

Architecht Açık Bankacılık Raporu, sektörle ilgili önemli analizlere yer veriyor! Türkiye’de açık bankacılık regülasyonlarının 2022 yılından itibaren zorunlu olması, hem bankaların hem de müşteriyle finansal ilişkisi olan sektörlerin iş yapış biçimlerinde yeni fırsatlar ve olanaklar ortaya çıkaracak. Yeni iş modellerinin oluşması, müşterilerin ihtiyaçlarına yönelik yeni finansal hizmetlerin gelişmesi ile birlikte rekabetin artması ve finansal dünyanın bir parçası olmamış yepyeni kitlelerin buraya kazandırılması hedefleniyor. 2013 yılında McKinsey Global Institute Raporu’nda ortaya konan, 2025 yılına kadar ekonomik etkiler bakımından en yıkıcı 12 teknoloji öngörüsüne bakıldığında, bu teknolojilerin alt yapısının API’ler tarafından sağlandığı görülüyor. Architecht, tüm bu gelişmeleri öngörerek açık bankacılığa özel çözümünü “Açık Bankacılık” teriminin ülkemizde resmi olarak tanınmasından (15 Mart 2020) daha önce geliştirmeye başladı ve kullanıcıların hizmetini sundu. Ürün uluslararası Berlin Group ve İngiltere Açık Bankacılık gibi standartlara uygun olarak, bugün yurtiçi ve yurtdışı müşterilerine hizmet verirken Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın standartlarına da uyumlu hale getiriliyor. Açık bankacılık alanındaki tecrübeleriyle bankaların dışında sigorta, telekom ve perakende gibi diğer sektörlerin de açık bankacılık farkındalığını artırmayı amaçlayan Architecht, CXO Medya iş birliğiyle hazırladığı Açık Bankacılık Raporuyla sektörün mevcut durumunu analiz ediyor. Architecht Açık Bankacılık Raporu’nun tamamına buradan erişim sağlayabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Osman Kavala için ortak bir çağrı yapan on büyükelçiye "Türkiye'ye böyle bir ders vermek haddinize mi sizin, kimsiniz siz?" şeklinde tepki göstermişti. Erdoğan'ın cumartesi günü bir açılışta gerçekleştirdiği konuşmasında aşağıdaki ifadeleri kullanması, konuyu diplomatik kriz boyutuna taşıdı.
"Gerekli talimatı ben de Dışişleri Bakanımıza verdim. Ne yapması gerektiğini söyledim. Bu 10 tane büyükelçinin bir an önce istenmeyen adam ilan edilmelerini hemen halledeceksiniz dedim. Bunlar Türkiye'yi tanıyacaklar. Türkiye'yi bilmedikleri, anlamadıkları gün burayı terk edecekler."
"İstenmeyen adam": Devletler arası ilişkilerde o ülkede kalması yasaklanan yabancı bir kişi için kullanılan bir diplomatik terim olan persona non grata, herhangi bir ülkenin bir diplomata uygulayabileceği en ciddi kınama biçimi olarak kabul ediliyor.
Bir adım geriden
Osman Kavala'nın tutuklanmasının dördüncü yıl dönümünde ABD, Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda büyükelçilikleri; Osman Kavala davasının "Türkiye'nin uluslararası yükümlülükleriyle ve millî kanunlarıyla uyumlu şekilde, adil ve hızlı biçimde sonuçlandırılması gerektiği" çağrısında bulunmuştu.
Çağrının ardından büyükelçiler Dışişleri Bakanlığı'na çağrılmış ve Dışişleri Bakanlığı'ndan "söz konusu açıklamanın Büyükelçilerin savunduğunu iddia ettikleri hukukun üstünlüğü, demokrasi ve yargı bağımsızlığına da aykırı olduğu" açıklaması paylaşılmıştı.
Tepkiler
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu "Ülkeyi hızla uçuruma sürükleyen Şahıs, bu sefer de "10 büyükelçinin 'istenmeyen adam' ilan edilmesi emrini” vermiş. Açıkça söylüyorum; bu hareketlerinin sebebi milli çıkarları korumak değil, mahvettiği ekonomiye suni gerekçeler yaratma çabasıdır. Dönüp bir bak halkın sofrasına!" paylaşımını yaptı.
Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu "10 büyükelçiyi istenmeyen adam ilan etmenin ne Osman Kavala ile ne de yargı bağımsızlığıyla bir ilgisi vardır. Öyle olsaydı ağır ithamlar altındaki Rahip Brunson Trump’ın telefonu ile Deniz Yücel ise Merkel’in talebiyle bırakılmazdı." dedi.
Avrupa Parlamentosu Başkanı David Sassoli "Yılmayacağız. Osman Kavala'ya özgürlük" paylaşımını yaptı.
Norveç Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Trude Maaseide "Türkiye'yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni imzalayarak uymayı taahhüt ettiği demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğüne uymaya davet etmeyi sürdüreceğiz" dedi.
