Hype döngüsünün ötesi: AR’ın geleceği gösterişte değil, faydada olabilir mi?

Artırılmış gerçeklik (AR), tüketici pazarında hâlâ kitlesel olarak benimsenmenin yollarını ararken teknolojinin asıl etkisi çok daha kritik kullanım alanlarında ortaya çıkıyor. Duygu Daniels, itfaiyecilerin görüş mesafelerinin sıfıra düştüğü ortamlarda yollarını bulmalarına yardımcı olan AR teknolojileri geliştiren Ömer Hacıömeroğlu ile AR’ın bugünkü kullanım alanlarını, yapay zekayla kesişimini ve geleceğini konuştu.
Hype döngüsünün ötesi: AR’ın geleceği gösterişte değil, faydada olabilir mi?

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

Artırılmış gerçeklik (AR), bir kez daha, yaygın biçimde benimsenme noktasına ulaşacak kadar uzun süre ilgi odağında kalmakta zorlanıyor. Ancak Meta geçen yıl 7 milyondan fazla akıllı gözlük satarken Snap, Specs’i piyasaya sürdü. Google ise akıllı gözlük teknolojisine geri döneceğini duyurdu. 

Peki şimdiye kadar gerçekten “başaran” oldu mu? AR teknolojisini kullanarak anlamlı bir fark yaratan biri var mı? Ve bundan sonra yapay zekadaki ilerlemeler, AR’ın gelişimini geride bırakacak mı? 

Ömer Hacıömeroğlu ile tanıştığımda kendime tam da bu soruları soruyordum. Ömer, yalnızca başarılı bir AR girişimi kurmakla kalmayan ve kurduğu işle hayat kurtaran az sayıdaki teknoloji uzmanından biri.

Ömer’in kurumsal pazarda faaliyet gösterdiğini tahmin ediyorsanız doğru düşünüyorsunuz. Ancak asıl şaşırtıcı olan, faaliyet gösterdikleri dikey sektör ve kuruluş hikayeleri. 

Ömer Hacıömeroğlu

AR destekli bir giyilebilir cihaz prototipi geliştirdin ve tasarımınla ödüller kazandın. Ardından ortakların seni internette buldu ve gerisi geldi. Bunların herhangi birini, özellikle de hayat kurtarabileceğini öngörüyor muydun?

İtfaiyeciler için görüş mesafesinin sıfır olduğu dumanlı ortamlarda görmelerine ve yollarını bulmalarına yardımcı olan, başa takılan bağlantılı bir AR sistemi geliştirdik. Yönlerini kaybetmeden ve hızlarını kesmeden görev açısından kritik taktiksel yönlendirmeler almalarına yardımcı oluyoruz. 

Ben bir “girişimci” olarak değil, uygulamalı çalışan bir ürün tasarımcısı olarak başladım. Yüksek riskli ortamlardaki insan-bilgisayar etkileşimine takıntılı olduğum için AR destekli bir giyilebilir ürün konsepti geliştirdim. Ellerinizin meşgul olduğu, beyninizin bilişsel olarak aşırı yüklendiği ve kullanabileceğiniz tek araçların görüşünüz ve ellerinizin olduğu ortamları hedefliyordum. 

Bu ürün konsepti dünya çapında tasarım alanında takdir gördü ve kazandığı görünürlük, kurucu ortağımın çalışmayı internette bulup benimle iletişime geçtiği tesadüfi bir an yarattı. Bu görüşme de kartopu gibi büyüyerek gerçek bir şey inşa etmemize yol açtı. 

İşin komik tarafı, girişimci olmaya başladığımı sonradan fark etmemdi. İlk birkaç yıl şirket kurmakla değil, kavram kanıtı geliştirmekle uğraşıyorduk. Ancak üçüncü yılda “Bu bir iş” bilinci geldi. Bunun, ömür boyu sürecek bir sorumluluk olduğunu ve insanların yaptığımız şeye güveneceğini fark ettik. 

Dolayısıyla önemli bir şey inşa edeceğimi öngörüyordum ama bir derin teknoloji girişiminin kurucu ortağı olmanın ne anlama geldiğinin tüm boyutlarıyla farkında değildim.

Evlerimizdeki plastikler nedeniyle bugün artık yangınlar çok daha hızlı yayılıyor. Bu sorunu biraz anlatabilir misin?

Çoğu insan modern evlerin temelde yakıtla dolu olduğunun farkında değil: Plastikler, sentetikler, köpükler, petrol bazlı malzemeler… Bunlar yandığında ortaya çıkan duman, son derece zehirli oluyor. Bu nedenle artık yangınların davranışı, birkaç on yıl öncesine kıyasla daha hızlı, daha agresif ve daha öngörülemez hâle geliyor. 

