İnce Buzun Üstünde Bir Umut Yolculuğu

Shackleton ve ekibinin mücadelesi
İnce Buzun Üstünde Bir Umut Yolculuğu

Ocak/Şubat - BMW - Dünyahali
BMW i ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Hakan Bulgurlu

1914 yılının ağustos ayı. Dünyaca ünlü kâşif Ernest H. Shackleton ve ekibi Güney Kutbu üzerinden Antarktik buz örtüsünü geçmek için zorlu bir yolculuğa çıkıyor. Hedef büyük, Antarktika oldukça soğuk ve rüzgârlı… Ekip ise onları bekleyen yaşam mücadelesinden bihaber. 

Dünya’nın en güneyine doğru uzun bir yolculuğun ardından Endurance (Dayanıklılık) adını verdikleri gemi, ana kıtaya yaklaşırken buz kütlesine çarparak hareket edemez hale geliyor. En yakın yerleşim yerinden kilometrelerce uzakta, dış dünya ile iletişimi olmayan ekip için asıl mücadele tam da o an başlıyor.

Endurance aylarca suda mahsur kaldıktan sonra 1915 yılının ekim ayında Weddell Denizi’nin sularına teslim oluyor. Peki ya ekip? Tüm zorluklara rağmen Shackleton ve ekibi benzeri olmayan bir dayanıklılık örneği göstererek beş ay boyunca buz kütlelerinin üzerinde kamp yaparak hayatta kalmayı başarıyor. Shackleton’ın birkaç ekip üyesini yanına alarak başarıyla Antarktika’daki Fil Adası’na gitmesiyle grubun tahliyesi organize ediliyor.

Tüm ekibin sağ salim evlerine dönmeyi başarmış olmasının yanı sıra bu keşfi kayda değer kılan bir diğer neden de Shackleton’ın liderliği. Ünlü kâşifin değişen şartlar karşısında sergilediği uyum kabiliyeti, esnekliği ve ekibinin geleceği için hedeflerini değiştirmesi yıllardır Harvard’da vaka analizi olarak anlatılıyor. Kimileri bu yolculuğu asıl hedefine ulaşmadığı için başarısızlık olarak değerlendirse de tüm yaşananların insanın sonuna kadar savaşma ve hayatta kalma güdüsünü gözler önüne serdiği aşikâr. 

Shackleton, Amundsen, Scott ve diğerleri… Hem Antarktika hem de Arktik tarihi benzer hikayelerle dolu. Bu hikayeler merak dürtümüzle gezegenimizi keşfetme arzumuzu ve yüzyıllardır bu arzu için aldığımız risklerin boyutlarını bizlere gösteriyor. Yanıtlanması zor sorulara cevap arayanların bu uzak topraklarda yaşadıklarını ve hissettiklerini nesilden nesle aktarırken geçmişle günümüz arasında bir köprü kuruyor.

Geçtiğimiz aralık ayında Antarktika’nın en yüksek noktası Vinson’a [4892m] tırmanmak ve dünyanın en güney noktası olan Güney Kutbu’na kayakla ulaşmak için bu uzak ve soğuk kıtaya gittim. On Thin Ice, İnce Buzun Üstünde, adını verdiğimiz proje ile amacım buzulların erimesine ve birçok şehri sular altında, milyarlarca insanı ise evsiz bırakacak deniz seviyesindeki artış riskine dikkat çekmekti.

Güney Kutbu’na kayakla gitmek için aralıksız sekiz gün boyunca kızak çekmeniz gerekiyor. Eşsiz beyaz kar kütleleri arasında sonsuz sessizlik ve yalnızlık… Düşüncelerinizle baş başa her geçen gün bir diğerinin aynısı… Beni ve ekip arkadaşlarımı büyüleyen bu nefes kesici doğanın tehdit altında olduğunu bilerek attığım her bir adım bambaşka bir yük yüklüyor omuzlarıma. Ne yazık ki yüzyıl önce Shackleton ve diğerlerinin keşfetmek için hayatlarını riske attığı Antarktika bugün çok farklı. 

