İlkel ve gotik dürtülerle baş başa


Müzik ekseninde şifalı günler: Bozcaada Caz Festivali
İnsanın, içinden çıkamadığı zor anlarla ve krizlerle baş etme yöntemi olarak iletişim kurma ve işbirliğinde hareket etmesi, çözüm arayışındaki en sadık yoldaşları. Milyarlarca yıldır dönüşen, farklılaşan ve gelişen şifa arayışında kendini…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Zola Jesus, Arkhon
Süre: 42 dakika
Plak şirketi: Sacred Bones Records
Yayın tarihi: 24 Haziran 2022
Kartonet: Nika Roza Danilova, bilinen adıyla Zola Jesus, 15 yılı aşan müzik kariyeri boyunca pop müziğini aydınlık taraftan koparıp kendi karanlık renklerine boyadı. Aradan geçen zamanda yaratımlarının temel ilkeleri sabit kalsa da söz yazarlığındaki derinlik, vokal gücü ve kozmik ölçekteki varoluşsal arayışları onu kimlikleştirdi. Tektipleşmenin tekmesini yiyerek makas değiştiren pop müziğinin alternatif janrlarda yaşadığı bölünme de ona olan ilgiyi artırdı. Belki de bu ilgi ve beraberinde gelen beklenti, 2017 çıkışlı Okovi’nin ardından kavuştuğumuz altıncı albümü Arkhon’un gelişini geciktirdi. Aradaki beş yıllık zamanda Danilova, bir yandan yaşadığı yazar blokajını aşmaya çalıştı, diğer yandan oturduğu yerden dünyanın karanlığa ilerleyişini takip etti.
Nika Roza Danilova, tekrardan üzerine Zola Jesus pelerini geçirmesi için yeni çalışma yöntemleri keşfetmeliydi. Sun O))) ve Cloud Nothings’in ses coğrafyasını oluşturan prodüktör Randall Dunn ve Fiona Apple’ın vurmalılardaki rehberi Matt Chamberlain’le yaptığı tamamlayıcı işbirlikleri, Zola Jesus'un yeniden doğuşunu başlattı. Geriye sadece sahip olduğu ilkel ve gotik dürtüleri kullanarak daimî hizmetçisi olduğu coşkulu karanlığa doğru adım atmak kaldı. Temmuz ayında yayımlanan 10 şarkılık Arkhon albümü, Danilova’nın köklü bir estetiği şekillendirmek, keskinleştirmek ve iyileştirmek için bulduğu yöntem aynı zamanda. Eski Yunancada “hükümdar” anlamına gelen Arkhon, yüzüstü bırakanların yarattığı hayal kırıklığından beslendi. Günümüz kaygılarını düşünmeden içine çekti. Vazgeçmek yerine, harekete geçmeyi hatırlattı.

Zola Jesus, Arkhon
Neden dinleyelim? Arkhon; açılış şarkısı Lost’tan, kapanıştaki Do That Anymore’a kadar her şarkısıyla gerilim dolu bir filmin en vurucu sahnelerine eşlik edecek ve tüm duygusal bariyerleri yıkacak güce sahip. İşleri biraz geriye sarmanın, ilerlemenin en iyi yolu olduğuna inanan Nika Roza Danilova, klasik olarak eğitilmiş kudretli sesine daha fazla odaklanarak nihayetinde yeni bir Zola Jesus yarattı. İlk bakışta yan yana duran pek çok eklektik fikir, şiirsel yönü kuvvetli sözler ve farklı vokal teknikleriyle birleştiğinde kulağa karmaşık gelebilir. Ancak orkestral düzenlemeler, gotik motifler, güncel pop manzaraları, opera atmosferindeki endüstriyel sesler arasında kurulan bağlantı tünellerinin albümü tek bir çerçevede tuttuğunu söyleyebiliriz.
Danilova, yeni albümüyle tek güne sığdırılan yaşamda güneşi uğurlamak için bir seremoni düzenledi. Kuşkusuz bunun için sadece büyüleyici sesi de yeterli olabilirdi. Ancak o Arkhon’la huzursuz yaratıcılığını sergilemek istedi. Albümdeki son cümlelerinin arasına yerleştirdiği “Devam et, hata yap, hepsini ateşe ver.” sözleriyle daha iyi bir hayata çıkan yıkımı işaretledi. En kötünün yanında daha iyi görünenlerden uzaklaşmanın vakti geldi. Üstelik şimdi 42 dakikalık bir başlangıç da mümkün.
Benzer işler:
- Austra, Feel It Break
- POLIÇA, Give You the Ghost
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta keşifte Jonas Carpignano'nun son filmi Akdeniz; Bozcaada Festivali'nin ortak kurucularının sıcak sohbeti; Zola Jesus'ın kendini yeniden yarattığı son albümü Arkhon var. Keşifle, kültür-sanatla kal. Keyifli okumalar!
15 Tem 2022

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ramize Erer’in "Séparation" sergisi, Paris’in tarihî atmosferini günümüze taşıyan Hôtel Langlois’nın 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluştu. Ramize Erer ve küratör Nazlı Pektaş’la resimlerdeki hüznü, geçiciliği ve mekanın sergiye kattıklarını konuştuk.

1961’den itibaren Almanya’ya giden işçiler, oy kullanmak için beklediler ama siyaset yapmak için sandığı beklemediler. Nermin Abadan-Unat, Gündüz Vassaf, Ayhan Kaya, Fatma Aydemir ve Ece Temelkuran’ın kitaplarının izinde, Ford grevinden Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına, vatandaşlık reformlarından AfD’nin yükselişine uzanan altmış beş yılı okuyoruz. Aynı sorular hâlâ gündemde: Kim “Alman”? Neresi “vatan”?

Zamanın sevgi ve acının mekanı olduğunu söylüyor Ursula K. Le Guin. Bilge Karasu ise o ölümün adını anmadan yazdığı değiniler, öyküler ve masallardan oluşan tuhaflıklar kitabı "Göçmüş Kediler Bahçesi"nde birkaç kez kaçınılmaz olana dair uyarıyor bizi: "Kedinizi bir insanı sever gibi sevmeye çalışmayın!" Benimse diyeceğim şu: Kaç insan kendisini bir kedi gibi sevdirmeyi başarabilmiş ki!

İlkay Şencan, yeni EP’si “Origin”de çocukluğunun müzikal hafızasını elektronik müzikle buluşturuyor. Şencan ile biraraya geldik ve kariyerinin başlangıcından uluslararası başarıya, DJ kabinindeki seyirci beklentilerinden müzik sektöründeki network ilişkilerine uzanan pek çok konuyu konuştuk.

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




