Fantezi ile gerçeklik arasında: Anna B Savage


Kitap alışverişinden daha fazlası: tamadres Pandemiyle büyüyen e-ticaret hacmi, kitap alışveriş sitelerinin istatistiklerine de yansıdı. Ürettikleri içeriklerle ve okurlara sunduğu ayrıcalıklarla bir kitap alışveriş sitesinin ötesine geçmeyi başaran tam adres ’in verileri, pandemi döneminde satışlardan en büyük payı klasiklerin ardından kişisel gelişim, felsefe ve psikoloji gibi kategorilerin aldığını gösteriyor. Çocuklarıyla daha çok vakit geçiren ailelerin hobi ve çocuk kitaplarına olan ilgisi de satışlara yansıyan başka bir gelişme olarak öne çıkıyor. Okurlar klasiklerden Sabahattin Ali, Stefan Zweig, George Orwell ve Virginia Woolf gibi yazarların kitaplarına ilgi gösterirken belirsizlik çağında Doğan Cüceloğlu, Yuval Noah Harari ve Sinan Canan gibi yazarların eserlerinin ilgi gördüğü de dikkat çekiyor. Yayıncılıktan ve kitaptan anlayan genç bir ekibin hayata geçirdiği tam adres bu gibi çalışmaları, dönemsel kampanyaları ve içerikleriyle kitabın ve kültürün tam adres 'i olmayı sürdürüyor. tam adres : Daha önce yayıncılık sektörünün çeşitli alanlarında çalışmış genç bir ekip tarafından kurulan tam adres , nitelikli eserleri okurlarla buluşturmanın yanı sıra Türkiye’nin entelektüel birikimine değer katmak ve tüm kitapseverlerin tam adres ’i olmak amacıyla faaliyet gösteriyor. Edebiyat, bilim, çizgi roman, çocuk kitapları, eğitim, felsefe ve düşünce, hobi, kişisel gelişim, sağlık, tarih, yemek gibi kategorilerde sevilen yayınevlerinin kaliteli eserlerine erişilebilen tam adres 'te okurlar çeşitli kırtasiye ürünlerine de ulaşabiliyor. Ziyaretçilerine alışılagelmiş kitap alışverişinden fazlasını sunmak ve edebiyatçıların dünyasını yakından göstermek isteyen tam adres , hem okurları hem de kültür sanat dünyasını besleyebilecek bir kitap satış platformu olarak hizmet veriyor. Ayrıca tam adres , Aposto10 koduyla Duende okurlarına özel indirim fırsatı sunuyor. tam adres ’i farklı kılan ne? tam adres, Türkiye’nin entelektüel birikimine değer katan bir kültür sanat platformu olma amacı kapsamın da blogunda yayımladığı yazılı i çeriklerle ve YouTube kanalındaki video içerikleriyle diğer alışveriş sitelerinden ayrılıyor. Kültür, sanat, edebiyat gibi konulara eğilen yazıların, edebiyatçılarla ve bilim insanlarıyla gerçekleştirilen söyleşilerin ve farklı türden okuma listelerinin paylaşıldığı blog, her ay bir tema etrafında, adeta bir dergi gibi tasarlanıyor. Geçtiğimiz ay “Kadın” temasının işlendiği blogda bu ay tam adres Çocuk Kitapları Şenliği’nden de hareketle “Çocuk” teması üzerine içerikler planlanıyor. Bu temadaki yazılara ve söyleşilere, “Bana Bir Masal Anlat” adlı video serisi eşlik ediyor. Bunların yanı sıra tam adres ’in okurlara edebiyatçıları daha yakından tanıma fırsatı sunmayı hedefleyen içerikleri ve projeleri arasında Ece Temelkuran ’ın Zagreb’den okurları için imzaladığı kartpostallar; Ahmet Ümit , Murat Menteş, Bahar Eriş ve İskender Pala gibi önemli yazarların kendi kitaplarından birer bölüm okudukları videolar; Sadi Tekin tarafından tam adres için tasarlanan bez çanta ve kitap ayracı gibi ürünler yer alıyor. tam adres 'i yakından tanımak, Çocuk Kitapları Şenliği kapsamında %70'e varan ve Aposto!’ya özel indirimlerden faydalanmak ve tam adres 'in kitapseverler için hazırladığı içerikleri keşfetmek iç in bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca tam adres ’ten en güncel haberler için Instagram hesabını da takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Öğle vaktine çok az var. Koca bir yudum su içtim ve kendimi yeni yolculuğa hazırladım. Üstümde çocukken suyun altında kendi kendime oynadığım nefes tutma oyununun anlamsızlığı hâkim. Bir nefes boyunca kalabildiğim yeni bir yaşam alanı. Üstelik görüşüm net değil. Yirmi iki, yirmi üç, yirmi dört, yirmi beş ve yeniden dünyaya dönüş. Bazen kalmalar kadar gitmeler de anlamsız. Sadece kararın bana ait olduğunu bilmem yeterli. Sonrası zaten yeni bir perde, yeni bir oyun. Tıpkı karanlık yıllarında önüne koyduğu tüm engellerin bizzat yaratıcısı olduğunu kabul eden Anna B Savage’in bir sabah uyandığında istediği her şey ve herhangi biri hakkında yazabileceğini fark etmesi gibi… “Bu benim deneyimim. Üstelik bu, tarihsel olarak kadınlara sağlanmayan bir şey.” sözleri de ona ait. Bir günü yeniden yaşamam mümkün değil. Fakat bir günü yeni biri olarak yaşamak pekâlâ mümkün. Savage, uzun bir süre geleceğe doğru uzattığı anılarla süslü halısının üstünde ay ışığının aydığınlığını kucakladı. Geri geldiğinde kimi zaman merhem ve kimi zaman keskin bir bıçağa dönen sözlerine, fısıltı ve haykırış arasında özgürce dolaşan vokaller ekledi. Şimdi onun topraktan dışarı atmaya çalıştığı duygularıyla buluşma vakti. Bir rüzgâr essin ve Anna B Savage’in saçı şakağından kalkıp arka tarafa geçsin. Biz de boşalan yeri alalım.
Fotoğraf: Ebru YıldızVaroluşsal boşluklar: Keşif Sahnesi’ne konuk aldığım sanatçıların ortak noktası çocukluk yıllarını müzikli bir ortamda geçirmeleri ve o günlere dair pek çok bağlam oluşturmaları. Anna B Savage için de durum farksız. Klasik müzik icracısı olan ebeveynlerinin yarattığı çok sesli ve çok ritimli anılarla büyüyen Savage, çocuk yaşlarda şarkı söylemeye başladı. Uzun bir süre doğum günü hediyesi olarak Royal Albert Hall’daki Bach balolarına götürülen Savage’in kontralto sesiyle neden bugün opera sanatçısı olarak karşıma çıkmadığını merak etsem de hikâyenin geri kalanında bunun cevabını bulmak mümkün. Doğuştan gelen melodramıyla Anna B Savage için vokal, sadece bedenindeki hisleri dışa vurmaktan ibaret. O insanlığı altüst ettiği bir sözün ardından sadece derin bir nefes olarak varoluşsal boşluklar yaratabilecek güçte. Daha da önemlisi artık bu gücünün farkında.
Asırlık ağaç güzellemesi: Terapilerimden biri. Yaşadıklarımı ve içinde olduğum durumu türlü betimlemeler ve benzetmelerle anlattım. İçimden bir ses “Ne güzel de ifade ediyorsun kendini.” dedi. Konuşmam bittiğinde terapistimin “Entelektüel açıdan çok iyi anlattın. Peki duyguların neler?” sorusuyla sarsıldım. Bana sorsanız en başından itibaren hislerimden bahsediyordum. Fakat gerçekte yaptığım mezarlığa girmeden önce girişte ironi simgesi olan asırlık ağacın güzellemesini yapmaktan ibaretti. Anna B Savage bir röportajında şarkı sözü yazım süreciyle ilgili fısıltıyla karışık "Bir şeyleri entelektüel açıdan değil, duygusal olarak hissetmek yerine zorunlu olduğuna inandıklarımı yazdığım zamanlarda bunun farkında değildim.” cümlesini duyduğunda ne demek istediği çok iyi anladım. Ben de o da hayatımızın bir yerinde süslü cümlelerden uzaklaşmaya başladık. Evet, sancılı oldu. Kuşkusuz bunun asla geçmeyeceğine de hem fikiriz. Tesellim Savage’in “Kimse bana kendimi elimden geldiğince ifade etmeye çalıştığım için batırdığımı söylemeyecek.” cümlesinde saklı.
