimi sunan taze bir soluk.

Sinead O’Brien, Time Bend and Break The Bower
Neden dinleyelim? Sinead O’Brien, profesyonel olarak müziğe atılmadan önce yazar olduğu, spoken work bir sanatçı olarak performanslar sergilediği bir geçmişe sahip. Bu geçmiş, onu söz-yazarlığının yanı sıra hâlâ karanlık ve duman altı bir barda “nesir” okuyormuşçasına noktalamasız vokal tarzıyla çoğu akranlarından daha özgün bir isme dönüştürdü. Öte taraftan; post-punk, punk poetry ve art-punk gibi O’Brien’ın müziğini ilk teklilerinden itibaren sarmalayan janrlar; Squid, HMLTD, Sorry ve diğer birçok yükselişte olan müzisyeni/grubu olduğu gibi, Sinead O’Brien’ı da kategorize edip “anlaşılabilir” kılarken müziklerinin farklılığını gölgeledi.
Her ne kadar yukarıdaki janrlar, O’Brien’ın özellikle erken dönem teklileri & EP’leri ve son albümü için köşeli tanımlar yapılmasına olanak verse de albüm bu etiketlerin ötesinde bir çizgide. Müzisyen, Time Bend and Break The Bower’da farklı sonik desenleri bir araya getirerek post-punk’ın deneysel geleneğinde janr içinde janrı reddeden yeni bir sunum yarattı. Albüm, tekrar eden yalın beat’lere nefessiz nesir okumalarıyla eşlik eden John C. Clark-vari punk şairliği bir tarafta, punk’ın keskinliğinden uzak ve Dance! diye haykıran synth-müziği diğer tarafta, arafta bir yerde konumlandı.
Sinead O’Brien’ın coşkun spoken word maratonlarının nağmelere evrildiği, erken dönem The Fall-vari garaj müziğinin The B-52’s’un parti şenliğiyle buluştuğu albüm, sözlere kulak verdirirken dans ettiren bir edebiyat plağı, okumayı ve dinlemeyi bir arada yapmak isteyenler için ideal bir müzik tarifi.
Benzer işler:
- Lewsberg, Through the Garden
- The Cool Greenhouse, Alexa!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Salonlarımıza konuk olacak 56. Montreux Jazz Festivali, 2022 sinemasının ilk yarısının öne çıkanları, Sinead O Brien'ın şiirle dansa çağıran ilk albümü Time Bend and Break the Bower.
01 Tem 2022

YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.




