Dikkat mi azaldı, sabır mı: 1 dakikalık yapay zeka dramalarının yükselişi ne anlatıyor?

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Reklam yazarlığına ilk başladığım yıllarda senaryo yazarken ustalarım sıkça uyarırdı:
“Evladım insanlar bunu pirinç ayıklarken, örgü örerken, çay doldururken izleyecek, tüm anlatımı görüntüye yükleme, insanlar kafasını kaldırmadan anlasın!”
Böylece 30 saniyelik spotun her saniyesi, diyalog, cıngıl ya da anons dengesiyle ince ince işlenirdi. O dönem henüz sosyal medya ve algoritmaları yoktu, dikkat dağıtan ikinci ekranlar yoktu ama izleyicinin her saniyesine talip olmak yine vardı. Elbette izleyicinin zamanı daha boldu.
Sonra araçlar değişti, ekranlar çoğaldı “reklamı atla” çağı başladı, dikkat iyice kısaldı. Ters orantılı olarak bir tek yerli televizyon dizileri, yersizce uzamaya devam ediyordu. Bu nereye kadar sürecekti? Çin’de yükselen AI Drama trendiyle ilgili haberleri okuyup örnekleri izlerken kendimden hiç beklemediğim şekilde “Yerli dizi uzunluğunu özlemeyiz umarım” diye düşünüverdim.
Çünkü yapay zeka marifetiyle tamamen masa üstünde dikey formatta üretilen, hiçbir gerçek oyuncu barındırmayan bu dizilerin süresi bir dakika. Çılgınca izleniyorlar. Örneğin bu trendin en popüleri olan 9 Kuyruklu Tilki Şeytan Bana Âşık Oluyor (Nine-Tailed Fox Demon Falls for Me) dizisi, 27 bölümde 180 milyon izlemeyi aşmış durumda. Evet izlenme sayısına bakıldığında buna "başarı" denebilir ama bunun ne başarısı olduğu gerçekten tartışmalı. Yazıda tartışmak istediğim de aslen bu.
9 Kuyruklu Tilki Şeytan Bana Âşık Oluyor
9 kuyruklu tilki, aslında Çin mitolojisinde bizdeki Tepegöz, Şahmeran gibi yeri olan bir varlık. Şekil değiştirme, büyüleme, aldatma, baştan çıkarma gibi muazzam güçler bahşedildiği için de abartılı anlatımlara açık.
Mitolojik bir hikayeye dayandığı için bir dakikalık bir dizide hikayenin arka planını anlatmaya çok gerek kalmıyor. Bu abartı katmanının üstüne bir de absürtlük biniyor. Başroldeki kadın karakterimiz, ekskavatörle 9 kuyruklu tilki şeytanın inine dalıyor ve yerle bir ediyor. Erkek tilkinin sürüyle yavru tilki doğurması, düşmanının Labubu peluş kahramanlarına benzemesi gibi her bölümde yeni bir sürprizle izleyici bağlılığı kazanılıyor.
Mantıksal bir tutarlılık beklemeyin. Bu yapımlar, izleyiciyi sürekli şaşırtmayı ve eğlendirmeyi amaçlayan bir dizi kaotik ve öngörülemez olaydan oluşuyor. Geleneksel hikaye anlatımını kasıtlı olarak yıkan bir yaklaşımla yapılıyor bu. Sanki yapay zeka uykuya yatmış da rüya görüyor gibi.
Hatalarıyla sevilen bir tür
Şunu unutmamak gerek. İzleyicilerin de bu yapımlardan tutarlılık talebi yok. Öyle ki dizi yapay zeka ile üretildiği için bir yığın hata içeriyor. Örneğin sahneden sahneye karakterlerin yüzü değişebiliyor. Acemice geçişler ve ancak bir rüyada olabileceğini düşündüğünüz saçmalıklar art arda sıralanıyor.
Hatalar, öngörülemezlik ve tutarsızlıklar, dizinin izlenmesini sağlayan bir dinamiğe dönüşmüş. Bir dönem dizilerin, filmlerin çekim hataları sonunda verilir, bazen bölümün kendisinden eğlenceli olurdu. Onun gibi bir şey...