Yaban otları: Yirmili yaşların ortasında bir aşkın içinde savrulurken kendine liman olarak şarkı sözleri yazmayı seçen Anna B Savage, zamanla günlüğünde dört şarkının, zihninde ise müziğine dair ilk fikirlerin filizlendiğini fark etti. Tam bu sırada William Doyle’nin sosyal medyadan paylaştığı hüsranlarla dolu kariyer yolcuğunda yeni başlangıçlar dilediği çağrısıyla karşılaşan Savage, kısa bir görüşmenin ardından şarkıları için yaratmak istediği dünyada ona eşlik edecek prodüktörü buldu. Çok geçmeden albüm formatının isme taşındığı, şarkıların adlarını sıralamadaki yerlerinden aldığı bir kısaçalar yayımladı. Savage, dört mevsim boyunca bakımını yapmadığı yaban otlarla dolu bahçesinden yükselen inançlı filizin umuduyla hayata tutundu. Onun kırılgan ve dürüst müziği beklediğinin çok ötesinde dönüş aldı. Kendini bir anda Father John Misty ve Jenny Hval ile turnelerken buldu. Bir rüya gibi geçen zamanın ardından şehre geri dönen Savage yorgun, yalnız ve yeniden üretmek için güçsüz bir hâldeydi. Olan biten ne ara tersine dönmüştü? Farkında olmadan cevaplar yerine sorular peşine düştüğümüz zamanlar olur. Savage’in başına gelen de tam olarak buydu.
Anne B Savage, A Common TurnKırk yedi dakikalık: Yıllar önce yazdığım yazıları okuduğumda çokça “Bunu nasıl yazmışım?” diye sorarım kendime. Tam o anda, doğru zamanı bekleyen sansürcüm araya girer ve sinsice kulağıma bunu tekrar yapamayacağımı fısıldar. Duvarlardan seken düşüncelerin arasında yönü bilinmeyen cümlelerle boğuşurken duymak istemediğim tek cümle budur. Artık salonun ortasında oluşan girdabın içindeyimdir. Anna B Savage için bu tam dört yıl sürdü. O dönem nasıl hissettiğini "Kendimi tamamen kaybettim. Nasıl dans edileceğini dahi unuttum. Şarkı yazma yeteneğim gitti. Ve bu konuda kendimi fazlaca hırpaladım.” sözlerinden anlamak mümkün. Peki sonra ne oldu? Yaşının birkaç katına ulaşan terapi seansları, zarar veren ilişkilerden uzaklaşma, iki kez dünyayı dolaşma ve yarı zamanlı kuş gözlemciliğiyle yavaş yavaş kendini buldu. Vakti geldiğinde yeniden şarkı sözü yazmaya başladı. Bugün o 10 şarkıdan oluşan A Common Turn isimli ilk albümüyle, ben ise dört aydır her sabah yazarak doldurduğum defterimle gurur duyuyoruz. Yirmi altı, yirmi yedi, yirmi sekiz, yirmi dokuz ve otuz. Beş saniyelik ve kırk yedi dakikalık kocaman bir dünya. Her şeyiyle bana ve ona ait!
Bu zamana kadar Keşif Sahnesi’ne konuk olan sanatçıların yer aldığı Spotify çalma listemize buradan ulaşabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekilerden: Fantezi ile gerçeklik arasında: Anna B Savage, Robert Beatty ve Tame Impala'dan: Currents, Better Things ve annelik dertleri
16 Nis 2021

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




