Dilimize Dolananlar, Yapışanlar, Takılanlar

Ağzından çıkanı, kulağın duysun
Dilimize Dolananlar, Yapışanlar, Takılanlar

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre 2020 yılında 300 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 171 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulundu — ve bu 300 kadından 23’ünün uzaklaştırma veya koruma kararı bulunmaktaydı. Istanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasıyla yasalaşan 6284 sayılı kanun, kadınları şiddet uygulayanlardan uzaklaştırmak, maddi olarak güçlendirmek, kimlik değiştirmek gibi haklar tanıyor. Ancak, birçok durumda etkin kullanılmıyor. 

Kısaca İstanbul Sözleşmesi ve 6284

Türkiye mayıs 2011’de uzun adıyla Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesini imzalayıp onaylayan ilk ülke oldu. Adının Istanbul Sözleşmesi olmasının nedeni en basitinden İstanbul’da imzalanmış olması. Türkiye ile beraber yaklaşık 34 Avrupa Konseyi üyesi ülke de bu sözleşmeyi imzaladı. 

2012 yılında çıkarılan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun bildirgesinde de İstanbul Sözleşmesi bir referans olarak kullanıldı. Konda’nın Ağustos 2020 raporunda da dile getirdiği üzere, bu kanunun dört ana maddesi bulunmakta: 

  1. Kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi, 
  2. Şiddet mağdurlarının korunması, 
  3. Suçluların cezalandırılması, 
  4. Kadına karşı şiddet ile mücadele alanında bütüncül ve etkili politikaların hayata geçirilmesi.

Yaptıkları araştırmaya göre toplumun yarıdan fazlası bu konuda bir fikri olmadığını belirtirken, %7si sözleşmeden çıkılmasını, %36’sı da sözleşmede kalınmasını desteklediğini paylaşmış. Çıkılmasını destekleyenlerin %10’u erkek, %4’ü kadın.

Konda’nın bu raporunu daha önce görmediyseniz, incelemenizi tavsiye ediyorum — bol grafikli ve anlaşılması kolay bir rapor. İstanbul Sözleşmesi dı.ında kadına dair yargılar, namus meseleleri ve kadınların giyimi ile ilgili veriler de toplamışlar.

Dil, Söylem Meselesi

31 Ağustos 2019 tarihinde Yeni Akit'te çıkan bir yazı Istanbul Sözleşmesi’nin kalkmasını desteklemiş, “erkeklerin erkek kadınların kadın gibi davranmasını” önemli bulmuş ve bu yazıda en trajikomik alıntılardan birini kaleme almıştır: 

“Kendileri feminist olup kadınları dinimizin de yasakladığı bir şekilde kocalarına karşı isyana teşvik eden bakan ve bürokratların yaptığı icraatlar, sayılamayacak kadar çoktur.” 

Daha önceki bültenlerde de belirttiğim gibi kelimeleri ve düşünceleri yazmanın gücüne fazlasıyla inanan biriyim ve takdir edersiniz ki bu korkunç yazıya ne güç vermek istiyorum ne de daha fazla okur kazandırmak istiyorum. Ancak bu yazı bize çok mantıklı gelen bazı şeylerin başkaları tarafından nasıl görüldüğünü ve zihniyet farkını çok açıkça gösteriyor.  

Dildeki probleme değinmek için taa buralara gitmemize gerek yok. Ana akım medyada, suçu yapanda değil yapılanda bulan: “ne giyiyordu?”, “ne yapıyordu” gibi soruların sorulduğu bir dil göze çarpıyor. Daha yeni yeni dilde bu problem üzerine konuşulmaya başlandı. 

Geçtiğimiz haftalarda telefonda bir aile dostumuz ile konuşurken sorunun sadece ‘victim-blaming’ yani başına gelenlerle ilgili mağdurun suçlanması değil, aynı zamanda eylemi yapanla ilgili pek de bir vurgu olmaması olduğundan bahsettik.  

Posterler, manşetler hep kadın üzerinden ‘ah vah yazık’ temalı bir anlatım ile karşımıza çıkıyor. Kadına yönelik bir acıma ve suçlama var. Eee pardon? Bu kadının bu hale düşmesinde bir ana etken var. O da eylemi yapan kişi. Onlar neden bu denklemden çıkarılıyor? Kadınları küçük, yardıma muhtaç gösteren başlıklardansa neden eylemi yapanların suçlarını öne çıkaran manşetlere yer verilmiyor? 

Daha dilde bile suçu gereken kişiye atfedemiyorsak, uygulamada bunun gerçekleşmesi çok daha zor. Bu nedenle birlik olup bu söylemin değişmesinde bir rol oynamamız lazım. 

Canan Kaftancıoğlu’nun Time’da ki röportajında söylediği gibi, ‘Tek bir adama karşı en iyi panzehir birçok kadının örgütlenmesidir.’

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

Kadın olmak, dil meseleleri ve Mental Klitoris

20lik Kadınlar Günü Bülteni hazır!

04 Mar 2021

HeySosi

YAZARLAR

Yasmin Güleç

Anthony Bourdain'in #1 numaralı hayranı olmak dışında zamanımı genelde yazarak, yürüyerek, kahve içerek ve derin politik tartışmalara girerek harcıyorum.

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR