Filmekimi filmleri için ikinci şans


Çoklu evrende hız trenine biniyoruz: Loki ikinci sezonuyla Disney+’ta Ekim ayıyla şöyle bir ürperdik, biraz üşüdük, kışlıkları hafiften hazırladık. Modumuzu evde, ekran karşısında yakalamaya ise çoktan başladık. Sonbaharı bir kenara bırakırsak, nedenimiz elbette belli: Loki ikinci sezonuyla şimdi Disney+’ta ! Neler oluyor? Bir önceki sezonun şok edici finalini hatırlayanlar olarak burada mıyız? Dizi, Loki’nin kendisini Zaman Değişim Otoritesi’nin ruhu için verilen bir savaşta bulmasıyla şimdi kaldığı yerden devam ediyor. Uzay ve zaman arası çıktığı yolculukta kendini büyük tehlikelerle karşı karşıya bulan Loki; Mobius ve Hunter B-15’le birlikte yeni ve geri dönen karakterlerden oluşan bir ekiple beraber birlikte yola çıkıyor. Sürekli genişleyen ve giderek tehlikeli hâle gelen bu çoklu evren yolculuğu için tahmin edersiniz ki heyecanımızı gizleyemiyoruz. Tom Hiddleston ’ın hayat verdiği ve ikonik Fesatlık Tanrısı Loki’nin maceralarını aktaran dizi, her cuma yeni bölümleriyle bizlerle. En iyisi Loki için kaldığımız yerden Disney+ ’ta devam edelim.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Sonbaharda İstanbul benim için hep Filmekimi’yle başladı. Cannes, Venedik ve Toronto başta olmak üzere dünya festivallerinde merakla beklediğim filmleri hep Filmekimi’nde izledim. 2000’lerin başında 12-15 filmden oluşan Filmekimi seçkileri bugün 50’ye yakın filme yer veriyor. Dolayısıyla her şeyi izlemek mümkün değil. Buna sabit kalan seans sayısı ve artan talep eklenince, salonlarda yer bulmak her yıl biraz daha zorlaşıyor. Neyseki Filmekimi, önümüzdeki aylar boyunca vizyon takviminde ya da dijital platformlarda yerini alacak filmler için bir ön gösterim geçidi niteliğinde. Yani kaçırdığımız filmlerin çoğu için ikinci birer şans çok yakınımızda. Aynı şans salonları dolduranlarımızın çok beğendiği ve yeniden izlemek istediği filmler için de geçerli tabii...
Başka Sinema ile her gün festival
Başka Sinema var olmaya başladığı 2013 yılında, yola “Bize her gün festival!” diyerek çıkmıştı. O gün bugündür de festival ruhunu yıl boyunca yaşatmayı sürdürüyor. Filmekimi ve festivallerde ilk gösterimlerini yapan filmlerden birçoğu da yıl içinde Başka Sinema salonlarında daha geniş kitlelerle buluşuyor. Başka Sinema takviminde şimdiden gösterim tarihleri duyurulmuş Filmekimi filmleri var: 20 Ekim’de The Book of Solutions, bugün ise The Boy and the Heron gösterime girdi bile. Anatomy of a Fall (3 Kasım), Jeanne du Barry (10 Kasım ve Evil Does Not Exist (1 Aralık) ise sıralarını bekliyor.

Anatomy of a Fall | Kaynak: İKSV
🌟 Anatomy of a Fall / Anatomie d’une chute | Yön. Justine Triet
Ne oluyor? Eşi gizemli bir şekilde dağ evlerinin üst katından karlara düşerek hayatını kaybedince cinayetten tutuklanan bir yazar, suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışıyor. Filmin başrolünü Toni Erdmann ile tanıyabileceğin ve bu yıl aynı zamanda The Zone of Interest’te de izleyeceğin Sandra Hüller üstleniyor.
İzleme notları: Filmekimi’nde gösterileceği açıklanan ilk film, Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye ile döndüğü için merakla beklenen Anatomy of a Fall olmuştu. Justine Triet’nin yönetmenlik becerileri, konusu okunduğunda tahmin edilenden ya da çoğunluğu mahkemede geçen bir filmden beklenen bambaşka bir izleme deneyimi sunuyor. Beni en çok şaşırtan; filmin esas karakteri olan yazar Sandra’nın suçlu ya da suçsuz oluşunu hiç umursamamış, filmin benden beklediğinin de bu olmamış olması. Şahidi olmayan, üstelik kurbanın da suçlananın da evinde yaşanmış bir olası cinayet her anlatıldığında farklı bakış açılarıyla farklı yorumlanabilirken; ses ve görüntü müdahaleleri aracılığıyla izleyicinin algılarını büken mahkeme sahneleri heyecanla takip edilebiliyor. Sandra Hüller; Fransızca, Almanca ve İngilizce arasında sıkıştığından çeviride kaybolan duygular ve gerçeklerden nasibini alan Sandra rolünde yılın en iyi performanslarından birini veriyor. Milo Machado Graner ise kuşkusuz ki yılın en iyi keşiflerinden.
Nerede, ne zaman? 3 Kasım’da Başka Sinema salonlarında.
Pek yakında MUBI’de
Sıklıkla “festival filmi” diye genellenen, ana akımın dışında kalan sinemanın dijitaldeki en büyük yuvası MUBI. Birkaç ay önce “her gün bir film” mottosunu bir kenara bıraksa da her ay bizi zengin bir seçkiyle buluşturan MUBI’nin logosu, Filmekimi’nde izlediğimiz birçok filmin başında belirdi. Bunlardan yalnızca Inshallah a Boy’un platformdaki gösterim tarihi belli: 1 Aralık. The Delinquents, Fallen Leaves, How to Have Sex, Perfect Days, Priscilla ve The Settlers ise pek yakında MUBI’de yayınlanacak.

