Oyunlardan, oyuncular için sesli sohbet platformuna: Discord


Bitpanda anlatıyor: Son BEST Burn etkinliğinin ardından Daha önceki haftalarda sizlere Bitpanda'nın 2020-2021 sezonunda neredeyse 61 kat değer kazanan kripto para birimi BEST'ten ve 29 Temmuz'da gerçekleşen son BEST Burn etkinliğinden söz etmiştik. Yatırım dünyasını her yerde ve herkes için kolay ve erişilebilir hale getirmek amacıyla çalışan Avrupa'nın güvenilir kripto para borsası Bitpanda, geleneksel BEST Burn etkinliklerinin yedincisini geçtiğimiz hafta gerçekleştirdi. 10 milyon avroya eşdeğer 15,8 milyon BEST'in yakıldığı BEST Burn, kullanıcıların Bitpanda Ecosystem Token’a (BEST) olan ilgisini bir kez daha ispatladı. Piyasaya sürülmesinden bu yana neredeyse iki yıl geçen BEST'in popülaritesi istikrarlı artışına devam ediyor. 29 Nisan'dan bu yana Bitpanda'da işlem primlerini ve Bitpanda Pro'da işlem ücretlerini ödeme için harcanan BEST'lerle en az %25 oranında BEST yok edildi. Bu sayede BEST'in değerine katkıda bulunuldu ve BEST sahipleri bu artı değerden faydalanabildi. BEST Ödülleri Avrupa'nın önde gelen borsalarından biri olan ve 2,5 milyonu aşkın kullanıcı tarafından tercih edilen Bitpanda Ecosystem Token (BEST); Bitpanda'nın tasarladığı bir sadakat programını temsil ediyor. Bitpanda cüzdanlarında BEST tutan, herhangi bir dijital varlıkla ayda en az bir kez işlem yapan ve ödüllerini aktif olarak talep eden kullanıcıların varlıklarını yılda %12'den fazla artırmalarını mümkün kılan BEST Ödülleri, haziran ayında 85 bin kullanıcının 2,5 milyondan fazla BEST tutarında ödülden faydalanmasını sağladı. Bir sonraki BEST Burn etkinliğinin avantajlarından siz de yararlanın! İşlem ücretlerinde ekstra avantajlar sunan BEST, haziran ayında Bitpanda'daki aktif kripto para yatırımcılarının %23'ü tarafından işlem primlerinin ve işlem ücretlerinin ödenmesinde kullanıldı. BEST Burn etkinlikleri BEST arzının %50'si yok edilene kadar her üç ayda bir gerçekleşiyor. Bir sonraki BEST Burn etkinliğinin 28 Ekim 2021'de gerçekleşmesi planlanıyor. Bitpanda 'ya dakikalar içinde kaydolup hesabınızı doğrulayarak Bitpanda'nın yalnızca BEST sahibi kullanıcılarına sunduğu BEST ayrıcalıklarından faydalanmaya başlayabilirsiniz. Bitcoin, Ethereum ve BEST başta olmak üzere 50'yi aşkın kripto parayı AB güvenlik standartlarında kolayca ve hızlıca, Türk lirasıyla alıp satmaya olanak tanıyan Bitpanda, Türkiye'de sağladığı 7/24 desteği ve kullanıcı dostu uygulamalarıyla kripto para yatırım süreçlerini kolay hâle getiriyor.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Kariyerine Xbox ve PlayStation 2 için oyun geliştirme stüdyolarında başlayan Jason Citron, bu işle tatmin olmuyordu. 2008'de "App Store"un duyurulmasıyla her yeni konsol çıktığında bu konsola özel yeni deneyimlerin de ortaya çıktığını bilen Jason, burada bir fırsat gördü. iPhone'da uygulama mağazası piyasaya sürülmeden önce bir oyun geliştirmeliydi.
Oda arkadaşlarından birinin amcasından bir miktar sermaye alarak Aurora Feint oyununu geliştirdi. App Store piyasaya sürüldüğünde mevcut olan sadece 50 oyundan biriydi. Sorun şu ki, iş modeli yürümedi. Ücretsiz yayımlanan bu oyun, takım arkadaşlarıyla birlikte oynanabiliyordu ancak bu sosyal özellikler için 8 dolar isten. App Store’daki oyunlar arttıkça fiyatı düşürdü ancak kendisini ve 5 kişilik ekibini kurtaramadı.
🧩 Her platform için “Xbox Live”
Bir gün Jason bir arkadaşıyla konuşurken iPhone için, "Xbox Live" gibi oyunları çevrim içi oynamayı ve yeni oyunları keşfetmelerini sağlayan bir platform olmadığını fark etti ancak bunu geliştirmeleri için yazılımcılara ödeyecek parası yoktu. O da birkaç sahte ekran görüntüsü ve "mobil için Xbox Live" mesajıyla sahte bir açılış sayfası oluşturdu, TechCrunch'ı da bunu duyurması için ikna etti ve biraz da vizyon katarak bunu yatırımcılara gönderdi. Bu sayede 10 tane yazılım geliştirici alacak parayı elde etti. Böylece, yazılımcıların birbiriyle paylaşım yapmasını ve sohbet etmesini sağlayan OpenFeint geliştirildi. Bu platformu oyun geliştiricilere satan Jason, onların oyunları patladıkça kendisi de kazandı.
2010 yılına kadar OpenFeint 10 milyon kullanıcıya ulaştı ve en popüler 100 oyundan 30'u tarafından kullanılıyordu. Sonraki yıl Japonya merkezli bir şirket tarafından 104 milyon dolara satın alındı ve bu sayede daha büyük başarılara ulaşmayı hayal eden Jason, 3-4 ay sonra şirketle aynı düşünce yapısında olmadığını anlayınca anlaşmadan ayrılmak zorunda kaldı.
🎮 Oyun oyna, geliştir ve dönüştür
7 ay boşlukta kalan Jason, bu süreyi bir sürü video oyunu oynayarak geçirdi. 2013 yılı, iPad'in ilk yıllarıydı ve Jason yeniden takımla oynanacak oyunlar için iPad'in çok verimli bir platform olacağını -yine yanılıyordu- düşündü.
Hammer ve Chisel adında yeni bir oyun geliştirme stüdyosu kurdu, bunu iPad oyunlarının HBO'su gibi düşünebilirsiniz. Aslında, OpenFeint modelinin iPad versiyonuydu. Jason, App Store için oyun geliştirip bu sefer iPad için bir Xbox Live -Xbox Live, Jason’ın oldukça beğendiği bir şey olmalı ki ona fena hâlde kafayı takmış görünüyor- oluşturacaktı.
Yaklaşık 3 oyun yayımladıktan sonra Jason, Fates Forever adında bir oyunun nasıl işlediğini anlatan bir gönderiyi Reddit'te paylaştı. (Dikkat edelim; aslında ortada bir oyun yok, sadece hikâyesi var.) Aldığı geri bildirimlerle oyunu geliştiren Jason, altı ay sonra oyunu App Store'a almayı başardı ancak oyun kendisinin ve ekibinin beklentilerini karşılamadı.
Bu durumu düzeltmek için Hammer and Chisel'deki yazılımcılardan ve daha sonra Discord'un kurucu ortaklarından olacak olan Stanislav (Stan) Vishnevskiy ile konuşurken Stan, ideal bir iletişim platformunun yazılımcılar için nasıl olması gerektiğini anlattı ve böylece Discord’un tohumları atıldı.
Stan, oyun oynayanlar için iletişimi kolaylaştıracak bir sesli sohbet uygulaması olması gerektiğini söyledi ve Jason da, oyuncular için bir "Xbox Live" olacaksa bunun iPad değil, tüm büyük oyuncuların olduğu yerde, "bilgisayarda" geliştirilmesi gerektiğine ikna oldu.
Discord'un ilk versiyonunu şirket içinde bir yan proje olarak geliştirmeye başlayan Jason ve Stan, yeni çıkan platformlar yerine, uygulamayı indirmeden veya IP adresi paylaşmadan link paylaşımını kolaylaştıran bir platform geliştirdi. Artık, müşteri kazanma zamanıydı.
🚀 20 kullanıcıdan milyonlarcasına
Discord'un ilk 20 müşterisi, arkadaşlarıydı ve ilk 5 ay boyunca kaydolan ama onu kullanmayan arkadaşlarından geri bildirim ve öneri aldılar. Geri bildirimlere göre sürekli yeni özellikler ekliyorlardı ama hâlâ bir verim alamamışlardı.
Böylece, Jason ve Stan farklı bir kanal denemeye karar verdi. Jason ve Stan; bir arkadaşlarına Reddit'te oldukça popüler ve etkileşimi fazla olan Final Fantasy 14 ile ilgili bir gönderinin altına Discord'a bağlanan bir linkle "Hey... Discord isimli yeni IP üzerinden sesli iletişim uygulamasını deneyen var mı?" yazdırdı. Linke bağlanarak gelen kullanıcılarla hemen konuşmaya başladılar ve böylece Reddit kullanıcıları, onlar hakkında Reddit’te yazmaya başladı. Öte yandan, Stan'in bir önceki şirketi GuildWorks de oyuncu grupları için en büyük sosyal ağ ve hosting şirketiydi ve bu da Discord'un yayılmasına oldukça katkı sağladı.
Şu an, oyunları seven insanlar arasında bağ kurma amacıyla çalışan Discord; tüm ekibin oyuncuların zihniyetini iyi anlaması, sektör trendleriyle ilgili içgörüleri ve hedef kitlenin nabzını iyi tutmasıyla hızla yükselmeye devam ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Yeni jenerasyonun ödeme yöntemi Afterpay, Discord'un hikâyesi ve Google'ın Tensor çipleri.
05 Ağu 2021

YAZARLAR

Elif Özçakmak
Bir çocuğun merakı ve heyecanıyla bir yetişkinin olgunluğunu içinde barındıran bir ruha sahip, araştırmayı ve paylaşmayı seven bir İşletme Mühendisi.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Haziran ayında İstanbul’daki Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde açıklanan 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı, Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla kamu kurumları için resmî bir yol haritasına dönüştü. Plan, yetkinliklerin yaygınlaştırılmasından işlem gücü yatırımlarına uzanan 16 adımlık bir çerçeve sunuyor ancak sınırlı eğitim hedefleri, özel sektöre yönelik teşvik ihtiyacı, yönetişim ve çevre alanındaki boşluklar, planın geliştirilebilecek yönlerine işaret ediyor.

Google, yapay zeka alanında bugüne dek her zaman sessiz, istikrarlı, kendini kanıtlamış ve olgun bir şirket imajı çizdi. Fakat Ağustos ayı başlarında şirket, yapay zeka yönetiminde bugüne kadar yaptığı en köklü değişikliklerden birine gitti. Eski şirket çalışanları tarafından yapılan açıklamalar, bu yönetim değişikliğinin ardında şirketin yapay zeka alanında hangi yöne ilerlemesi gerektiğine dair önemli bir fikir ayrılığı olabileceğine işaret etti.

Son günlerde yapay zeka modellerinin yaygın kullanıma açılmak için yeterince güvenli olup olmadıklarını anlamak üzere yapılan testler, başlı başına bir güvenlik riskine dönüşüyor. Şirketler tarafından bir prestij göstergesi gibi sunulan kaçış vakaları, test ortamları ve prosedürlerinin de en az modeller kadar hızlı güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Yapay zeka üretimiyle insan üretimini birbirinden ayırmak giderek zorlaşırken Spotify’dan Anthropic’e teknoloji şirketleri, etiketler ve filigranlarla kökeni yeniden görünür kılmaya çalışıyor. Ancak bu önlemler kolayca aşılabiliyor; üstelik bir içeriğin yapay zeka ürünü olduğunu öğrenmek ona biçtiğimiz değeri de değiştiriyor. Belki de asıl mesele artık sahte içeriğe kanıp kanmayacağımız değil, otantikliği nasıl tanımlayacağımız olacak.

Yapay zeka şirketleri için rekabet, artık yalnızca kimin daha güçlü bir model geliştirdiği üzerinden yürümüyor. Milyonlarca insanın günlük yaşamına giren bu şirketler, teknoloji laboratuvarlarından tüketici markalarına dönüşürken insanların yalnızca ürünlerini kullanmasını değil, markalarıyla bağ kurmasını da istiyor. Fakat OpenAI’ın ilk influencer gezisine gelen tepkiler, bu stratejinin beklenen etkiyi yaratmadığını ortaya koyuyor.