Hem yangın mağdurları hem de itfaiyeciler için en büyük katil duman. İtfaiyeciler, bu inanılmaz kaotik koşullarda çoğu zaman körlemesine çalışıyor ve solunum cihazı nedeniyle telsizlerinin sesi boğuk çıkıyor. Tahliye olmaları gerektiğinde birbirlerini uyarmak için ellerinde yalnızca havalı kornalar ve telsiz çağrıları var. Ancak itfaiyeciler, hayatları yalnızca teknolojiye bağlı olamayacağı için IDLH (Yaşam ve Sağlık Açısından Acil Tehlike) ortamlarında teknoloji kullanmadan yollarını bulmak üzere hâlâ eğitim alıyor. 

Isı, toksinler, istikrarsızlık, çökme riski, patlamalar, geri tepme patlamaları… Burası ölümcül bir labirent gibi ve teknoloji arızalanırsa yine de oradan çıkabilmeleri gerekiyor. Biz tam olarak bu boşluk üzerinde çalışıyoruz. İtfaiyecilik mesleğinin temellerini veya standart operasyon prosedürlerini bozmadan, yüksek stresli anlarda görüş, yön bulma kabiliyeti ve hız kazanmalarına yardımcı oluyoruz.

İlk müşterinizi nasıl buldunuz? İtfaiye teşkilatlarıyla ilişki kurmak nasıldı?

Bu sektör güven ve ilişkiler üzerine işliyor. Erken aşamadaki kurucuların yaptığı hatalardan biri, satışların ürün olağanüstü olduğu için arttığına inanmak. Devlet kurumları ve ilk müdahale ekipleri söz konusu olduğunda iyi ürünlerin yardımı dokunur ama lobicilerin var olmasının ya da büyük ve yerleşik şirketlerin satın alma süreçlerine hakim olmasının bir nedeni var. Her şey ilişkiler, ortak geçmiş ve güvenilirlikle ilgili.

İtfaiye teşkilatları da tıpkı diğer tüm sektörler gibi son derece insan odaklı. ABD’de bir itfaiye istasyonu, kelimenin tam anlamıyla mutfağı, oturma odası ve ortak alanları olan bir ev. Bir istasyona girdiğinizde bunu birinin evine giriyormuşsunuz gibi ele almanız gerekiyor. 

Bu ağları, dayanıklı, yüksek dürüstlük standartlarına sahip ve birbirlerinin hayatından sorumlu insanlarla samimiyete dayalı, eski usul ilişkiler kurarak oluşturduk. Kuzey California’daki Menlo Park Fire gibi teşkilatlarla ortaklık yaptık, Los Angeles County ile çeşitli kapasitelerde çalıştık ve yüzlerce teşkilatta demolar yaptık. Ayrıca hibeler ve programlar üzerinden ABD İç Güvenlik Bakanlığı ile ticarileştirme ortağı olarak çalıştık.

Genç itfaiyeciler, yeni teknolojilere daha açık olabiliyor. Daha yaşlı itfaiyeciler ise daha şüpheci yaklaşıyor; çünkü yüksek riskli ortamlarda teknolojinin sahip olabileceği eksiklikleri anlıyorlar. Bir balta çökmez; karmaşık bir sisteme sahip akıllı bir cihaz ise çökebilir. Dolayısıyla itfaiyeciler hayatlarını ona emanet etmeden önce sisteminizi test etmek isteyecektir. 

Donanım tasarımından pazar stratejisine kadar, tanıdığım en iş odaklı ve çok yönlü tasarımcılardan birisin. Seni tüm bu karmaşanın ortasında yangınları söndürürken gözümde canlandırabiliyorum. Tüm süreç nasıl ilerledi ve bugün her şeye yeniden başlayacak olsan neyi farklı yapardın?

Erken aşama girişimler karmaşıktır ve doğru yönlendirme olmadığında kaosu normalleştirme eğiliminde oluruz. Ardından bu kaos bizim işletim sistemimize dönüşür. Ben işin mutfağından, yani üretici tarafından geldiğim için ürünü baştan sona tasarlayabilirim. Ancak zaman içinde işim, fon toplamayı, işe almayı, işten çıkarmayı, müşteri dinamiklerini ve pazara giriş stratejisini öğrenmeyi kapsayacak şekilde genişlemek zorunda kaldı. 

Bunların hepsini nasıl takip ettim? Açıkçası sistemleri birbirine yamayarak bir şekilde yolunuzu buluyorsunuz. Bütçeniz olmadığı için derme çatma kullanıcı araştırmaları yapıyorsunuz. Süreci, ilerledikçe kuruyorsunuz. İşleri bir şekilde yürütmeyi başararak hayatta kalıyorsunuz.

Bugün başlasaydım iki şeyi daha erken yapardım. Birincisi, kendimi hemen mentörler ve danışmanlarla çevrelerdim. Çünkü doğru yardımla kaçınabileceğiniz pahalı hatalar var. İkincisi, kurucu odaklı ivmeden sistem odaklı uygulamaya daha erken geçerdim. Belirli bir aşamadan sonra her şey hâlâ kurucuya bağlıysa sağlam temeller inşa etmiyorsunuz demektir. Bunun için iyi tanımlanmış rollere, hesap verilebilirlik yapılarına ve bilinçli bir kimlik değişimine ihtiyacınız var. Egonuzun tercih ettiği kişiye değil, işletmenin ihtiyaç duyduğu kişiye dönüşmeniz gerekiyor. 

Bazı insanlar bir şeyleri başlatmak ve ardından devretmek için yaratılmıştır. Bunda da sorun yok. Yalnızca hangi yolda olduğunuz konusunda kendinize karşı dürüst olun.

AR alanında başarılı olduğunu görmekten heyecan duyduğun başka hangi ürünler var?

AR, insanları etkilemeye çalışmayı bırakıp insanlara yardımcı olmaya başladığında beni heyecanlandırıyor. Üç boyutlu cerrahi ve klinik görselleştirme, biyogeribildirim ve haptik teknolojiler kullanan nöroloji uygulamaları, rehabilitasyon uygulamaları ve terapötik uygulamalar, üretim, havacılık bakımı, petrol ve gaz, inşaat gibi alanlardaki endüstriyel güvenlik ve saha hizmetleri ürünlerinde başarılar görmek isterim. 

Yüksek katlı binalar, hastaneler, fabrikalar, depolar için gerçek zamanlı algılama, paylaşımlı mekansal haritalama ve iç mekan konumlandırma… AR, başarılı olacaksa bu alanlarda başarılı olacak. Bunların tümü; hızın, güvenliğin, hassasiyetin ve koordinasyonun gerçekten önemli olduğu ortamlar. 

Tüketici ürünlerinin hype döngüleri vardır; ancak bu kategoriler, ölçülebilir ve güvenilebilir sonuçlara bağlı oldukları için zaman içinde büyüyecektir.

Yapay zeka alanındaki gelişmeler AR’ı nasıl etkileyecek?

Yapay zeka, fiziksel ve dijital görsel sistemlerimiz arasındaki boşluğu kapatmaya yardımcı olabilir. Özellikle de bunların gerçek zamanlı optimizasyonunda… 

Şu anda beynimizin dünyanın belirli bir şekilde davranmasını bekleme biçimiyle piksellerin oluşturulup yenilenme biçimi birbiriyle örtüşmüyor. Bu boşluk rahatsızlık, gecikme ve bilişsel yorgunluk yaratıyor. Yapay zekanın en büyük katkısı, dijital katmanın “dijital” hissettirmek yerine organik, hızlı ve sezgisel hissettirmesini sağlayacak perde arkası kalibrasyonlar yaratması olabilir. 

Yapay zekanın özellikle etkili olmasını beklediğim alanlardan bazıları; hareket kaynaklı rahatsızlıkları azaltmak, hareketleri daha doğru takip etmek ve çevreyi algılayıp taramak. Ayrıca yapay zeka, kullanıcının kısa sürede çok fazla bilgiyi işlemesi gereken durumlarda deneyimi sadeleştirebilir, gereksiz bilgileri filtreleyebilir, olağan dışı durumları öne çıkarabilir, önemli olanı gösterip geri kalanını gizleyebilir. 

AR bağlamında yapay zeka, insanların robotlarla etkileşimini de kolaylaştırabilir. Örneğin robotların hareketlerini tahmin edebilir, olası çarpışma risklerini gösterebilir, fiziksel olarak görünmeyen güvenlik sınırlarını görselleştirebilir ve robotun mevcut durumuna ilişkin teknik bilgileri insanların kolayca anlayabileceği görsel işaretlere dönüştürebilir. 

Derin teknoloji alanına girmek isteyen gençlere bir tavsiyen var mı?

İki tavsiyem var. Birincisi, bilgiden ziyade bilgeliğe öncelik verin. Bilgi her yerde. Podcast’leri art arda dinleyebilir, tweet’ler okuyabilir, analiz videoları izleyebilir ve kendinizi üretken hissedebilirsiniz. Ancak bilgi tek başına gidişatınızı değiştirmez. Bilgelik ise değiştirir. 

Bilgelik; başarısızlıktan, baskıdan, sonuçlarla yüzleşmekten geçmiş bilgidir. Bu yüzden kendinizi size zaman kazandıracak mentörler, danışmanlar ve öğretmenlerle çevreleyin. 

İkincisi, yine zaman kazanmakla ilgili. Öğrenme konusunda bilinçli olun. Sırf yapabildiğiniz için her şeyi öğrenmeye çalışmayın. Merak güçlüdür ama bir yöne ihtiyacınız var. Nereye gittiğinizi tanımlayın. Ne tür problemleri çözmek istiyorsunuz? Ne tür odalarda bulunmak istiyorsunuz? Ne tür sorumluluklar üstlenmek istiyorsunuz? Ardından sizi o geleceğe doğru götürecek yolları öğrenin. 

Ayrıca entelektüel olarak meraklı olun ama entelektüel olarak açgözlü olmayın. Zaman gerçektir ve dikkat sınırlıdır. İkisini de önemliymiş gibi harcayın; çünkü öyleler.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

YAZARLAR

Duygu Daniels

Duygu, çoğunlukla tüketici uygulamaları üzerine çalışan bir yazılım tasarımcısı. San Francisco'da yaşıyor.

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

QuandoQuando
∙

HİKAYE

Her Şey Ortada: Doğruluk mu, cesaret mi?

Silikon Vadisi’ni bir dönem sallayan Theranos skandalı, yakın zamanda yeniden teknoloji, medya ve iş dünyasının merkezine yerleşti. Girişimin kurucusu Elizabeth Holmes, 11 yıl hapis cezasına çarptırılmasının ardından bu kez dünyayı sallayan bir belgeselin ana konusu oldu. Üstelik kendi talebiyle…

Çiğdem Öztabak

·

03 Kas 2026

Her Şey Ortada: Doğruluk mu, cesaret mi?
QuandoQuando
∙

HİKAYE

AI sonrası dünya: Beceri atrofisi çağın yeni normali mi?

Bugüne kadar en azından bir kez bir işi ChatGPT ile yapıp bir daha asla yapay zeka olmadan yapamaz hâle geldiyseniz yalnız değilsiniz. “Beceri atrofisi” olarak adlandırılan bu durum, yapay zekanın hayatımızı kolaylaştırırken bizi nasıl ona bağımlı hâle getirdiğini de açıklıyor. Uzmanlara göre asıl risk, yapay zekanın işimizi elimizden alma potansiyelinde değil, kendi becerilerimize ihtiyaç duymayacak kadar yapay zekaya bağımlı hâle gelmemizde yatıyor.

Doğa Yurduneri

·

03 Kas 2026

AI sonrası dünya: Beceri atrofisi çağın yeni normali mi?
QuandoQuando
∙

HİKAYE

AI pazaryerlerinin yükselişi: Tek öncü model dönemi sona mı eriyor?

Yapay zeka modellerinin sayısının artması ve kullanım maliyetlerinin farklılaşması, şirketleri ihtiyaçlarına en uygun modeli bulabilecekleri platformlara yönlendiriyor. Farklı modelleri tek bir çatı altında buluşturan yapay zeka pazaryerleri, geliştiricilere esneklik ve maliyet avantajı sunarken sektörde rekabetin dinamiklerini de değiştiriyor.

Doğa Yurduneri

·

02 Kas 2026

AI pazaryerlerinin yükselişi: Tek öncü model dönemi sona mı eriyor?
QuandoQuando
∙

HİKAYE

‘Hayal kırıklığı çukuru’na yaklaşırken: Yapay zeka balonu patlarsa kimler ayakta kalır? 

Son üç yılda yapay zeka hep pırıltılı manşetlerin diliyle anlatıldı; şimdiyse herkes dönüp bilançoya bakmaya ve bu kadar paranın nereye gittiğini ve ne zaman döneceğini sormaya başladı. 1840’ların demiryolu çılgınlığını hatırlatan bu fiyatlama ve sabır krizi, insan uzmanlığını yok sayarak her problemin üzerine bilgi işlem gücü boca etmenin mucizevi kârlar getireceği inancını da sarsıyor.

Ümit Alan

·

30 Eki 2026

‘Hayal kırıklığı çukuru’na yaklaşırken: Yapay zeka balonu patlarsa kimler ayakta kalır? 
QuandoQuando
∙

HİKAYE

Dokunmatik ekranlı MacBook Pro, yeni iPad mini ve çok daha fazlası: Apple’ın ‘Pro and Tell’ lansmanından öne çıkanlar

Apple, 28 Ekim Çarşamba günü düzenlediği “Pro and Tell” lansmanında dokunmatik ekranlı yeni MacBook Pro modelini tanıttı. OLED ekranlı yeni iPad mini ile M6 çipli iMac ve MacBook Pro da lansmandan hemen önce duyurulan ürünler arasında yer aldı.

Doğa Yurduneri

·

28 Eki 2026

Dokunmatik ekranlı MacBook Pro, yeni iPad mini ve çok daha fazlası: Apple’ın ‘Pro and Tell’ lansmanından öne çıkanlar