Facebook'un değişen ifade özgürlüğü politikası

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
"İfade özgürlüğüyle Holokost dehşetinin inkârı arasındaki gerilimle mücadele ettim... Kabul edilebilir olan ve kabul edilebilir olmayan ifade arasındaki çizgiyi belirlemek kolay değil ancak dünyanın bugünkü durumunda aldığımız kararın doğru olduğuna inanıyorum." - Mark Zuckerberg
- Ne oldu? Facebook CEO'su Mark Zuckerberg geçtiğimiz pazartesi günü yaptığı açıklamada, teknoloji devinin "Holokost'u reddeden" her türlü içeriği yasaklayacağını duyurdu.
- Bir adım geriden: Zuckerberg, 2018'de Recode Decode podcast'inin sunucusu Kara Swisher ile yaptığı röportajda Facebook'un Holokost inkâr içeriğini kaldırması gerektiğine inanmadığını söylemişti. Bu açıklamanın ardından Zuckerberg, Swisher'a e-posta göndererek "Holokost inkârını son derece saldırgan buluyorum ve kesinlikle bunu inkâr eden insanların niyetini savunmak niyetinde değildim" demişti.
- Nasıl? 12 Ekim'de Facebook, Holokost araması yapan insanları doğru bilgiyi edinmeleri için yetkili kaynaklara yönlendirmeye başladı.
- Yaptığı açıklamada Facebook "Kararımız, küresel olarak anti-semitizmdeki artış ve özellikle gençler arasında Holokost hakkındaki endişe verici bilgisizliği gösteren araştırmalarla destekleniyor." diyerek "ABD'de 18-39 yaşları arasındaki yetişkinlerle yapılan yakın tarihli bir ankete göre, katılımcıların dörtte biri Holokost'un bir efsane olduğuna inandıklarını söyledi" şeklinde ekledi.
- Satır arası: Facebook hesabından yaptığı açıklamayla bu kararın arkasındaki nedenin yükselen anti-semitizm olduğunu belirten Zuckerberg, nefret söyleminin bir özgür ifade sayılamayacağını belirtti.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Quando'dan merhaba. Apple bizi yeni iPhone 12'lerle heyecanlandırdı. Facebook "ifade özgürlüğü" politikasını güncellediğini açıkladı.
15 Eki 2020

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sam Altman, yakın zamanda katıldığı bir podcast programında yapay zeka yarışında bilimkurgu romanlarına konu olacak bir aşamaya gelindiğini duyurdu. Fakat OpenAI CEO’su, "Artık teknolojik tekilliğin (singularity) içindeyiz" dediğinde aslında yalnızca yapay zekanın geldiği noktayı tarif etmiyor, onlarca yıldır laboratuvar tartışmalarında ve gelecek tahminlerinde bahsi geçen bir kavramı da bugünün gündemine taşıyordu.

Sosyal medya ve akıllı telefonların olmadığı bir dünyayı hiç tanımamış olan genç nesiller, bugün kablolu kulaklıklar, retro oyun konsolları, CD’ler ve analog kameralara büyük bir rağbet gösteriyor. Dikkat süresini tekeline almayacak ürün ve hizmetler peşinde koşan bu kuşak, “yavaş teknoloji” olarak anılan bir akımı sessiz sedasız yükseltiyor.

Çin geçen hafta, medyaya “Çin’den yapay zeka aşklarına yasak” tarzı başlıklarla yansıyan bir düzenlemeyi uygulamaya koydu. Düzenlemenin hedefi gayet net: Kişinin kişilik özelliklerini, düşünce kalıplarını ve iletişim tarzını taklit ederek sürekli duygusal etkileşim sağlayan hizmetler. Peki yasanın arkasındaki gerekçe neydi, dünyanın geri kalanının bu yasağı takip etmesi olası mı ve tabii artık bir halk sağlığı sorununa dönüşen "yalnızlık salgını"nın önüne bu şekilde geçilebilir mi?

OpenAI, güvenlik testi sırasında kapalı bir test ortamından (sandbox) kendiliğinden çıkan iki yapay zeka modelinin internete erişim sağlayarak açık kaynak kodlu yapay zeka yazılımlarının açık kütüphanesi Hugging Face'in sistemlerine sızdığını açıkladı. Peki bu olay gerçekten yapay zekanın bilinç kazandığını gösteren bir dönüm noktası mı?

Yapay zekayla konuşurken onların yalnızca son cevabını görürüz. Sohbet robotlarına güç veren büyük dil modellerinin o yanıta nasıl ulaştığını, hangi ihtimalleri elediğini ya da cevabını oluştururken "zihinlerinde" nelerin canlandığını bilmeyiz. Anthropic’in yaptığı yeni bir çalışma ise ilk kez bu "kara kutunun" içinde neler yaşandığını ortaya koyuyor.



