

Dünyanızı genişletir: ViewSonic’ten TD1655
İş akışınızı kesintiye uğratmayın, ViewSonic ’in TD1655 ürünüyle verimliliğinizi yanınıza alın. Nedir? Üretkenliği artırmak ve iletişimi kolay ve uygun hâle getirmek üzere geniş bir görsel çözüm yelpazesi sunan ViewSonic, TD1655…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Çevrimiçi bankacılık bilgilerimizden sosyal medya hesaplarımızdaki kişisel verilerimize kadar, internetteki tüm varlığımızı koruması için dijital şifrelemeye güveniyoruz. Ancak iş dijital şifrelemenin nasıl işlediğine geldiğinde çoğumuz sessizliğe bürünüyoruz. Dijital şifreleme olduğu sürece hayati önem arz eden verilerimizin internette bulunmasında bir sorun olmayacağına; bilgilerimizin sonsuza kadar güvende olacağına inanarak bu konudaki savunmasızlığımızı göz ardı ediyoruz.
Öte yandan teknoloji ara vermeden gelişmeye ve genişlemeye devam ediyor. Kuantumun sıra dışı özelliklerinden faydalanmaya dayanan teknolojinin vaatlerinden birisi olan ve çok karmaşık sorunların, geleneksel bilgisayarlara göre çok daha hızlı çözebileceğinin sözünü veren kuantum bilişimi konsepti ise şifreleme konusunda acilen önlemler almamız gerektiğine işaret ediyor.
Kırılacak şifreler
Söz konusu yeni bir teknoloji olduğunda ve bu teknolojinin dünyayı değiştireceği söylendiğinde çoğu zaman bunun bir abartıdan ibaret olduğunu düşünürüz. Ancak bahsi geçen şey kuantum bilgisayarları olduğunda, bu deyimin dahi yetersiz kaldığı söylenebilir.
Sıradan bilgi işlem sistemlerinde tüm veriler sadece iki bitle temsil edilir: 0 veya 1; kapalı veya açık. Ancak kuantum bilişiminde bitler aynı anda 0, 1 ya da aynı anda her ikisi birden olabilir ve bu da kuantum bilgisayarlarının mevcut sistemlerden çok daha karmaşık hesaplamalar yapabileceği anlamına gelir. Buna trafiğin yoğun olacağı anları 45 dakika önceden bildirmek, milyonlarca satırlık yazılım kodundaki hataları saniyeler içinde tespit etmek ve internette verilerinizi koruyan dijital şifrelemeyi kırmak da dahildir.
Geçtiğimiz hafta gerçekleşen World Economic Forum’da (WEF) konuşan uzmanlarca yapılan açıklamalara göre kuantum bilişimi hayata geçtiğinde, mevcut şifreleme sistemlerini kolayca kırmak mümkün olabilecek. Başka bir deyişle, kuantum bilişiminin gelişmesiyle banka hesaplarımız, e-posta adresimiz ve diğer tüm hassas bilgilerimiz savunmasız kalacak.
Çoğu blok zincirinin benzer şifreleme teknikleri kullandığını düşündüğümüzde, aynı tehlikenin Bitcoin gibi dijital varlıklar için de geçerli olacağı söylenebilir. Kuantum bilişiminin günümüzde blok zincirinin korunması için kullanılan RSA ve ECC standartlarını kırabildiğini belirten bilgi işlem girişimcisi Jack Hidary’nin sözlerine bakacak olursak, kuantum bilişimi teknolojisini kontrol eden kişilerin banka kasalarımızı açacak maymuncukları ellerinde bulunduracağını söylemek pek de yanlış olmayacaktır.
Önlenmesi gereken bir felaket
Ancak görünen o ki uygulanabilir ve büyük ölçekli kuantum bilgisayarlarının geliştirilmesi için önümüzde on yıl gibi uzun bir zaman var. Dünyanın en büyük bilişim şirketi olan ABD merkezli IBM, önümüzdeki on yıl içerisinde 50 ila 100 kübitten oluşan orta ölçekli kuantum işlemcilerinin geliştirilebileceğini tahmin ediyor. 50 kübitlik bir kuantum bilgisayarının sunacağı hıza günümüzün en iyi bilgisayarlarının bile yaklaşamadığını düşündüğümüzde ise bu, kuantum bilişiminin sahip olduğu devasa potansiyeli gözler önüne seriyor.
Tabii bu on yıl, bu süreyi hiçbir şey yapmadan geçirmemiz gerektiği anlamına gelmiyor; aksine, kuantum bilişimine karşı hazırlanmamız için gereken zamanı bize tanıyor. Bununla ilgili olarak Hidary, 40 kadar hükümetin şimdiden kuantum teknolojisine karşı önlem almak ve yeni savunmalar geliştirmek için bir araya geldiğini ifade ediyor. RSA’nın verilerin korunması adına 40 yıldır iyi bir iş çıkardığını ancak artık RSA sonrası dünyaya geçmemiz gerektiğini belirten Hidary, acilen harekete geçmemiz gerektiğine de dikkat çekiyor.
Öte yandan, kuantum bilişiminin hayata geçmesi için henüz önümüzde uzun bir yol olduğu gerçeği, yeni teknolojiler konusunda geçmişte yapılan hataların tekrar edilmemesi için de gereken süreyi tanıyor. Mesela, Hollandalı kanun yapıcılardan Freeke Heijman, yapay zekâ gibi yanlış ellerde tehlikeli bir hâl alabilecek teknolojilerin etik bir şekilde nasıl kullanabileceği tartışılmadan tüm dünyaya yayılmasından son derece şikâyetçi olduğunu belirtiyor. Ancak Heijman’a göre kuantum bilişiminin henüz çok erken bir aşamada olması, daha önce düştüğümüz hataların tekrarlanmaması ve teknolojinin iyiye kullanılması için bizlere oldukça iyi bir fırsat sunuyor. Buna göre Heijman, konunun kamuoyunda yeterince erken tartışılması halinde, RSA sonrası dünyada şifrelemeye karşı oluşabilecek tehditlerin endişe verici boyutlarda olmayacağını ve kuantum bilişiminin harika avantajlarının insanlığın daha iyi yerlere gelmesi için kullanılabileceğine inanıyor.
Yanlış ellerde çok tehlikeli
Heijman’ın iyimser yaklaşımı kulağa harika gelse de böyle bir senaryoda nelerin yanlış gidebileceğini tahmin etmek hiç zor değil. Hollanda gibi liberal hükümetler her ne kadar kuantum bilişimine dair “insan merkeziyetçi” bir yaklaşım benimseseler de bu durumun bütün hükümetler için geçerli olacağını düşünmek biraz fazla hayalci bir yaklaşım olurdu. Mesela Çin hali hazırda kuantum iletişimi isimli bir teknolojide dünyaya öncülük ediyor; ancak kimse bundan sonra nasıl adımlar atacaklarına ya da etik standartları kabul edip etmeyeceklerine dair bir şey bilmiyor.
Hatta konu kuantum bilişimi olduğunda aynı fikirde olan hükümetlerin bile ortak bir yaklaşım benimsemekte zorlanabileceklerini söylemek mümkün. Günümüzde internet de dahil olmak üzere pek çok teknolojik atılım artık kamu sektörü tarafından değil, özel sektör tarafından yürütülüyor ve bu da ciddi bir erişim sorununa neden oluyor.
Şu an kuantum bilişiminin ne olduğu, daha doğrusu ne olabileceğine dair sadece sınırlı sayıda uzman fikir yürütebiliyor; ki bu da ilk meyvelerini vermeye başladığında kuantum bilişiminin kontrolünün belirli kişilerin veya ulus devletlerin elinde olacağı anlamına geliyor. Kısacası, dijital şifrelemenin bir noktada yetkinliğini kaybedeceğini kabullenmek ve devamında oluşabilecek sorunların önüne geçmek için şimdiden harekete geçmek, yaklaşmakta olan tehlikeye karşı alabileceğimiz en büyük önlem gibi gözüküyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Kuantum bilişimi şifrelerin sonunu getirecek mi? Güvenli bir Web 3.0 mümkün mü?
06 Haz 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?

Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?

Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?

Apple, 13 Ekim Salı günü “Eve hoşgeldin” sloganıyla hayata geçirdiği lansmanda en yeni akıllı ev ekosistemi ürünlerini tanıttı. Uzun zamandır şirketin üzerinde çalıştığı söylenen akıllı ev ekranı HomeView, lansmanın yıldız ürünü oldu. Şirket, lansman kapsamında ayrıca LG ve Schneider Electric ile işbirliği içinde geliştirdiği Apple Home Collection ürünleri, HomePod mini 2 ve yeni Apple TV 4K’yı da tanıttı.

Bugün şirketler, faaliyet gösterdikleri süre boyunca müşterilerinden çalışanlarına, iş ortaklarından tedarikçilerine kadar milyonlarca kişi ve kuruma ait veri topluyor. Şirket kapandığında ise bu devasa dijital arşiv bir anda ortadan kaybolmuyor. Verilerin bir bölümü yasal yükümlülükler nedeniyle saklanmaya devam ederken bazıları, başka şirketlere devredilebiliyor; hatta iflas sürecinde satışa çıkarılan varlıklar arasında yer alabiliyor.



