

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Yazar: Büşra Kösem
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
“Biz küçükken tüm gün sokakta oynardık ama şimdiki çocuklar hiç öyle mi? Hepsinin elinde tablet ya da telefon!”
Nesilden nesile çocukların oyun araçlarında büyük değişiklikler gözlemlenebiliyor. Örneğin; bir zamanlar seksek, mendil kapmaca ya da dalya çocuklar tarafından en sık oynanan oyunlarken, başka bir dönemde bu oyunlar birdirbir, kulaktan kulağa ya da misket olabiliyor.
Peki, şimdiki çocuklar bu oyunları beğenmedikleri için mi oynamıyorlar?
Bahsi geçen bu oyunların ortak bir yönü bulunuyor: hepsi sokak oyunu. Ne yazık ki günümüzde birçok yerde çocukların oyun oynayabilecekleri alanlar bulunmuyor. Şehirlerin oluşması ve gelişmesi, kırsal bölgelerin şehirleşmesi, yaşamı pratikleştirmeye yönelik adımlar, bölgelerdeki yeşil alanları azaltıyor. Üstüne geniş çaplı ulaşım hatları eklenince birçok bölge trafik açısından yoğunlaşıyor. Hem yeşil alanın bulunmaması hem de trafiğin yoğun olması, bölgeyi çocuklar için tehlikeli kılıyor. Bu nedenle, çocukların dışarıda oyun oynaması yetişkinler tarafından potansiyel tehlikelerden dolayı engellenebiliyor. Çocukların yetişkin gözetiminde olabileceği, trafiksiz, oyuna müsait yeşil alanlar elbette bulunuyor; örneğin bahçeli evler. Fakat bahçeli evler her çocuk ve ailesi tarafından erişilebilir değil. Ayrıca bahçeler de çocukların doğayla ilişki kurabilmesi için de küçük olabiliyor..
Çocukların oyun oynayabilecekleri alanlar kadar çocukların oyun oynamaya ayırdığı zaman da değişiklik gösteriyor.
- 1981-1997 yılları arasında, çocukların oyuna ayırdığı zamanda haftalık 4 saate yakın bir düşüş olduğu gözlemleniyor.
Amerika’da annelerle yapılan bir araştırmada annelerin yüzde 70’inin kendi çocukluğunda her gün dışarıda oyun oynadığı görülüyor. Gel gelelim bu annelerin çocuklarından yalnızca yüzde 31’i her gün dışarıda oyun oynayabilecek imkana sahip. Bu da bize yalnızca bir nesilde bile, dışarıda oyun oynama oranının büyük bir düşüş yaşadığını gösteriyor.
Biyolog Edward Wilson, “insanların doğayla kurdukları ilişkinin yaşamlarında olumlu etkileri olduğunu” söylüyor. Bunun yanı sıra, “insanların doğadan uzaklaşmasının sonucunda çevresel değişikliklere uyum sağlayamadığını, nesilden nesile doğa ve insan ilişkisindeki kopukluğun arttığını” dile getiriyor. Wilson’ın söylediklerine dayanarak şimdiki çocukların doğadan kopmasının, insanlığın doğadan kopması anlamına gelebileceğini söyleyebiliriz.
Peki, çocukların doğayla ilişki kurabilmesi, dışarıda oyun oynayabilmesi neden bu kadar önemli?
Nature-play olarak adlandırılan doğa oyunları bir bakıma çocuğun oyun arkadaşının doğa olduğu oyunlardır. Bu oyunlar açık bir alanda, çocuk tarafından başlatılır ve çocuk tarafından yönetilir. Bahsi geçen açık alanlara örnek olarak ağaçlık bölgeler, çimenlikler, çocukların taşla toprakla direkt temas edebildiği her yer verilebilir. Doğa oyunlarının çocuklara birçok açıdan faydası bulunur:
1. Doğada vakit geçiren çocuklar, daha sağlıklıdır.
Çocukların çimenlik bir alanda kendilerine bir oyun kurduklarını düşünelim. Yerdeki yeşil yapraklar oyunlarında kullanabilecekleri para olabilir. Çamurdan pasta ve çörekler yapıp topladıkları taş, yaprak veya küçük dallarla yaptıkları yiyecekleri süsleyebilirler. Tüm bunlar, çocukların yaratıcılığını geliştirirken bir yandan da fiziksel ve motor gelişimlerini destekler. Örneğin, çocukların çevrelerinde ağaçların veya küçük tepeciklerin bulunması onlarda bir tırmanma dürtüsü oluşturabilir. Fiziksel olarak aktif olmaları, ergenliğin erken dönemlerinde karşılaşabilecekleri obezite problemine karşı koruyucu bir faktör olabilir.
2. Doğa, çocukları daha akıllı yapar.
Dışarıda dinamik ve çeşitli oyunlar oynamak, çocukların problem çözme ve yaratıcı düşünme becerilerini evde oynanan oyunlara kıyasla daha çok geliştiriyor. Başka bir yürütücü işlev olan odaklanma da bu durumdan oldukça etkileniyor. Doğayla iç içe büyüyen çocukların odak kapasiteleri diğer çocuklara kıyasla daha geniş oluyor.
3. Doğa, çocukların daha iyi hissetmesini sağlar.
Birçok insan yürüyüşe çıktıktan sonra veya doğal bir alanda zaman geçirdikten sonra kendini rahatlamış hissediyor; aynı durum çocuklar için de geçerli. Çocukların özgürce oynadıkları oyunlar, kaygılarını ve öfkelerini minimize eden bir faktör olabiliyor. Buna bağlı olarak evine yakın bir yeşil alana sahip olan çocukların, depresyon ve kaygı seviyelerinin yaşıtlarına kıyasla daha düşük olduğu gözlemleniyor. Ek olarak bu çocuklar yaşıtlarına kıyasla kendilerine daha çok değer veriyorlar.
4. Doğa, çocukların sosyalleşmesini destekler.
Dışarıda birlikte geçirilen zaman çocuklar arası kaynaşmayı pekiştirebiliyor. Oyun kendi başına çocukların paylaşma, uzlaşma ve birlikte çalışma becerilerini geliştirebiliyor fakat oyunun doğa ile iç içe gerçekleşmesi bu becerilerin gelişimini destekliyor.
5. Doğa oyunları, doğa için de iyidir.
Doğa ile olumlu bir şekilde ilişki kurabilen çocuklar, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde de doğa ile ilgilenmeye devam ediyorlar. Bu süreçte çocukla birlikte doğayı keşfedecek bir yetişkinin olması önemli bir rol oynuyor.
Özetle, çocukların doğayla kurdukları ilişkinin hem kendilerine hem de doğaya olumlu geri dönüşleri oluyor.
Çocukları doğayla buluşturmak için neler yapabiliriz?
Çocukların oynayabileceği alanların oluşması veya korunması için topluca hareket etmek gerekebiliyor. Bu noktada en işlevsel çözüm, yerel yönetimden destek almak olabilir. Çocuklara oyun oynayabilecekleri alanları sağlamak için yerel yönetimler:
- Çocukların doğayla etkileşim kurabileceği alanları destekleme yönünde çalışabilir. Bu çalışmalar oyun alanlarının kurulması, geliştirilmesi veya tanıtılması olabilir.
- Daha güvenli bir mahalle sunabilir. Güvenli mahalleler; trafiğin az, çocukların rahatça gezinebildiği yeşil ve açık alanların çok olduğu bölgelerdir.
- Çocukları çevresel zararlardan koruyabilir. Çevresel zararlar trafik sebepli gazlar olabileceği gibi yüksek sıcaklıklar da olabiliyor. Kreş, okul, kütüphane, yüzme havuzları gibi çocukların sık sık gittiği yerlerde sıcaklık kontrolü uygulanabilir.
- Mahalle planlamalarına ebeveynler de dahil edilebilir. Bu şekilde “Ben sana değil, çevreye güvenmiyorum.” cümlesindeki çevrenin değişiminde ebeveynlerin de söz hakkı olabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
22 Nisan, Kendi Gıdamızı Yetiştirmek, Doğada Oynamak
22 Nis 2022

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026