Gezegenimizin en uzak köşesi olmasına rağmen Antarktika iklim krizinin etkilerinden kaçabilmiş değil. Dünya’nın bir diğer ucunda, Grönland’da ise durum maalesef daha acı.

Kutup bölgeleri dünyanın buz kütlesinin yüzde 90’ına ev sahipliği yapıyor.

İklim krizinin etkisiyle 2002 yılından bu yana Antarktika yılda ortalama 150 gigaton buz kaybederken bu oran Arktik için 270 gigaton. Daha da çarpıcı olan ise Grönland’ın saatte 30 milyon ton buz kaybediyor olması—bu daha önce tahmin edilen orandan yüzde 20 daha fazla. Araştırmalar gösteriyor ki önümüzdeki dönemde atmosfere salınan sera gazı miktarını azaltsak bile Batı Antarktika’daki erimenin önüne geçmek mümkün değil. Yüzyıl önce Atlas Okyanusu’nun sularına karışan Endurance’ın 2022 yılında bulunan kalıntıları bile okyanus asidifikasyonu ve buzulların erimesi nedeniyle tehdit altında. Peki, medeniyetin bu en uzak köşelerindeki ekosistemin değişmesi bizi neden ilgilendiriyor?

Yükselen sular, batan şehirler

Avustralya’nın iki katı büyüklüğünde olan Antarktika’da buzulların tamamen erimesi deniz seviyesinin küresel olarak yaklaşık 60 metre yükselmesi anlamına geliyor; bu kıyı şeridimizin hatta dünya haritasının tamamen değişmesi demek. Bugün dünya nüfusunun 3’te 1’i kıyı şeridinden içeriye 100 km kadar olan bölgelerde yaşıyor; bu Şanghay’dan New York’a Mumbai’ye milyonlarca insanın deniz seviyesi yükselmesine karşı korunmasız olduğunu, kutup bölgelerinin geleceğinin bizimki ile doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor.

Shackleton’ın buz kütleleri arasında hayatta kalmaya çalışmasının bugün iklim krizi ile mücadelemizle benzer yanları olduğunu düşünüyorum. Shackleton ve ekibinin planlarını alt üst eden buz kütlesi bizim hikayemizde iklim krizi. İnsanlık tarihi her zaman krizlere ve zorluklara sahne oldu. Çok uzağa gitmeye gerek yok, pandeminin başlangıcından bu yana geçen son dört yılda da birçok küresel problemle karşılaştık, karşılaşmaya da devam edeceğiz. Burada önemli olan bu zorluklara nasıl cevap verdiğimiz.

Geçtiğimiz yıl insanlık tarihinin en sıcak yılı olarak kayıtlara geçti; 2024’ün ise daha da sıcak olması bekleniyor.

Küresel ısınmanın etkisiyle her geçen gün hızlanan bu erimenin önüne geçmek için ekonomimizin karbondan arındırılması hayati önem taşıyor. Çok yakında kendimizi yeni iklim gerçekliği karşısında güvenli yaşam yerleri ararken bulma ihtimalimizle yüzleşmeli ve geç olmadan önlem almak zorundayız. Gayrimenkulden sigortaya, bankacılıktan tarıma tüm sektörlerde sürdürülebilir dönüşümü hızlandırmalı, uyum sürecini konuşmalıyız.

İş birliği yaparak ve etkili çözümlere odaklanarak, daha önemlisi umudumuzu asla kaybetmeyerek güvenli bir gelecek inşa edebiliriz. 

Shackleton’ın da dediği gibi “Gerçek erdem, özellikle zorluklar ve yenilgi karşısında, iyimser olabilmek”.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

125: Buz Gibi Gerçekler ❄️

Buzullar Özel Sayısı

01 Mar 2024

BMW i ile birlikte
125: Buz Gibi Gerçekler ❄️

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı