1930’ların İstanbulunda otomaşin meyhane gibi bir mekânın olmasını çağın çok ilerisinde bir konsept diye düşünürken “Acaba günümüz dünyasında bu konseptin örnekleri neler?” sorusu aklıma geldi. Çünkü kendi içkini kendin doldurabildiğin bir mekan fikri itiraf edelim çoğu kişiye çekici gelecektir. En azından bunu bir kere de olsa deneyimlemek isteriz.
Aklıma bu soru gelince araştırmaya önce Prag’dan başladım. Bunun iki sebebi var: Birincisi şu an yaşadığım yer olması, ikincisi ise Çek Cumhuriyeti’nin biranın anavatanlarından biri sayılması. (Her ne kadar musluktan kendi rakını doldurup içmek çok cazip gelse de bu konsept en çok biraya uyuyor aslında)
Özellikle ikinci sebepten dolayı Prag’da benzer konsepte sahip mekânların fazla olabileceğini ummuştum. Ama yanılmışım. Hâlbuki Belçika örneğinde görüldüğü üzere şehre bira boru hattı döşemek gibi çılgınca fikirleri barındıran bir kıtadan bahsediyoruz. Çek Cumhuriyeti’ne dönecek olursak -ülkenin ismi konusunda hâlâ kafalar karışık olduğu için Çekya diyen de var Çek Cumhuriyeti diyen de. Ben yenisini sevmediğim için diğerini tercih edenlerdenim- bu konsepte sadece The Pub isimli bir mekanda rastladım. Burası Pilsen tipi biraya da adını veren köklü bira markası Pilsner Urquell’e ait. Otomaşin meyhaneden farklı olarak muslukların duvar yerine masaların ortasında yer aldığı bu barın hem Çek Cumhuriyeti’nde hem de Almanya, Avusturya ve Romanya gibi diğer Avrupa ülkelerinde şubeleri var. Dolayısıyla Avrupa’da en az dört yerde bu konseptin olduğunu söyleyebiliriz.
Avrupa’daki bir başka self-servis mekan yıllar önce bir arkadaşımdan duyduğum Sofya’daki Ale House. Burasının konsepti otomaşin meyhaneye daha benzer, musluklar duvarlarda. Aynı konsept Litvanya’nın başkenti Riga’daki bir barda da var.
Ama bu konsept asıl Amerika’da yaygın. 2004 yılında Jeff Libby Arjantin’de tatildeyken bir barda kendi birasını kendisi doldurur. Ne garson vardır, ne barmen. Doldurduğun miktar analog bir çalar saat benzeri ekranda gözükmektedir. Bu konsepti çok beğenince Amerika’da uygulamaya karar verir ve “self-pour” sistemi teknolojik gelişmelere de paralel olarak zamanla pek çok mekanda, sadece bira değil soğuk alkolsüz içeceklerde de uygulanır. Sistem başka firmalarca da benimsenir ve giderek yaygınlaşır.

Şirketler bu sistemi “garson beklemeye son”, “işletme giderlerini azalt, kazancını çoğalt” gibi sloganlarla pazarlarken içecek sektöründeki geleceğin bu sistemde olduğunu öne sürüyorlar.
İçecek ve içki sektöründe gelecek bu sistemde midir ya da Avrupa ve Amerika’da 1930’larda böyle mekânlar var mıydı bilinmez ama 1930’ların İstanbulu’nda sanki gelecekten fırlamışçasına bir otomaşin meyhane vardı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Prag'da ve dünyada garsonsuz birahaneler, otomatik meyhane, çırçır suyu, haydar haydar, rakı muslukları, mucit girişimci hulusi bey...
15 Şub 2022

YAZARLAR

Göktuğ İpek
https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?
1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.
İLGİLİ OKUMALAR




