Bir kameranın arkasında, ekranın başındayız


Neşe dolu bir hafta sonu deneyimi için: Galataport İstanbul
Umarız gelecek hafta sonuna özel bir planın yoktur Duende okuyucusu. Galataport İstanbul seni 26-28 Kasım tarihlerinde, Karaköy sahil şeridinde neşe dolu bir hafta sonu deneyimine davet ediyor.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Yıl 2009. Justin Vernon ve Lykke Li, Los Angeles’ta. Her ikisi de bir yıl önce yayımladıkları ilk albümleriyle kısa sürede tanınırlık sağladı ve hayat onları bir şekilde ABD’nin rüya şehrinde bir parkta buluşturdu. Lykke Li, koluna taktığı zilli bilekliği, bir elindeki zinciri, diğerindeki minyatür trompet şeklinde üflemeli çalgısı ve çıplak sesiyle hit şarkısı Dance Dance Dance’i söyledi. O dönemin Bon Iver elemanları, başta Justin Vernon olmak üzere türlü enstrümanlar ve vokalleriyle ona eşlik etti.
Bundan 12 yıl önce 18 Kasım’da YouTube'a yüklenen ve çok belli ki basit bir kamerayı elde tutarak çekilen bu video, zamanda yolculuğun en kestirme yollarından biri. Benim için canlı performans videolarının hep ayrı bir sihri oldu — ayda geçen mimikler; enstrümanı okşayan eller; mikrofona yapıştırılan ağız ve tabii ki seyirciyle birlikte söylenen şarkılar. Daha nicesi var. Pek tabii böyle bir giriş yapmamın da bir sebebi var.

Levent ve Taner, Salon'un arkasında, gişenin önünde, anıların içinde
2010 yılında müzikle ilgili bir şeyler yapmak isteyen ve çok sevdiği Midlake grubunun İstanbul konseri sırasında onlarla canlı performans videosu çekmeyi hedef olarak belirleyen Levent Sevi, şimdi dönüp baktığında “Vay be! Nasıl bir cesaret,” dediği Long Way From Home - Istanbul Acoustic Sessions isimli projesiyle bir hayalin peşinden gitti. Onun hayali, hem tarihe görsel ve işitsel notlar hâlinde düştü hem de bugün de sürdürdüğü canlı performans projelerinin başlangıcı oldu.
Levent’le kayıt öncesinde Yeldeğirmeni’nde buluştuk. 11 aylık köpeği Lesi’nin dışarıda olma heyecanını sohbetimize dâhil edip canlı performanslara dair üretici ve izleyici tutkularımızı tanıştırdık. O da zaman tünelinde, nostalji kokulu bir tren kompartmanında yolculuk etmeyi sevenlerden. Bu sefer bir icracının karşısında değil, bir kameranın arkasında, ekranın başındayız. Müziğe, üretilmiş eserlere kendi hikâye anlatıcılığını eklemeyi başarmış Levent’e selam ver. Hoş geldin Levent.
Başlamadan Levent'le zamansal atlamalar yaşatan çalma listemizi dinleyebilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Müziğe, üretilmiş eserlere kendi hikâye anlatıcılığını eklemeyi başarmış Levent’e selam ver.
21 Kas 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Köklü rock grupları yıllardır büyük ölçüde aynı şarkı listeleri ve sahne düzenleriyle konser veriyor. Bir grubun geniş bir müzik kataloğuna sahip olması, dinleyiciye her konserde bu zenginliğin farklı bir bölümünü sunması için yeterli değil mi?

Bir düzeni reddetmekle onun yerine başka bir düzen kurmak arasındaki mesafe neden bu kadar büyük? Romain Gavras’ın 2022 yapımı "Athena"sı bu soruyu cevaplamaktan çok, bütün şiddetiyle önümüze koyuyor. Film, öfkenin nasıl kolektif bir enerjiye dönüşebildiğini, kalabalıkların kadraja her girişinde büyüyen bir hareket duygusu ve baş döndürücü bir kurgu temposuyla gösteriyor.

İstanbul ve Ankara ayakları sona eren, bu hafta sonu İzmir ve Mersin’de sürecek Filmekimi seçkisinde ölüm, yas, ahlaki ikilemler ve gerçek hayatlardan beslenen hikayeler öne çıktı.

Adalet, gerçeklik ve güvenlik sarsılırken yapay zeka yeni bir faili sahneye çıkarıyor. Netflix'in "Instadocs" serisi, kendi yarattığı sistemlerle yüzleşmek zorunda kalan insanlığın hikayesini anlatıyor.

Süleyman Doğru'nun dilimize kazandırdığı "Latin Amerika Patlaması - Boom Mektupları", kitabın editörlerinin imece usulü yazdığı "giriş" yazısı, yaklaşık 207 mektup ve mesaj, yazarların birbirleriyle yaptıkları söyleşiler, eserleri hakkında kaleme aldıkları deneme, eleştiri ve makalelerle bizi Latin Amerika ve İspanyolca edebiyatın dört çığır açan isminin dünyasına davet ediyor.