Ben bunu iki durumla ilişkilendirdim. Birincisi günümüz çocuklarının sürpriz kutu açma çılgınlığı. Bilindiği üzere pek çok benzer oyuncak gibi son dönemin modası Labubu bebekleri de aslen sürpriz paket (blind box) açma mantığı üzerine kurulu. İşte bu bir dakikalık dramalar da bir "blind box" açar gibi her bölümüyle ayrı bir sürpriz vadediyor. Öyle geleneksel dramalardaki gibi izleyiciyi hazırlamak filan yok. Her şey çat diye oluyor.
İkincisi, ülkemizden aşina olduğumuz avantür film çılgınlığı. Dünyayı Kurtaran Adam’lar, Battalgazi’ler, Klink İstanbul’da, Tarkan türü filmler de bir süre sonra çekim hataları, saçmalıkları ve senaryo boşluklarıyla bağra basılmış, eğlence unsuru olmuştu. Yeni gelişen üretken yapay zekanın bu emekleme dönemi ürünleri de aynı türden bir ilgi görüyor. İzleyici, bu yapımların yapay zeka ile üretildiğini bildiği için onun bu hatalarıyla, “Hâlâ bizim seviyemizde değil” diye rahatlıyor bile olabilir. Bu savı kanıtlamak için araştırma gerekiyor elbette.
9 Kuyruklu Tilki’den öncesi de var
9 Kuyruklu Tilki Şeytan Bana Âşık Oluyor, bu türün tek örneği değil. Belki yeni bir aşaması olarak görülebilir. Çünkü 2023 yılından bu yana bu alanda yoğun bir üretim var. Dağların ve Denizlerin Harikaları: Dalgaları Kesmek ve Sanxingdui: Geleceğin Kıyameti gibi ilk örnekler, anlatı bütünlüğünden ziyade görsel bir şölen olarak teknolojinin sınırlarını zorluyordu.
Bunların ardından bir kedinin çalışma hayatından kesitler sunan The Working Life of Kitten Xiaomiao serisi geldi. Kedi videolarının algoritmik başarısı ortadayken bu iyi bir tercihti. Nihayetinde işin içine biraz komedi, biraz drama da girmişti ve anlatı bütünlüğü vardı. Ayrıca yapay zekanın sınırlarını bir hayvan karakter üzerinden göstermek, o aşamada insan karakterlerde daha fazla hissedilecek bazı mimik ve hareket hatalarını önleme potansiyeline sahipti.
Yeni bir eğlence mantığının doğuşu
Son olarak büyük başarı yakalayan 9 Kuyruklu Tilki Bana Âşık Oluyor ise daha önceki iki yaklaşımın üzerine yeni bir katman çıkıyor. O da “tüm tuşlara basma” etkisi diyebiliriz. Onda TikTok/Douyin çağının medya mühendisliğinin tüm unsurları var: Meme kültürü, absürdlük, öngörülemezlik, eğlence. Bu durum, yapay zeka destekli içerik üretiminin sadece teknik bir başarıdan ibaret kalmayacağını da gösteriyor. İzleyici psikolojisi ve platform dinamikleriyle derinden bağlantılı yeni bir eğlence mantığının doğuşuna işaret ediyor olabilir.
- Yapay zeka burada kısa video pazarının hiper-rekabetçi doğasına hizmet ediyor ve araçsallaşıyor. Fakat bu hizmet yapay zeka ile ileride yapılacaklar için bir deneme-yanılma tahtası işlevi de görüyor.
Gelecek bu saçma ve kısa videolarda mı?
Bu tip konuları yazarken dikkat çekici genellemeler yapmak âdettendir. Örneğin bir dakikalık yapay zeka dramalarının başarısını, insanların ortalama dikkat süresinin azalmasına bağlayıp, “Gelecek kısa yapımlarda” diye iddialı çıkışlarla savunmak gibi.
Bana kalırsa buradan "İnsanların dikkat süreleri kısaldı, artık baskın format bu olacak" gibi bir sonuç çıkmaz. Ben bu trendi, bilişsel yükü az, eğlencelik bir geçiş aşaması olarak görmeyi daha doğru buluyorum. Nihayetinde insanların dikkat süresinin kısalması aynı zamanda bir yorgunluk belirtisidir ve bu yorgunluk her zaman daha hızlı tüketime yol açmayabilir.
Üretim maliyetlerinin yapay zeka nedeniyle düşüşü bir içerik tsunamisi yaratma potansiyeline sahip. Peki bu yapımlar şu anki yükseliş aşamasında bile üreticilerine ticari bir başarı kazandırmazken ileri aşamada nasıl kazandıracaklar? Bu soru kritik. Çünkü teknolojinin tanıtım aşamasından çıkılıp, para kazanma aşamasına geçildiğinde, pazar daha yüksek kaliteli, tutarlı ve duygusal olarak yankı uyandıran içerikler talep edecektir. O aşamada yapay zekanın hataları eğlencelik unsurlar olmaktan çıkar, gönüllü üretim bir külfete döner.
Sonunda üretken yapay zeka ile gelen içerik tsunamisi ve yol açacağı yorgunluk, beklenenin aksi sonuçlara yol açabilir. Daha yavaş ve daha seçici tüketim gibi...
Çin’deki bu trendin yükselişi aslen ne gösteriyor?
Peki daha kaliteli yapımlar için odak ne olmalı? Çünkü yapay zekanın yapabileceklerinin sınırlarını gösteren bu şov nitelikli yapımlar bir süre sonra sadece tekrar etkisi yaratacak. İşte o noktada başarı, insan-makine işbirliğinin kalitesiyle gelecek. Geleceğin başarılı yapımları, teknolojiyi bir hile olarak değil, hikaye anlatımını geliştiren bir araç olarak kullananların elinden çıkacak.
Çin’deki bu trendin yükselişi, geleceğin formatını değil; Çin hükümetinin yapay zekayı millî dava olarak görmesinin ve bu yöndeki teşviklerinin erken başarısını, dikey video formatının yükselişini ve gelecekte bu hikayelerin farklı kültürel bağlamlara uyarlanma potansiyelini gösteriyor. Onun haricindeki çıkarımlar biraz zorlama olabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Ümit Alan
Yazar ve iletişim uzmanı. Basın ve Yayıncılık ana bilim dalında yüksek lisans yaptı. 2000 yılından itibaren yazılarıyla basında yer almaya başladı. 2009 yılında düzenli medya eleştirisi yazıları yazmaya başladı. Yazılarının konsepti 2016’dan itibaren yeni medya ve dijital medya okur yazarlığına genişledi. Televizyonda "Heberler" (2010-2013) isimli hiciv programının senaryo yazarları arasında yer aldı. "Saray’dan Saray’a Türkiye’de Gazetecilik Masalı" (Can Yayınları, 2015) isimli bir eleştirel basın tarihi incelemesi kitabı var. Socrates Podcasts çatısı altında Can Öz ile birlikte "Yeni Medya 451"i hazırlıyor. Aposto ekibiyle birlikte ise "Ümit Alan ile Medya Tarihi" podcast serisini hazırladı. Aynı zamanda 2003 yılından bu yana iletişim sektöründe danışmanlık ve reklam yazarlığı yapıyor. Profesyonel konuşmacı olarak etkinliklere katılıyor.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?

Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?

Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?

Apple, 13 Ekim Salı günü “Eve hoşgeldin” sloganıyla hayata geçirdiği lansmanda en yeni akıllı ev ekosistemi ürünlerini tanıttı. Uzun zamandır şirketin üzerinde çalıştığı söylenen akıllı ev ekranı HomeView, lansmanın yıldız ürünü oldu. Şirket, lansman kapsamında ayrıca LG ve Schneider Electric ile işbirliği içinde geliştirdiği Apple Home Collection ürünleri, HomePod mini 2 ve yeni Apple TV 4K’yı da tanıttı.




