“Galiba Dozu Kaçırdık”

6-7 Eylül 1955 tarihinde gerçekleşen İstanbul Pogromu’nun acısı ve izleri hâlâ taze.
“Galiba Dozu Kaçırdık”

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Akdenizli azınlıkların yaşadığı travmalar yirminci yüzyılın en büyük gerçekliklerinden biri… 1923’te gerçekleşen Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi’yle göç etmek zorunda bırakılan Türk ve Rum toplulukların yaşadığı sosyoekonomik problemler, 1934’te gerçekleşen Trakya Olayları, 1942’nin Varlık Vergisi, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Yunanistan’a bırakılan Girit ve Birleşik Krallık mandasındaki Kıbrıs’ta ortaya çıkan etnik ayrışmalar hafızalardan silinmeyecek pek çok olaya sebep oldu. İki ulus devletin inşa süreci sancılı olsa da 18 Şubat 1952’de NATO’ya katılarak müttefik olan Türkiye ve Yunanistan, takip eden aylarda Başbakan Adnan Menderes ve Kral 1. Paulos’un karşılıklı ziyaretleriyle ihtilaflarını aşmaya başlamış görünüyordu. 1953’te Kıbrıs Rumlarının Birleşik Krallık mandasına karşı başlattığı mücadele, 1955’te Birleşik Krallık’ın diplomatik hamleleri ve Türkiye’de kurulan Kıbrıs Türktür Cemiyeti ve Seferberlik Tetkik Kurulu’nun faaliyetleriyle Türkiye’yi de içine çekti. Londra Konferansı sürerken 6-7 Eylül 1955’te İstanbul’da yaşananlar acı izler bırakmakla kalmadı, İstanbul’un çok kültürlü dokusuna da onulmaz bir hasar verdi. 

  • İstanbul Ekspres: Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık Londra’da Kıbrıs meselesine dair üç partili görüşmelerini sürdürürken 6 Eylül 1955 günü devlet radyosu “Atatürk’ün Selanik’teki evinde bomba patlatıldığı” haberini geçti. Tirajı 20 bin civarında olmasına rağmen 290 bin basılarak Kıbrıs Türktür Cemiyeti üyelerince dağıtılan İstanbul Ekspres gazetesi halkı bombalı saldırıya tepki göstermeye davet ederken Taksim Meydanı akşam saatlerinde büyük bir kalabalıkla doldu. 19.00 civarlarında Haylayf Pastanesi saldırıya uğrayan ilk mekân olurken ilerleyen saatlerde büyük bir yağma ve talan yaşandı. Pera çevresindeki Rum, Ermeni ve Yahudi meskenleri büyük zararlara uğradı; Kurtuluş, Şişli, Nişantaşı, Eminönü, Fatih, Balat, Eyüp, Bakırköy, Yeşilköy, Ortaköy, Arnavutköy, Bebek, Moda, Kadıköy, Kuzguncuk, Çengelköy de bu saldırılardan etkilendi.
     
  • Yağma ve talan: 6-7 Eylül günlerinde yaşanan olaylarda, 4.214 ev, 1.004 iş yeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul ve aralarında fabrika, otel, bar gibi yerlerin bulunduğu, büyük çoğunluğu Rumlara ait olan 5.317 mekân tahrip edildi ve yağmalandı. Resmî rakamlara göre 60 kadın tecavüze uğradı, birçok vatandaş öldürüldü. İnsan hakları örgütleri, patrikhane ve Yunanistan otoriteleri tecavüz vakalarının 400’den fazla olduğunu, pek çok kadının utanç ve korku nedeniyle makamlara başvuru yapmadığını tahmin ediyor. Yaşanan olaylar neticesinde İstanbul’daki Rum nüfusu 1955-1960 yılları arasında 116 binden 49 bine düştü. Bugün ise 2 bin civarlarında olduğu tahmin ediliyor. 
     
  • İstanbul Pogromu: Bir Yahudi dili olan Yidiş’ten Rusça ve Türkçeye geçtiği düşünülen pogrom; dinsel, etnik veya siyasi nedenlerle bir topluluğa karşı gerçekleştirilen ve bireyleri, evleri, iş yerlerini ve ibadethaneleri hedef alan şiddet eylemlerini tanımlıyor. Bu şiddet eylemleri arasında tecavüz, dövme, yaralama, öldürme, tahrip etme ve yağma da yer alıyor. 1819’da Frankfurt’ta gerçekleşen Hep-Hep Ayaklanması, 1931’de Selanik’te Yahudi halkı hedef alan olaylar, Holokost’un başlangıcı sayılabilecek 1938’deki Kristal Gece ve İstanbul’da 6-7 Eylül 1955’te yaşanan olaylar zinciri pogrom kabul ediliyor.
     
  • Sonrası ve yargılamalar: İstanbul Pogromu'nun faili olduğu iddia edilen bir grup insan cezalandırılmış olsa da olaylar bugün dahi tam anlamıyla aydınlatılmış değil. 27 Mayıs darbesinin ardından gerçekleştirilen Yassıada Yargılamaları’nda Demokrat Partili Başbakan Adnan Menderes 6-7 Eylül olaylarını provoke etmekle de suçlandı ve cezalandırıldı fakat Menderes, MİT başkanının davaya çağrılmasını defalarca talep etse de hep reddedildi. Özel Harp Dairesi, Seferberlik Tetkik Kurulu ve Kontrgerilla gibi NATO bağlantılı yapıların 6-7 Eylül olaylarıyla ilişkisi ise hiçbir zaman açıklığa kavuşturulamadı. Bombalama iddiası olayının faili olduğu iddia edilen ve Yunanistan’da yargılanarak suçlu bulunmasına karşın Türkiye’nin teslim etmediği Oktay Engin’in Nevşehir Valiliği yapmış olması da Engin’in suçluluğuna inanan ve inanmayan kesimler arasında ayrım yarattı. 
     
  • Ordinaryüs Lefter Türkiye’de futbolla bağı olmuş birçok insanın sevip saydığı bir isim, bu yazıda ona yer vermemek de olmazdı. 6-7 Eylül’de mahallenin çocukları evine saldırdığında “15 gün önce gol attığımda omuzlardaydım. O gün ise kayalar ve boya tenekeleriyle karşılaştım. En kötüsü, harçlık verdiğim çocuklar evime saldırdı. Kızlarım küçüktü, onları öldürmeye kalktılar.” demişti Küçükandonyadis. Hiçbir zaman da o çocukların ismini vermedi. Bugünden geriye baktığımızda Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın Beyoğlu’nun o hâlini görünce verdiği ilk tepki geliyor akıllara: “Galiba dozu kaçırdık.”


Galata’dan sevgilerle...

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

Barış ödülü, savaş suçu

Günaydın, bugün 10 Eylül Perşembe. Moria sığınmacı kampında yangın çıktı. ABD Başkanı Trump Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterildi. BM, Yemen'de savaş suçu işlendiğine dair makul deliller olduğunu açıkladı.

10 Eyl 2020

Barış ödülü, savaş suçu

YAZARLAR

Umutcan Savcı

Co-Founder at Aposto

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR