Göçmen kuşlar gibi: ABD'de TikTok'un yasaklanma ihtimali RedNote'a yaradı

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
ABD’de Joe Biden yönetimi tarafından imzalanan yasa kapsamında getirilecek TikTok yasağına ilişkin son tarih yaklaşırken pek çok kullanıcı, orijinal adı Xiaohongshu olan sosyal medya uygulaması RedNote’a akın etti. Platformun aldığı devasa kullanıcı göçü, RedNote’u Apple’ın uygulama mağazası App Store’un ABD’de en çok indirilen ücretsiz uygulaması hâline getirdi.
- Kendilerine “TikTok mültecileri” diyen bazı kullanıcılar, yasağı protesto için Çin merkezli başka bir uygulamanın seçildiğini söylüyorlar.
Nedir? Adını Mao'nun Küçük Kırmızı Kitap'ından alan Xiaohongshu; e-ticaret, kısa video ve gönderi işlevlerini birleştiren bir sosyal medya uygulaması. Platformu giderek daha popüler hale getiren ise özellikle güzellik, moda, yemek ve seyahat alanlarındaki trend ve ürün bilgilerinin güvenilir bir kaynağı hâline gelmesi.
Son yıllarda Çin, Malezya, Tayvan gibi bölgelerde ilgi görerek aylık 300 milyon aktif kullanıcıya ulaşan uygulama, yakın zamanda ABD'den aldığı göçü de memnuniyetle kabul etmiş gibi görünüyor. Çinli kullanıcılar, TikTok'tan göç eden ABD'li kullanıcılara Çince öğretmeyi teklif ediyor ya da kendilerini tanıttıktan sonra “Ben sizin Çinli casusunuzum... Lütfen kişisel bilgilerinizi ya da kedinizin ve köpeklerinizin fotoğraflarını teslim edin” gibi yorumlar yapıyorlar.
Öte yandan: ABD'li TikTok kullanıcılarının hükümetlerini protesto etmek için geçtikleri RedNote da Çin'deki başka birçok uygulama ve internet hizmeti gibi sansüre tabi. Platformlar genellikle Pekin'in siyasi açıdan hassas gördüğü içerikleri siliyor ya da "gölge yasaklar"la sansür uyguluyor.
Bir adım geriden: Eski ABD Başkanı Joe Biden, geçen yılın Nisan ayında ulusal güvenliğe ilişkin endişeleri gerekçe göstererek TikTok’u ülke genelinde yasaklayan bir yasa tasarısını onayladı. ABD mahkemeleri, çatı şirket ByteDance’in savunmasını dinlemeyi kabul etse de şirketin ısrarlı itirazlarını reddetti.
- TikTok’un ABD’de kullanıma kapatılmaması için ByteDance’in platformun yönetimini 19 Ocak’a kadar merkezi Çin’de olmayan bir şirkete devretmesi gerekiyor.
- Yasak için verilen son tarihe günler kalmış olmasına rağmen ByteDance henüz herhangi bir satış hamlesinde bulunmuyor.
Öte yandan: 20 Ocak’ta göreve başlayacak ABD Başkanı Donald Trump, TikTok problemine siyasi yollarla bir çözüm bulmayı planladığına ve yasaya gerekçe gösterilen ulusal güvenlik endişelerine ilişkin ByteDance ile bir çözüm için müzakere yürüterek platformu yasaktan kurtarmayı hedeflediğine yönelik sinyaller veriyor.
İstikamet RedNote
Tıpkı TikTok gibi Çin merkezli bir şirket tarafından geliştirilen RedNote, Instagram ve TikTok’a benzer bir sosyal medya deneyimi sunuyor. Platformun şu anda dünya genelinde 300 milyona yakın aylık aktif kullanıcısı bulunuyor.
ABD Temsilciler Meclisi’nin Çin Komünist Partisi’ne ilişkin stratejiler geliştiren komitesinin başkanı John Moolenaar ise RedNote’un da yapısı itibarıyla TikTok’un yasaklanmasına yol açacak yasanın hedefi hâline gelebileceğine işaret ediyor.

Önemli ayrıntı: Business Insider’a konuşan Moolenaar, ABD Başkanı Donald Trump’ın ulusal güvenliğe ilişkin risk teşkil eden diğer Çin merkezli uygulamaları da TikTok yasası kapsamında yasaklama yetkisine sahip olduğunu söylüyor.
Çin Komünist Partisi’nin eski başkanı Mao Zedong’un Küçük Kırmızı Kitap adlı kitabının da Çin’deki komünist devriminde etkili olduğunu vurgulayan Moolenaar, şimdi aynı adı taşıyan Çin merkezli bir uygulamanın bir sonraki TikTok olmak istediğine dikkat çekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
YAZARLAR

Doğa Yurduneri
İş Dünyası ve Teknoloji Editörü

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Haziran ayında İstanbul’daki Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde açıklanan 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı, Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla kamu kurumları için resmî bir yol haritasına dönüştü. Plan, yetkinliklerin yaygınlaştırılmasından işlem gücü yatırımlarına uzanan 16 adımlık bir çerçeve sunuyor ancak sınırlı eğitim hedefleri, özel sektöre yönelik teşvik ihtiyacı, yönetişim ve çevre alanındaki boşluklar, planın geliştirilebilecek yönlerine işaret ediyor.

Google, yapay zeka alanında bugüne dek her zaman sessiz, istikrarlı, kendini kanıtlamış ve olgun bir şirket imajı çizdi. Fakat Ağustos ayı başlarında şirket, yapay zeka yönetiminde bugüne kadar yaptığı en köklü değişikliklerden birine gitti. Eski şirket çalışanları tarafından yapılan açıklamalar, bu yönetim değişikliğinin ardında şirketin yapay zeka alanında hangi yöne ilerlemesi gerektiğine dair önemli bir fikir ayrılığı olabileceğine işaret etti.

Son günlerde yapay zeka modellerinin yaygın kullanıma açılmak için yeterince güvenli olup olmadıklarını anlamak üzere yapılan testler, başlı başına bir güvenlik riskine dönüşüyor. Şirketler tarafından bir prestij göstergesi gibi sunulan kaçış vakaları, test ortamları ve prosedürlerinin de en az modeller kadar hızlı güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Yapay zeka üretimiyle insan üretimini birbirinden ayırmak giderek zorlaşırken Spotify’dan Anthropic’e teknoloji şirketleri, etiketler ve filigranlarla kökeni yeniden görünür kılmaya çalışıyor. Ancak bu önlemler kolayca aşılabiliyor; üstelik bir içeriğin yapay zeka ürünü olduğunu öğrenmek ona biçtiğimiz değeri de değiştiriyor. Belki de asıl mesele artık sahte içeriğe kanıp kanmayacağımız değil, otantikliği nasıl tanımlayacağımız olacak.

Yapay zeka şirketleri için rekabet, artık yalnızca kimin daha güçlü bir model geliştirdiği üzerinden yürümüyor. Milyonlarca insanın günlük yaşamına giren bu şirketler, teknoloji laboratuvarlarından tüketici markalarına dönüşürken insanların yalnızca ürünlerini kullanmasını değil, markalarıyla bağ kurmasını da istiyor. Fakat OpenAI’ın ilk influencer gezisine gelen tepkiler, bu stratejinin beklenen etkiyi yaratmadığını ortaya koyuyor.