Fallen Leaves | Kaynak: İKSV
🌟 Fallen Leaves / Kuolleet lehdet | Yön. Aki Kaurismäki
Ne oluyor? Bir süpermarket çalışanı ve bir alkolik, tüm yanlış anlaşılmalara rağmen Helsinki sokaklarında bir ilişki kuruyorlar. Yirminci Kaurismäki filmi, yönetmenin 1990’larda sona eren Proletarya Üçlemesi’nin devamı niteliğinde.
İzleme notları: Aki Kaurismäki sinemasıyla tuhaf bir ilişkim var. İzlerken keyifle, absürtlüklerin ve Akdenizli duygulardan arınmış Nordik insan ilişkilerinin yüzüme yerleştirdiği koca bir gülümsemeyle izlediğim filmleri birkaç gün sonra tamamen unutuyorum. Bu bir yandan iyi; tekrar tekrar izlemek, yeniden tatmak istiyor insan. Birkaç ay önce Saraybosna Film Festivali’nde izlediğim Fallen Leaves’den de geriye çok az şey kaldığını itiraf etmeliyim bende. Ama film için tesadüflerin ve kaderin ördüğü ağların büyük önem taşıdığı absürt bir aşk hikâyesi diyebilir, Kaurismäki sinemasının zamansız ve renkli set tasarımının bu filmde de çok iyi çalıştığını söyleyebilir, sinema referanslarının ve mizahın çok iyi kullanıldığını ekleyebilirim.
Nerede, ne zaman? Pek yakında MUBI’de. Kaurismäki'nin son filmini izlemeden önce, geçmişte imza attığı 24 filmin 17 Kasım’dan itibaren MUBI kataloğuna ekleneceğini de not düşeyim.
İspanya’nın Oscar adayı Netflix’te

Society of the Snow | Kaynak: Netflix Türkiye
🌟 The Society of the Snow | Yön. J.A. Bayona
Ne oluyor? Uruguay ragbi takımını taşıyan uçak And Dağları’na düşünce kurtulanlar zorlu koşullara karşı savaşarak hayatta kalmaya çalışıyor. Film, En İyi Uluslararası Film Oscar yarışında İspanya’yı temsil ediyor.
İzleme notları: The Orphange ile ünlenen, The Impossible (2012) ve A Monster Calls'u (2016) İngilizce çeken İspanyalı yönetmen J.A. Bayona’nın yeni filmi bir hayatta kalma hikâyesi anlatıyor. Bugüne kadar gemi ya da uçak kazaları sonrası hayatta kalmaya çalışan insanları izlediğimiz birçok film ve diziden farkı ise 1972 yılında gerçekten yaşanmış olan olayların inanılmaz derecede korkutucu ve şok edici olması. Güney Amerika’nın en yüksek bölgelerinden birinde, uçsuz bucaksız karlı dağların arasına çakılan yolcuların soğuk hava koşullarında ve hiç yiyecekleri olmadan haftalarca nasıl hayatta kalabildiğini kanın donarak izleyeceksin. Bayona’nın zaman zaman seni duygusal sahnelerle ağlatmaya çalışması, belki de insanlığını yitirmemen için gerekli. Filmin izlediğim en iyi uçak sahnesi ünvanını Lost dizisinden devraldığını da eklemeliyim.
Nerede, ne zaman? 4 Ocak 2024’te Netflix’te.
Yakında sinemalarda...
2023’ün son, 2024’ün ilk aylarının gösterim takvimi birkaç Filmekimi filminin daha izleyiciyle sinemalarda buluşacağı müjdesini veriyor: 1 Aralık’ta Hayat, 15 Aralık’ta May December, 5 Ocak’ta Just the Two of Us, 2 Şubat’ta The Teachers’ Lounge, 9 Şubat’ta Poor Things, 16 Şubat’ta ise The Zone of Interest gösterime girecek.

