Bülent Gültek

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
1. Ne dinler?
Son zamanlarda synth ve klasik müzik listelerimi daha fazla dinliyorum. Nils Frahm’ın müziği synthesizer ve piyano harmanıyla tam aradığım karışımı veriyor. Yeri değişmeyenlerde de Pink Floyd var. Yeni keşiflerle elektronik, rock ve trip-hop gruplarını dinlemeye devam ediyorum.
2. Kimi takip eder?
Sanatçıların kişisel hesapları dışında "Big Baboli Print House" gibi, sanatçılarla ortak üretimlere giren atölyeleri ve "HOOD Base" gibi kolektif projeler üreten yaratıcı alanları takipteyim. Mimari açıdan kıymetli, hikâyesi olan binaların anlatıldığı "Her Umut Ortak Arar" paylaşımlarını merakla inceliyorum. Nasıl Olunur?, Zihnimin Kıvrımları, Nereden Başlasam?, Beni Bana Anlat, Arkilog ve Keşif Sahnesi podcast serilerini takip ediyorum.
3. Ne izler?
Renklerde Wes Anderson ve Michel Gondry. Sepya ve siyahta Andrei Tarkovsky, Akira Kurosawa. Kırmızıda Quentin Tarantino. Neon ve metalikte Blade Runner, Star Wars, Alien serileri ilk aklıma gelenler.
4. Ne okur?
Bağımsız grafik romanlar ve kafayı taktığım konuya göre değişen kurgu dışı kitaplar okuyorum.
5. Neyi tekrar eder?
The Empire Strikes Back ve Akira’yı aralıklarla tekrar izliyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta Mithat Alam Film Merkezi'ni konuşuyor, mor ve ötesi'nin yeni albümü Sirenler'i dinliyor, oradan övmelere doyamadığımız Titane'ı seyre dalıyoruz.
28 Oca 2022

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.



