Binance.US, Voyager Digital'ı satın almaktan vazgeçti

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance'in ABD kolu Binance.US'in, 1,3 milyar dolar karşılığında geçtiğimiz yıl iflas eden kripto kredi kuruluşu Voyager'ın varlıklarını satın almaktan vazgeçtiği bildirildi. Binance.US sözcüsü, konuya ilişkin açıklamasında, satın alma anlaşmasının iptalinde ABD'deki "düşmanca ve belirsiz düzenleyici iklim"in etkili olduğunu ifade etti.
Geniş açı: Konuyla ilgili olarak Voyager, anlaşmanın feshinden dolayı "büyük hayal kırıklığı"na uğradığını ve Binance.US'e karşı olası tazminat taleplerini araştırdığını bildirirken Binance.US, düzenleyici engellerin "tüm Amerikan iş dünyasını etkileyen öngörülemeyen bir çalışma ortamı" yarattığını belirterek bu noktada sadece müşterilerinin dijital varlık ekonomisine katılabilecekleri güvenli bir platform oluşturmaya odaklandıklarını aktardı.
Bir adım geriden: Voyager'ın varlıklarını uzun bir süredir satın almak için çabalayan Binance, ABD hükümetinin itirazıyla karşılaşmış; ABD Adalet Bakanlığı Mart ayında Voyager Digital'in iflas planını onaylayan mahkeme kararına itiraz etmişti. Bundan kısa bir süre sonraysa Voyager'ın Binance.US'e satışının geçici olarak durdurulmasına karar verilmişti.
Perde arkası: Binance.US'in bu kararı, TerraUSD ve Luna'nın çöküşünün dijital varlık endüstrisinde yarattığı şokun ardından toparlanamayarak Temmuz 2022'de iflas başvurusunda bulunan Voyager için durumun daha belirsiz bir hâl almasına neden oluyor.
- Alacaklılarına varlık satışı yoluyla fon toplayarak geri ödeme yapmayı hedefleyen Voyager aslında varlıklarını bir dönemin en büyük dijital varlık borsalarından olan FTX'e satmayı kabul etmişti; ancak, FTX'in Kasım ayında aniden gelen iflasıyla bu anlaşma suya düşmüştü.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Haziran ayında İstanbul’daki Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde açıklanan 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı, Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla kamu kurumları için resmî bir yol haritasına dönüştü. Plan, yetkinliklerin yaygınlaştırılmasından işlem gücü yatırımlarına uzanan 16 adımlık bir çerçeve sunuyor ancak sınırlı eğitim hedefleri, özel sektöre yönelik teşvik ihtiyacı, yönetişim ve çevre alanındaki boşluklar, planın geliştirilebilecek yönlerine işaret ediyor.

Google, yapay zeka alanında bugüne dek her zaman sessiz, istikrarlı, kendini kanıtlamış ve olgun bir şirket imajı çizdi. Fakat Ağustos ayı başlarında şirket, yapay zeka yönetiminde bugüne kadar yaptığı en köklü değişikliklerden birine gitti. Eski şirket çalışanları tarafından yapılan açıklamalar, bu yönetim değişikliğinin ardında şirketin yapay zeka alanında hangi yöne ilerlemesi gerektiğine dair önemli bir fikir ayrılığı olabileceğine işaret etti.

Son günlerde yapay zeka modellerinin yaygın kullanıma açılmak için yeterince güvenli olup olmadıklarını anlamak üzere yapılan testler, başlı başına bir güvenlik riskine dönüşüyor. Şirketler tarafından bir prestij göstergesi gibi sunulan kaçış vakaları, test ortamları ve prosedürlerinin de en az modeller kadar hızlı güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Yapay zeka üretimiyle insan üretimini birbirinden ayırmak giderek zorlaşırken Spotify’dan Anthropic’e teknoloji şirketleri, etiketler ve filigranlarla kökeni yeniden görünür kılmaya çalışıyor. Ancak bu önlemler kolayca aşılabiliyor; üstelik bir içeriğin yapay zeka ürünü olduğunu öğrenmek ona biçtiğimiz değeri de değiştiriyor. Belki de asıl mesele artık sahte içeriğe kanıp kanmayacağımız değil, otantikliği nasıl tanımlayacağımız olacak.

Yapay zeka şirketleri için rekabet, artık yalnızca kimin daha güçlü bir model geliştirdiği üzerinden yürümüyor. Milyonlarca insanın günlük yaşamına giren bu şirketler, teknoloji laboratuvarlarından tüketici markalarına dönüşürken insanların yalnızca ürünlerini kullanmasını değil, markalarıyla bağ kurmasını da istiyor. Fakat OpenAI’ın ilk influencer gezisine gelen tepkiler, bu stratejinin beklenen etkiyi yaratmadığını ortaya koyuyor.