The Zone of Interest | Kaynak: İKSV
🌟 The Zone of Interest | Yön. Jonathan Glazer
Ne oluyor? Auchwitz toplama kampının komutanı Rudolf Höss ve eşi Hedwig, kampın bitişiğindeki bir ev ve bahçede aileleri için rüya gibi bir hayat kurmaya çalışıyor. Martin Amis’nin aynı adlı romanından uyarlanan film, En İyi Uluslararası Film Oscar yarışında Birleşik Krallık’ı temsil ediyor.
İzleme notları: Jonathan Glazer’ın sineması bana daima donuk, mesafeli ve zorlu geldi. Kendisiyle özdeşleşmiş, en sevilen filminin dünyaya inen bir uzaylının esas karakter olduğu Under the Skin (2013) olması da tesadüfî değil muhtemelen. Yönetmenin Cannes Film Festivali’nde Büyük Ödül kazanan yeni filmi de “o” sinemadan nasibini alıyor. Oysa filmin konu edindikleri bugüne dek sinemada defalarca göz yaşlarına boğmak ve yaşanan acılara empatiyle yaklaşmak anlamına gelmiş bir alttüre, Holocaust filmlerine ait meseleler. Holocaust trajedilerine toplama kamplarına giden yollarda ve toplama kampları duvarları arasında tanık olduk hep. The Zone of Interest ise kamerasını duvarların dışına ve bir Nazi subayı ile ailesinin evine yerleştirerek empati duygusunu yok etmeye yemin etmiş adeta. Komşu kapılarında tarihin en büyük insanlık suçu işlenirken, duvarların ardından gelen çığlıkları umursamadan tozpembe bir yaşam inşa edebilen insanların varlığına inanmak istemiyor insan. Mica Levi’nin çığlıklara dönüşen müziği ve bu yıl iki filminde de yıldızlaşan Sandra Hüller’in performansı özellikle dikkat çekici.
Nerede, ne zaman? 16 Şubat 2024’te gösterimde.
Ankara’da “Dünya Sineması”
2-10 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek 34. Ankara Film Festivali’nin Dünya Sineması bölümlerinde Ankaralı izleyiciyi Filmekimi seçkisinde yer alan yedi film bekliyor. The Zone of Interest, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun katkılarıyla hazırlanmış Avrupalı Kimdir? bölümündeki filmler arasında yer alıyor. Ustalar bölümünde Nanni Moretti’nin A Brighter Tomorrow, Marco Bellochio’nun Kidnapped ve Anh Hung Tran’ın The Taste of Things filmleri gösteriliyor. Dünya Festivallerinden bölümündeki filmler arasında ise Four Daughters, The Teachers’ Lounge ve Vincent Must Die filmleri de var.

The Taste of Things | Kaynak: İKSV
🌟 The Taste of Things / La Passion de Dodin Bouffant | Yön. Anh Hung Tran
Ne oluyor? 1885 yılında bir gurme ve aşçısı mutfakta birlikte keşfediyor, deniyor, tadıyor; yemek ve lezzet üzerinden gelişen duygusal bir ilişki kuruyorlar. Marcel Rouff’un romanını sinemaya taşıyan, Juliette Binoche’un başrolünü üstlendiği film; En İyi Uluslararası Film Oscar yarışında Fransa’yı temsil ediyor.
İzleme notları: The Scent of Green Papaya (1993) ve Norwegian Wood (2010) gibi filmleriyle tanınan, Vietnam asıllı yönetmen Anh Hung Tran’ın son filmi gastronomi sanatına adanmış bir dönem filmi. Türkçe çevirisi Şeflerin Aşkı gibi sığ bir şekilde seçilmiş filmde sadece mutfağa, malzemelere ve gastronomiye olan aşk değil, gurme Dodin Bouffant ve mutfağının şefi Eugénie arasındaki aşk da oldukça narin bir şekilde aktarılıyor. Bitmek tükenmek bilmeyen, bir yandan da bitip tükenmesini istemeyeceğin mutfak sahneleri adeta 19. yüzyılda geçen, sinematik bir yemek programı gibi. Yönetmen tatları ve kokuları beyaz perdeden taşırarak senin farklı duyularına hitap etmeyi başarıyor. Öte yandan iki karakter arasındaki duygular sadece duyusal değil duygusal olarak da seni harekete geçirebiliyor. The Taste of Things’in vejetaryen ve vegan izleyiciyi çok zorlayacağını ise eklemeliyim: Filmin yarısından fazlasını oluşturan yemek pişirme ve yemek yeme sahnelerinde, insanlar tarafından yaygın olarak tüketilen hemen hemen her türlü canlının eti geçit töreni yapıyor.
Nerede, ne zaman? 3 Kasım Cuma saat 21.30 ve 4 Kasım Cumartesi 16.30’da, Ankara Film Festivali kapsamında Kızılay Büyülü Fener Sineması'nda.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Filmekimi’nde kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için gelecek programdakiler; “Televizyonda ne var?” köşesinde How to with John Wilson.
27 Eki 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




