Eğer kabul etmeyi seçersen: Mission: Impossible


Gençlere Alan Açık: Resim Yarışması’nda şimdi oylama zamanı
Halk Ödülü'nün sahibini sen seç Genç yeteneklerin hayalini kurdukları ve kendilerini özgür hissettikleri bir ortamda hünerlerini göstermelerini ve hikâyelerini sanat pratikleriyle anlatmalarını teşvik etmek amacıyla İBB Kültür AŞ ’nin bu…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Mission: Impossible - Dead Reckoning Part One
Yönetmen: Christopher McQuarrie
Yapım yılı: 2023
Süre: 163 dakika
“Zoru hemen yaparız, imkânsız biraz zaman alır.”: Köklerinin on dokuzuncu yüzyıla dayandığı ve Britanya ya da Fransa kökenli olduğu düşünülen bu atasözü, II. Dünya Savaşı sırasında ABD ordusu tarafından bir slogan olarak kullanılmış. Mantıksız olmak bir yana; bir eylemin yasa dışı, etik dışı hatta fizik kurallarına aykırı olmasına aldırış etmemenin, başına buyruk davranmanın Hollywood sinemasındaki önemli yerinin kökleri de bu militarist mottoya dayanıyor sanki. 1960’lar 1980’lerde televizyonda, 1990’lardan itibaren ise sinemada izlediğimiz Mission: Impossible serisi de imkânsız olana karşı gelme güdüsünün ve bu güdüyü bir silah olarak kullanma arzusunun bir tezahürü zaten.
1966-1973 ve 1988-1999 yılları arasında iki ayrı yapım olarak televizyon ekranlarına gelen; Bruce Geller’ın yaratıcısı olduğu casusluk dizisi Mission: Impossible, Jim Phelps ve ekibinin maceralarını konu alıyor; bizi süper-gizli, hükûmet-üstü bir teşkilat olan I.M.F. ile tanıştırıyordu: Impossible Missions Force (İmkânsız Görev Gücü). Bu teşkilatın en önemli özelliği; herhangi bir şekilde kimliklerinin açığa çıkması, yakalanmaları ya da öldürülmeleri hâlinde görevlerinin hatta varlıklarının reddedileceği, yalnız bırakılacakları, suçlanacaklarıydı. I.M.F.’in acımasız yapısı ve imkânsız görevleri dışında Lalo Schifrin’in seriyle özdeşleşen müzikleri ve fitili ateşlenen bir bombanın yer aldığı jenerik; televizyonun ardından sinemada da boy gösterecek, günümüze kadar ulaşacaktı.
Mission: Impossible, 1996 yılında Brian De Palma’nın yönetmenliğinde ve Tom Cruise’un başrol performansıyla sinemaya taşındı. Cruise’un ilk kez canlandırdığı Ethan Hunt karakteri, bir anlamda tehlikeli görevleri (filmde Jon Voight’in canlandırdığı) Jim Phelps’ten devralıyordu. İlk filmi Mission: Impossible II (2000, John Woo), Mission: Impossible III (2007, J.J. Abrams) ile Mission: Impossible - Ghost Protocol (2011, Brad Bird) izledi. Ardından The Usual Suspects’in (1995, Bryan Singer) Oscar ödüllü senaristi; 2000’lerden itibaren Tom Cruise’un yer aldığı birçok projede senarist, yapımcı ve/veya yönetmen olarak çalışmış Christopher McQuarrie; Mission: Impossible - Rogue Nation (2015) ve Mission: Impossible - Fallout (2018) filmlerinin yönetmen koltuğunu devraldı.

Mission: Impossible - Dead Reckoning Part One | Kaynak: Paramount Turkey
Ben Mission: Impossible serisiyle çocukken, sanırım ikinci dizinin TRT’deki tekrarlarını izleyerek tanıştım; nedense sinema filmlerinden yalnızca Mission: Impossible III’yi izledim. Belli ki serinin birbirinin kopyası Hollywood aksiyon serilerinden farksız olduğunu düşünüyor (ve yanılıyor), kendi kültürünü yaratmış ve Hollywood’da aksiyon sahnelerinin çıtasını belirleyici konuma gelmiş bir fenomen olduğunun farkına varamıyordum. Özellikle Ghost Protocol ve Fallout filmlerindeki aksiyon sahnelerinin kusursuzluğu çok konuşulmuş, Tom Cruise’un söz konusu sahnelerde dublör kullanmayı ve CGI ağırlıklı çalışmayı reddetmesi sık sık gündeme gelmişti. Sebepsiz inadımı bir kenara bıraktım ve yeni film gösterime girmeden önce kendime verdiğim altı gün üst üste altı Mission: Impossible filmini izleme görevini başarıyla tamamladım.
Serinin DNA’sına, yazının başında yer verdiğim “Zoru hemen yaparız, imkânsız biraz zaman alır” sözü ve temelindeki ABD’li, benmerkezci fütursuzluk işlemiş durumda. Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan karakterlerin amaçlarına ulaşmak için tüm kuralları (hatta kendi teşkilatları içindeki kuralları) çiğnediği; sadece halkın değil, CIA ya da FBI ajanlarının ya da üst düzey devlet görevlilerin dahi birer figürandan ibaret olduğu bu evrene Tom Cruise’un gerçek hayattaki kural tanımazlığı ve yaşına ya da fizik kurallarına meydan okuyan fiziksel oyunculuğu çok yakışıyor.
“Arkası yarın” tadı veren ve daha önce Harry Potter, Twilight ve en son Spider-Verse gibi popüler serilerin benimsediği ikiye bölünmüş film formatını benimseyen Mission: Impossible - Dead Reckoning’in ilk bölümü şimdi gösterimde. Hep öyle olur ya, Ethan Hunt ve ekibi bu kez çok daha zorlu bir düşmanla karşı karşıya. Zira düşman bellenen “The Entity” (Varlık) bir yapay zekâ: Yani her an, her yerde, aynı anda olabiliyor; neredeyse her şeyi öngörebiliyor, tahmin edebiliyor.

Tom Cruise, Mission: Impossible - Dead Reckoning Part One setinde | Kaynak: Paramount Turkey
Mission: Impossible - Dead Reckoning Part One; henüz ilk saniyesinden itibaren, jenerik öncesindeki ilk sahnelerden başlayarak heyecan çıtasını çok yüksek tutuyor. Filmin pazarlama kampanyasında sıkça konuşulan, Tom Cruise’un bir dağın zirvesindeki rampadan motorsikletle atladığı sahne imkânsıza meydan okumanın da zirvesine çıkarıyor. Film bu sahneyle en üst seviyesine ulaştığı ve düğümlendiği izlenimi verse de finaldeki tren sahnesi aksiyon sinemasının kurallarını baştan yazıyor. Filmin kendi yarattığı kültürden beslenmesi, kendi geçmişini geri dönüştürebilmesi ve bunu kimi zaman bir mizah malzemesi olarak kullanabilmesi; örneğin gizli görev duyuruları sırasında daima kullanılan “eğer kabul etmeyi seçersen görevin...” kalıbı üzerine ya da IMF kısaltması üzerine şakalar yapılması da hem nefes kesen aksiyon sahneleri arasında soluklanmayı sağlıyor hem de izleme keyfini arttıyor.
Nefesini tut, eğer kabul etmeyi seçersen önümüzdeki yıl devamı gelecek bir görev sinemalarda seni bekliyor.
Nerede izleyebilirsin? Mission: Impossible - Dead Reckoning Part One bugün gösterime giriyor.
Benzer işler:
- The Bourne Ultimatum (2007, Paul Greengrass)
- No Time to Die (2021, Cary Joji Fukunaga)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Succession'ın öne çıktığı 75. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinin bir değerlendirmesi, Tom Cruise ve Christopher McQuarrie’den Mission: Impossible - Dead Reckoning Part One.
14 Tem 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Köklü rock grupları yıllardır büyük ölçüde aynı şarkı listeleri ve sahne düzenleriyle konser veriyor. Bir grubun geniş bir müzik kataloğuna sahip olması, dinleyiciye her konserde bu zenginliğin farklı bir bölümünü sunması için yeterli değil mi?

Bir düzeni reddetmekle onun yerine başka bir düzen kurmak arasındaki mesafe neden bu kadar büyük? Romain Gavras’ın 2022 yapımı "Athena"sı bu soruyu cevaplamaktan çok, bütün şiddetiyle önümüze koyuyor. Film, öfkenin nasıl kolektif bir enerjiye dönüşebildiğini, kalabalıkların kadraja her girişinde büyüyen bir hareket duygusu ve baş döndürücü bir kurgu temposuyla gösteriyor.

İstanbul ve Ankara ayakları sona eren, bu hafta sonu İzmir ve Mersin’de sürecek Filmekimi seçkisinde ölüm, yas, ahlaki ikilemler ve gerçek hayatlardan beslenen hikayeler öne çıktı.

Adalet, gerçeklik ve güvenlik sarsılırken yapay zeka yeni bir faili sahneye çıkarıyor. Netflix'in "Instadocs" serisi, kendi yarattığı sistemlerle yüzleşmek zorunda kalan insanlığın hikayesini anlatıyor.

Süleyman Doğru'nun dilimize kazandırdığı "Latin Amerika Patlaması - Boom Mektupları", kitabın editörlerinin imece usulü yazdığı "giriş" yazısı, yaklaşık 207 mektup ve mesaj, yazarların birbirleriyle yaptıkları söyleşiler, eserleri hakkında kaleme aldıkları deneme, eleştiri ve makalelerle bizi Latin Amerika ve İspanyolca edebiyatın dört çığır açan isminin dünyasına davet ediyor.