Perspektif
Konuyla ilgili görüşlerini Aposto! Gündem'le paylaşan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce Almanya, Hollanda ve ABD’ye yönelik benzer sert çıkışları olduğunu söyleyen Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Berk Esen, krizin bu noktaya geleceğini tahmin etmediğini belirtiyor.
Kimisi Türkiye’nin ortağı olan, NATO üyesi olan ülkelerin büyükelçilerinin topluca gönderilmesinin Cumhuriyet tarihinde bir örneği olmadığını söyleyen Berk Esen’e göre “Türk dış politikası çok uzun süredir, Türkiye’nin otoriterleşmesine paralel olarak kişisel düzeyde yönetiliyor. İç siyaset, ekonomi ve hatta hukuk üstünde olduğu gibi Türkiye’nin dış politikası üstünde de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve onun etrafında belli oranda bildiğimiz dar bir kadronun yoğun bir baskısı var.”
Bu kararın rasyonel saiklerle yorumlanmasının kolay olmadığını belirten Esen, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve rejim açısından da sonuçları olabileceğine dikkat çekiyor. Berk Esen’e göre Cumhurbaşkanı Erdoğan bu çıkışla birkaç şey hedefliyor.
“Uzun süredir devam eden ekonomik durgunluğu aşmak için bir şekilde dış politikada suni krizler yaratarak kendi tabanında safları sıklaştırmaya çalışıyor. Koalisyon içinde bir süredir AKP ve MHP arasında devam eden anlaşmazlıklarını böylesine bir uluslararası kriz yaratarak aşmaya çalışacaktır. Bu noktadan sonra MHP’nin AKP’den en azından bir süre ayrılması mümkün değil. Bu bence birinci temel neden.”
Diğer yandan Esen’e göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demirtaş ve Kavala davalarını bireysel olarak yakından takip ediyor. Bu hamle özellikle Avrupa Komisyonu’ndan bu konuda Türkiye’ye gelen baskıyı bir miktar azaltmak için yapılmış olma ihtimali taşıyor.
Olası bir erken seçimin mantık dışı olmadığını söyleyen Esen, Türkiye’de kış ortasında seçime gitme geleneği olmadığına ve böylesi bir durumun bahara kalabileceğine dikkat çekiyor. Durum böyle olsa bile Esen bu hamleyi Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından çok rasyonel göremediğini ifade ediyor. TCMB Başkanı’nın görevden alınmasıyla başlayan “kötü yönetimin” iktidar açısından “intihar hamleleri” olduğuna dikkat çeken Esen, bu çıkışı da bu sürecin bir devamı olarak yorumluyor.
Ne gibi sonuçları olabilir?
DW Türkçe, Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı bu yönde bir adım atmaması için ikna etmeye çalıştığını aktarıyor. Bugün gerçekleşecek kabine toplantısının bu karar açısından kritik olduğu söyleniyor.
Emekli Büyükelçi Namık Tan, Dışişleri Bakanlığı ya da bakan Çavuşoğlu'nun tek başına bir şey yapamayacağını düşünüyor. On ülke büyükelçisinin ortak açıklamasını "yöntem olarak yanlış" bulan ve açıklamanın "Erdoğan'ın siyaseten elini güçlendirdiğini" söyleyen Tan'a göre on ülkeye "En kısa zamanda büyükelçilerinizin ülkemizden ayrılmasını istiyoruz" notası verilecek.
Diğer yandan Berk Esen, göç krizi nedeniyle özellikle AB’nin Türkiye konusunda çok hassas olduğunu, bu sebeple Türkiye’yle istikrarsızlık yaratmak istemediklerini belirtiyor. Hatta Esen’e göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerilimi artırmakta bir problem görmemesinin dayanağı biraz da bu. Esen ABD açısından böyle bir durum olmadığını ve sert tepki gösterebileceğini söylüyor ve ekliyor: “ABD Büyükelçisi zaten yakında değişecekti. Belki yeni büyükelçi bir süre gelmez ve orada bir müzakere olur. Ama Türkiye’nin artık ABD’den pek kazanabileceği bir şey kalmadı.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Cumhurbaşkanı Erdoğan büyükelçi çıkışında ısrar ediyor. Türk-İş işçilerin gelir vergisi oranlarının düşürülmesini talep ediyor. TOBB Başkanı döviz kurlarının reel sektörü tedirgin ettiğini söylüyor.
25 Eki 2021

YAZARLAR

Mehmet Şimşek
ODTÜ Felsefe'yi bitirdi. İçinde Bulunduğum Durum isimli bir oyun yazdı, besteledi, sahneledi. Şarkıları da var.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





