“Britanya’nın İkinci İmparatorluğu”

Birleşik Krallık ve dünyanın dört bir yanındaki vergi cennetlerinin doğuşuyla ilgili kısa bir hikâye.
“Britanya’nın İkinci İmparatorluğu”

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

2015 yılında yayın hayatına veda eden Londra merkezli radikal sol New Left Project, "Britanya'nın İkinci İmparatorluğu" isimli makaleyi yayımladığında takvimler Ağustos 2012'yi gösteriyordu. Londra Üniversitesi Uluslararası Politik Ekonomi Profesörü Ronen Palan’la yapılan röportajları da içeren makale, 20. yüzyılda dağılma dönemini yaşayan İmparatorluğun, ardında gizli bir finansal yapı bıraktığını iddia ediyordu. Hikâyenin merkezinde ise ardıl Birleşik Krallık ve dünyanın dört bir yanındaki vergi cennetleri yer alıyordu. Geçtiğimiz yıl Tax Justice Network tarafından yayımlanan Tax Haven Index’in üst sıralarının Birleşik Krallık’a bağlı bölgelerce dolup taşması da bu şüpheyi güçlendiriyordu

  • Tarihsel olarak Londra şehrinin finansal gelişimiyle Britanya İmparatorluğu'nun yükselişi arasında güçlü bir bağlantı vardır. İmparatorluk, 19. yüzyıl ortalarında küresel üretimin yarısını sırtlıyordu. Dünyanın en büyük finans merkezi Londra ise bu dev makinenin kalbiydi. Aslında iletişim teknolojilerinden yoksun bir dönemde deniz aşırı pazarlarda tüm yatırımları kontrol altında tutan bir ekolden söz ediyoruz. Orta ve küçük ölçekli ticari kurumlarda çalışan finansçılar, koloniler üzerinde uzmanlık geliştiriyor; Peru, Kolombiya, Hindistan, Gana gibi alanlarda uzmanlaşmış tüccarlar, ticaret ve finans sektörlerinde ün kazanıyordu. 
     
  • İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra sömürgelerini kaybetmeye başlayan İmparatorluk, vergilerin yükselmesine sebep olan Keynesyen ekonomi sisteminin de desteğiyle baskın pozisyonuna veda ediyordu. Şirket kârları %40 ila %50 gibi oranlarda vergilendiriliyordu. Kısaca Avrupa'nın yeniden inşası el yakıyordu. Paralarını Kenya, Gana ve Jamaika gibi eski kolonilerde kazanan şirketler ve bireysel yatırımcılar; servetlerini korumanın yollarını arıyordu. İşte tam da bu süreçte Cayman ve Britanya Virjin Adaları gibi eski sömürgeler birer cankurtaran hattı oluşturdu. Karayipler, yalnızca Britanya'nın zenginleri için değil aynı zamanda ülkenin zenginliğini saklamak için de tercih edilir bir lokasyon oldu. Uzun yıllarda biriktirilmiş uzmanlık, artık üzerinde güneş batan Britanya’nın ticari kurumlar vasıtasıyla gelişmekte olan ülkelere yatırım yapmayı sürdürmesini kolaylaştırmıştı. İmparatorluğun sınırları küçülüyordu ancak 1946 yılında sterlin ticaret bölgesinin kurulmasıyla finansal sınırlar genişlemeye devam etti. Bu sayede uluslararası ticarette parasının değerini korumayı başaran Birleşik Krallık, sterlinle 1960'ların başında küresel ticarette el değiştiren paranın %40'ına yön veriyordu.
     
  • Avrupa pazarı: Nasır liderliğindeki Mısır'ın 1956'da Süveyş Kanalı'nı millîleştirmesiyle sterlin de değer kaybetmeye başlıyor. Bu süreç Birleşik Krallık'ın merkez bankası ve şehirdeki ticari bankaları yeni bir düzenlemeye sürüklüyor. Sterlini korumak ve cari açıktan kaçınmak için sonraları Euromarket olarak anılacak gayriresmî bir sistemle ülke vatandaşı olmayan iki tarafın Londra üzerinden yabancı bir para birimiyle yapacağı işlemlerin düzenlemeye tabi olmayacağı ilan ediliyor. Tabii hazinenin faiz oranını o yıllarda iki puan yükseltmesi ve ülke vatandaşı olmayan borçlulara moratoryum* uygulamasıyla özel bankalar eski sömürgelere borç veremez hâle gelmişti. 
     
  • Merkez Bankası'nın BOLSA (Londra ve Güney Amerika'nın Bankası) ile yaptığı bir anlaşma; dolarla etkileşim ve etkileşime giren partilerin ülke vatandaşı olmaması koşuluyla borç verilebilmesini mümkün kılmıştı. İmparatorluk vatandaşı olmayan müşterilerin döviz cinsinden yapılan işlemleri ülkenin dış ödemeler bilançosunu etkilemeyecekti. Ancak anlaşma beklenmeyen bir sonuç yaratmıştı. Banka, bu işlemlerin Londra'da yapılamayacağına kanaat getirmiş ve böylece offshore* fikrinin oluşumuna zemin hazırlamıştı. 
     
  • Amaçlanan etki bu olmasa da yeni bir pazar oluşmuştu. Pek çok bankacının o yıllarda uzun vadeli görmediği offshore sistemi, kurumların sermaye ve rezerv gereksinimleri gibi temel gerekliliklerden kaçabildiklerini fark etmesiyle giderek yaygınlaşmıştı. 1960'ları takiben iyiden iyiye büyüyen offshore pazarı hakkında Londra'nın birbirini izleyen hükümetleri pek bir hamle yapmıyordu. İster İşçi ister Tory olsun; Londra, denizaşırı bölgelerin bağımsızlığına müdahale etmek istemediği tezini savunuyor ve vergi cennetleri hususunda esnek bir politika izliyordu. Tabii hukuk sistemi Kraliyet Ailesi tarafından onaylanan Cayman Adaları gibi denizaşırı bölgelerle Londra'nın bağı oldukça karmaşık... 1970'leri takiben sistem; karmaşık yapısıyla devlet müdahalesine karşı dayanıklı ve büyük şirketler için oldukça elverişli finansal merkezlere dönüşüyordu. Çok uluslu şirketlerin fayda sağladığı bu cennetler; dünya hükümetlerini vergileri düşürmeye, sosyal koruma ve regülasyonları azaltmak için bir yarışa davet ediyordu. 
     


* Moratoryum; borçlanıcının, ödeme gücünü kaybetmesi nedeniyle borçlarının tümünü veya bir kısmını ödeyemeyeceğini ilan etmesidir.

* Offshore, her türlü yasa ve yönetmeliklerin dışında kalan serbest bankacılıktır. 

* Dilerseniz bu yazıda kaynak kullanımı için faydalandığım Michael Oswald’ın The Spider's Web: Britain's Second Empire belgeseline göz atabilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

🛰️ Aşı testleri, yeni uydu, Maduro raporu

Günaydın, bugün 17 Eylül Perşembe. Türkiye'de Covid-19 aşı testleri başladı. TURKSAT5A uydusunu SpaceX taşıyacak.

17 Eyl 2020

🛰️ Aşı testleri, yeni uydu, Maduro raporu

YAZARLAR

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR