Düşüncelerin desteklendiği, derinleşebildiği alan: Gate 27


İstanbul’un zengin çay-kahve kültürünü HaHa Kafe ’de deneyimliyoruz
Bugünkü bültene ilhamını İstanbul’dan alan, tam Soli okurunun cesur ve hayat dolu ruhuna göre bir mekânı konuk ediyoruz. Türk çayını ve kahvesini tüm dünyayla paylaşmak amacıyla bu yılın başında kapılarını açan ve yakında İstanbul’da…
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İstanbul ve Ayvalık olmak üzere iki yerleşkesi olan Gate 27’nin bugünkü adresi Yeniköy. Sahilde keyifli bir yürüyüş sonrası soluğu Gate 27 de alıyoruz. İçten gülümsemesiyle bahar ayları konuk sanatçısı Lika karşılıyor bizi. Londra'da yaşayan sanatçı, bağımsız küratör ve araştırmacı Lika Tarkhan- Mouravi, çalışmalarında görsel sanatlar ve metin arasındaki kesişmelere odaklanıyor. Gate 27’de kaldığı süre boyuncada Karadeniz ve çevresindeki ülkeler arasındaki bağ üzerine araştırmalarda bulundu.

Yeniköy'de bir üretim alanı: Gate 27
Karadenize bağlı ama uzun zamandır birbirinden ayrı olan topluluklarla yeni bağlar yaratmak üzerine çalışıyorsun.Yeniköy bu bağlamda senin için nerede?
Yeniköy deyince aklıma büyük evlerin arasına serpiştirilmiş küçük manavlar ve bahçeler geliyor. Bir yerde, bir şekle ve sis biçimine sahip olan ve salatalık tarlalarında gezinmeyi seven eski bir tanrı olan Didamangisa hakkında bir Laz efsanesi okumuştum. Bazen tıpkı efsanedeki gibi balkonumdan Boğaz'dan yükselen ve tepelere yayılan o büyük sis bulutunu görüyorum. İnanılmaz derecede etkileyici bir an, tıpkı bir rüya. Yeniköy’ün bu sisli tepelerinde yürümek masalda yürümek gibi.
Yeniköy haritasına baktığında, kolları her yöne hareket eden uzun bir nehir görürsün. Sürekli bir hareket. Bu akış geçmişte yaşananların izlerini de sildiği için beni zaman zaman rahatsız ediyor. Bir yandan büyülüyor da.

Sanatçı Lika Tarkhan- Mouravi
Yeniköy’den topladığın yosunlar ve deniz suyuyla kendi kâğıdını yapıyorsun. Ürettiğin kâğıt sana ne söylüyor, seninle ne paylaşıyor?
Ukrayna'daki son savaş sırasında kendi kâğıdımı yapmaya başladım. O zor zamanlarda yazamadığımı fark ettim. Duygularımı kelimelerle ifade etmek benim için çok zordu. Bu dil kaybını görselleştirmek, aktarmak ve yansıtmak için boş kâğıtlar yapmaya başladım. Yeniköy'de de yaptığım kâğıdı Boğaz'dan topladığım yosunla karıştırdım. Onları kıyıda yürürken buluyordum.
İstanbul Arkeoloji Müzesi'ndeki yunus heykellerine hayran kalmıştım. Daha sonra eskiden yunusların insanlarla çalışmak üzere eğitildiğini öğrendim. Başka bir yerde de onların artık askeri birimler tarafından gözetleme amacıyla kullanıldığını okudum. Bu bağlantıları keşfetmek benim için çok ilginç bir deneyimdi. Yosunu, bizim için gizli kalan sualtı dünyasının tanıkları olarak görüyorum.

Lika Tarkhan- Mouravi'nin kağıtları
Yaptığın araştırmanın çok katmanlılığını da göz önünde tutarak senin için Yeniköy’ün sınırları nedir? Buranın kültürü sana ne anlatıyor?
Çalışmam, marjinal bakış açıları ve dilin alt üst edilmesiyle ilgili. Yani bana göre sınırlar, aşılmak için var. Benim için Yeniköy'ün esas sınırı dilin kendisiydi ama bu süreçte iletişim kurmanın başka yollarını bulmaktan keyif aldım. Tanıştığım insanlar zamanları ve sabırları konusunda son derece cömertlerdi. Hiç Türkçe konuşamama rağmen bir şekilde benimle iletişim kurmaktan mutlu oldular.
En keyif aldığım sohbet Huma Kabakcı’nın sanat koleksiyonunda çalışan biriyleydi. Birlikte öğle yemeğine gittik ve telefonumuzun çeviri uygulamaları aracılığıyla konuştuk. Ona baktığı tabloları beğenip beğenmediğini sordum ve telefonuna şunları yazdı: “Bunların hepsi benim için çok güzel ve değerli çünkü yıllardır onlara çocuklarım gibi bakıyorum”. Bu ifadeyi bir Yeniköy kültürü, burayı gerçekten seven insanlar ve onların büyüsünün yansıması olarak düşünüyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Ağaçtan düşen bir yaprak gibi Yeniköy’ün ritmi. Dışarıdan durgun ama yaşayanına rüzgârını hissettiren bir akış. Kahkaha, caz ve yeşilin kokusu.
29 May 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.



